1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 1 saat içinde hapiste olmalıydı
1 saat içinde hapiste olmalıydı

1 saat içinde hapiste olmalıydı

Ülkemizde, özellikle bölgemizde çevre kirliliği ile ilgili herkes konuşuyor. Vaka ortada.. Vahşi sanayileşmeden kaynaklanan doğa ve çevre kirliliğine karşı, hem siyasi iradenin, devletin, hem

A+A-

Ülkemizde, özellikle bölgemizde çevre kirliliği ile ilgili herkes konuşuyor.

Vaka ortada.. Vahşi sanayileşmeden kaynaklanan doğa ve çevre kirliliğine karşı, hem siyasi iradenin, devletin, hem yerel yönetimlerin ciddi ve kararlı bir tavrı bulunmuyor.

Osman Pepe’nin Çevre ve Orman Bakanı olduğu dönemde, en azından bizim bölgemizde çevreyi kirletenlere karşı verilen mücadele çok daha ciddiydi. Pepe Bakanlıktan gitti, bu konu tamamen bir kenara itildi.

Pazartesi günü çok önemli bir örnek daha yaşandı. Dilovası ilçesi sınırları içinde Tavşancıl-Çerkeşli köyü bölgesinde açık alanda, en az 80 kamyon dolusu olduğu belirlenen kimyasal, endüstriyel atık toprağa atılmış halde bulundu.

Önce kabaca size bu işlerin nasıl döndüğünü anlatmaya çalışayım malum; zamanında bugün iktidarda bulunanlar Sefa Sirmen’in yaptırdığı İzaydaş Çöp Fabrikası için söylemedik söz bırakmadılar. Oysa Türkiye’de bugün hala Büyükşehir Belediyesi’ne ait İszaydaş’ın bir eşi daha bulunmuyor. Halbuki, bütün illerde atıkları bertaraf edecek böyle bir tesise çok ihtiyaç var. Dünya artık bir bütün. Dünyanın herhangi bir köşesindeki bir sanayi kuruluşu, ürettiği malları Avrupa veya ABD piyasasına satacaksa, mutlaka üretim aşamasında çıkan atıklarını, evrensel yasa ve kurallara uygun biçimde bertaraf ettiğini belgelemek zorunda.

Bu düzenleme nedeniyle, geçmişte, “Atık bertaraf şirketleri” kurulmasının önü açıldı. Tabii Türkiye’de bu konuda çok uyanıklar var.

Uyduruk şirketler kuruldu. Bu şirketler,  bertaraf edilmesi gereken atıkları bulunan tesislerden, bu atıkları topladılar. Bunun karşılığında para aldılar. Bu atıkları, ya İzaydaş gibi tesislere getirmeleri, ya da belediyelerin gösterdiği-bunların büyük bölümü de işlevini tamamlamış taş ve mıcır ocakları, maden ocaklarının çukurlarıdır- yerlere, uygun ambalajları da yaparak bırakmaları gerekir.

Atık bertaraf şirketi, atığını topladığı fabrikadan, firmadan parasını alır. O fabrika veya firma, bertaraf şirketinden atıklarını teslim ettiğine dair belgeyi alır ve malını artık istediği yere satabilecek güvenceye erişmiştir. Ama atıkları toplayan bertaraf şirketi,  bu atıkları çöp fabrikasına getirse, ya da Belediyelerin gösterdiği yere ambalajlayıp götürse ve gömse, bunun bir maliyeti vardır. Bertaraf şirketi, bu maliyeti ödemek istemez.

Topladığı kimyasal, endüstriyel zehirli atıkları, götürüp boş bulduğu alana bırakır. Böylece, o atıkları topladığı fabrikadan aldığı para, doğrudan cebine girer.

Çerkeşli yakınlarında geçen gün tesadüfen bulunan kimyasal atıklar, ne ilk ne de sondur. Ancak bu defa önemli bir ipucu bulunmuştur. En az 80 kamyonla muhtemelen gece geç saatlerde bu alana getirilip bırakılan atıkların ambalajları üzerinde, bunların hangi firmalara ait olduğunu gösteren etiketler bulunmuştur.

Tekrar vurgulamak istiyorum.  O atıkların sahibi fabrikalar en azından yasalara göre suçlu değildir. Aynı bölgede, 3 ayrı firmaya ait kimyasal atık bulunmuş. Yetkililer, bu üç firmaya da gitmişler. Üç firmanın da aynı atık bertaraf şirketine atıklarını teslim ettiği belgeleri ile ortaya çıkmış.

Yani olay gayet açık. Bir atık bertaraf şirketi var. Elinde, devletin verdiği yetki belgesi. Gidiyor, fabrikalardan, sanayi kuruluşlarından mutlaka doğaya zarar vermeden yok edilmesi gereken atıkları topluyor. Bunun karşılığında o kurumlardan önemli miktarda para alıyor. Ama bu atıkları götürüp İzaydaş’ta yaktırmak, ya da belediyenin bu tür atıkları toplayıp gömmek için gösterdiği sahalara bırakmak yerine-her ikisi için de para ödemesi gerekir- götürüp, Çerkeşli’ye bırakıyor.

Bu bertaraf şirketi belli. Dün ben çok basit araştırma yaptım, bir-iki kişiye sordum ve öğrendim.

Yetkililer öğrenemezler mi?.. Ya da bilmiyorlar mı?..

Bu atıklar kimi zaman, türüne göre denize bırakılıyor sevgili okurlar. Kimi zaman ormana bırakılıyor. Bazen, dere yataklarının kenarlarına  dökülüyor. Yaklaşık bir yıl kadar önce hatırlarsınız; Başiskele yakınlarında, D-130 karayolu kenarında kimyasal atıklar bulunmuş, bu bölgede otlamaya çıkan bir büyükbaş hayvanın bu atıkları yediği için çatlayarak öldüğü saptanmıştı.

Yetkililer, “El koyduk, araştırıyoruz” dediler. Ama bir daha hiç ses çıkmadı.

Şimdi, Çerkeşli bölgesinde bulunan çok miktarda kimyasal ve endüstriyel atık için adres belli. Deliller ortada. Bu atıkların hangi fabrikalardan, hangi bertaraf şirketi tarafından toplandığı biliniyor. Bu firmanın sahibinin, olaydan bir saat sonra cezaevinde en karanlık hücreye konulması gerekmez miydi?.. Bu firmanın sorumlularının hemen gözaltına alınması, firmanın kapısına kilit vurulması gerekmez miydi?..

Ama bizim kentimizi yöneten zihniyet, Dilovası’ndaki çevre felaketini bilimsel raporla ortaya koyan bilim adamına “Şarlatan” diyen zihniyettir. Çok büyük olasılıkla, Çerkeşli yakınlarındaki alana o atıkları bırakan bertaraf şirketi, iktidar partisine yakın ya da Büyükşehir yöneticilerinin ahbabı olan insanlara aittir.

Oraya fabrika kurulmuş, buraya OSB kurulmuş bunlar çok önemli değil. Bugün dünyada, en tehlikeli fay hattının üzerinde 100 katlı bina inşa edilmesine olanak sağlayan teknolojiler var. Yine bugün dünyada, çevre için en tehlikeli atıkları çıkartabilecek nitelikteki kurumların, çevreye zerre kadar zarar vermeden üretim yapmalarını sağlayacak teknolojiler var.

Önemli olan niyettir. Önemli olan, çevreyi, insan ve doğa sağlığını, paraya tercih eden zihniyettir. Bunların denetlenmiyor olmasıdır.

Biz bu kentte, deniz içinde, deniz kenarında, yol kenarında, dere kenarında, ormanların içinde, tarlalarda, toprak altında daha çok tehlikeli, zehirli atıklar bulacağız. Ne Valilik doğru dürüst takip ediyor, ne Büyükşehir bu işleri umursuyor. Yapanın yanına kar kalıyor.

Bu kez, Çerkeşli’de bertaraf şirketi baltayı taşa vurdu. İz bıraktı, ipucu bıraktı. Deşifre oldu. Ama eminim, aynı şirket, elinde devletten aldığı yetki ile, fabrikalardan atık toplamaya devam edecek. Yine bunları götürüp, boş bulduğu yere atacak. Sonra, Büyükşehir Belediye Başkanımız, “Dilovası’nda artık bebekler annelerinin karnında kanser oluyor” diye rapor yazan bilim adamına “Şarlatan” diyecek.

Bu haber toplam 1236 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.