1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. 100’üncü yıl coşkusu
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

100’üncü yıl coşkusu

A+A-

Türkiye, nihayet bir Milli Bayramı’nı bayram gibi kutladı. Atatürk’ün Samsun’a çıkıp, Milli Mücadeleyi başlatmasının 100’üncü yıldönümünde, her Türk vatandaşının övüneceği ve umutlanacağı görüntülerle karşılaştık.

Aslında olağan olmalı, aslında alışılmış olmalı… Liderlerin bir araya gelmesi, birbirlerine gülümseyerek el sıkışmaları sıradan bir hadise olmalı. Ama ne yazık ki, bizim ülkemizde bu tablolar çok ender yaşanıyor ve çok önemseniyor.

Samsun’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte siyasi parti liderlerinin bir araya gelmesi gerçekten ülkenin geleceği için bir umut görüntüsüydü. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, çok basit bir gerekçe ile bu buluşmanın içinde yer almayarak bence yanlış davrandı. Akşener de orada olmalıydı.

…………………….

Pazar günü, Kurtuluş Yolculuğunun 100’üncü yıldönümünde Türkiye’nin haber kanalı olmayı başaran NTV, mükemmel bir program hazırlamıştı. Sabahtan akşama kadar canlı yayınlar, belgesel görüntüler, dönemden anılarla devam eden 100’üncü yıl programını, sık sık gözlerim dolarak izledim.

Türk ulusunun Mustafa Kemal önderliğindeki dünyaya örnek kurtuluş mücadelesini anlatan bu programın, ödüllendirilmesi gerekiyor. Ayrıca, en azından önemli bölümlerinin mutlaka tekrar tekrar yayınlanmasında fayda var.

……………..

19 Mayıs, İzmit’te de müthiş kutlandı. Gece İzmit’te yapılan 19 Mayıs yürüyüşüne beklenenin çok üzerinde katılım sağlandı. Sloganlar atıldı, marşlar söylendi. Anıtpark meydanındaki konser coşkuyla takip edildi.

Aslında bütün milli bayramları böyle coşkuyla, birlik içinde kutlamamız lazım. Bizim Cumhuriyet tarihimiz, kurtuluş mücadelemiz çok büyük, çok kutsaldır. Bu ruhu yaşatırsak, sorunlarımızı da çok daha kolay aşarız.

Şimdi, 29 Ekim’in, Cumhuriyet’in kuruluşunun 100’üncü yıldönümünün heyecanını yaşamaya başladım. Cumhuriyet’imizin kuruluşunun 100’üncü yıldönümünde Türkiye’nin çok başka bir hava ve umut yaşayacağını düşünüyorum.

 

Bu rapor, raflarda tozlanmasın

Arkadaşımız Cemalettin Öztürk’ün bence çok önemli olan haberi, dün bu gazetenin manşetinde yer aldı.

Bu yılın başlarında özellikle İstanbul’da yaşanan arka arkaya duvar kaymaları, bina çökmelerinin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bütün illere genelge göndermiş, 3 ay içinde her kent için “Risk raporu” hazırlanmasını istemişti.

Büyükşehir Belediyesi, bizim kentimiz için de bu raporu hazırlamış. Tamamen bilimsel verilere dayalı olarak ilimizde toprak yapısı nedeniyle riskli alanlar belirlenmiş ve rapora yazılmış.

Bu kentte çok dikkatli olmak zorundayız. Çünkü dünyanın en riskli deprem kuşağı üzerindeyiz. 17 Ağustos 1999’da büyük felaketi gördük, yaşadık. Bu coğrafyada yine böyle felaketler olacak. İklimler değişti. Çok şiddetli yağmurlar, fırtınalar olacak. Riskli bölgeleri belirleyip, buna göre önlem almak gerekiyor.

Rapora göre İzmit’teki en riskli bölge, Yürüyüş Yolu’nun iki kenarı. Yürüyüş Yolunu esas alırsak,  aşağıda (güneyde) denize yukarıda (kuzeyde) İnönü Caddesi’ne kadar olan bölge riskli bölge. Oysa İzmit’te en eski, en yüksek katlı, en baştan savma binalar bu bölgede bulunuyor.

Bu bölgeyi tamamen yeniden planlamak zorundayız. Elbette öyle 3-5 yıl içinde değil. Ama bir 50 yıl sonra, İzmit’te Yürüyüş Yolunun iki kenarını, deniz ile İnönü Caddesi arasındaki bölgeyi tamamen, eski, çürük binalardan ayıklamak, tek katlı, bilemediniz 3 katlı binalarla doldurmamız gerekiyor. Şehrin üst tarafları var. Kandıra yolu bölgesi var. Yerleşimi bu bölgelere kaydırmalıyız.

Çürük bir zeminde, üstelik fay hatları üzerinde yaşıyoruz. Hala çok sayıda hasarlı binamız var. Bu binalarda insanlar oturuyor. Şehrimize dışarıdan gelmiş üniversite öğrencisi gençler kiracı olarak yaşıyorlar. Bütün bunları tek tek ele almak zorundayız.

Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, planlara, programlara, resmi raporlara çok bağlı olan, kendisi de geleceği planlamaya önem veren bir yönetici. Bana sorarsanız, bu kent için öncelik, Metro bile değil, kentsel dönüşümdür. İzmit’in göbeğinden başlayarak kentsel dönüşümü biran önce gerçekleştirmek zorundayız. Yorgun, hasarlı, birbirine yaslanarak ayakta duran binaların içinde yaşıyoruz.

Büyükşehir Belediyesi’nin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulmak üzere hazırladığı raporun, raflarda tozlanıp kalmasına izin vermeyelim. Bugünden tezi yok, bu rapor doğrultusunda bu kentte kentsel dönüşümü başlatalım.

 

Okul bahçelerine otopark

İzmit’in en önemli eksiklerinden biri hiç kuşkusuz otoparktır. Buna çözüm arayan kent yönetimi, şehir merkezindeki iki büyük okul bahçesinin; eski İzmit Lisesi ve Gazi Lisesi bahçelerinin ücretsiz otopark olarak kullanılmasına karar vermiş.

Hiç kuşkusuz önemli ve gerekli bir karar. Ancak bu uygulamayı daha önce de denedik. İzmit şehir merkezi için otopark ihtiyacı, yaz aylarında değil, sonbahar, kış aylarında doruk noktaya çıkar. Bu nedenle, yazın okul bahçelerini otoparka dönüştürmek, sorunun çözümü değildir.

İzmit Lisesi ve Gazi Lisesi bahçelerinin ücretsiz otopark olması kararlaştırılmış. Oysa bence 1 TL, 5 TL ücret olmalı. Bu otoparkların giriş ve çıkışında, aklı başında denetim elemanları istihdam edilmeli. Mutlaka düzen sağlanmalı. Düzensiz, denetimsiz bir otopark, hiç otopark olmamasından daha kötüdür.

Ulugazi bahçesi de İzmit Endüstri Meslek Lisesi bahçesi, Kız Meslek Lisesi bahçesi de aynı şekilde otopark olabilir. Ama dediğim gibi bütün bunlar, yaz sezonu, tatil sezonu için geçerli, geçici önlemlerdir. Bizim bu şehir merkezinde kentsel dönüşüm uygulamaları ile birlikte mutlaka yeni otopark alanları yaratmamız gerekiyor.

 

DUVAR YAZISI

Çılgın Türkler, Milli Mücadele’nin

100’üncü yılını kutladı. Yine anladık ki,

muhtaç olduğumuz kudret

damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

Bu yazı toplam 1804 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum