1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 12 yıl önce, bu gece
12 yıl önce, bu gece

12 yıl önce, bu gece

17 Ağustos deprem felaketinin üzerinden 12 yıl geçti. 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece 45 saniyelik o müthiş sarsıntıyla yataklarımızdan fırlamıştık. 12 yıl önce yıllık iznimi tamamlayıp işbaşı

A+A-

17 Ağustos deprem felaketinin üzerinden 12 yıl geçti. 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece 45 saniyelik o müthiş sarsıntıyla yataklarımızdan fırlamıştık.

12 yıl önce yıllık iznimi tamamlayıp işbaşı yapacağım sabah, deprem olmuştu.

20 bine yakın kişinin ölümüne, 60 bin kişinin ise yaralanmasına neden olan ve "Türkiye'nin 20'nci yüzyılda gördüğü en büyük doğal felaket" olarak nitelenen 17 Ağustos depremi, insanları derin bir üzüntüye ve ağır bir yıkıntıya sürükledi.

Deprem hepimizde "hasarlı ruhlar" bıraktı.

Örneğin, deprem sabahı, sabah ezanlarının okunmamış olması, havadaki ölüm sessizliği benim ruhumdaki tedavisi mümkün olmayan bir travmadır. Bu nedenle her sabah kurulmuş saat gibi sabah ezanları okunurken uyanır, yatakta doğrularak ezanları sonuna kadar dinlerim.

Yaşanan kaos ve travmatik problemlerin temel sebebi, deprem konusunda gerekli ve yeterli bilgilere sahip olmayan insanların gerektiği gibi depreme hazırlık yapamaması oldu.

Depremle yaşamayı öğrenmeye çalışmanın yanı sıra insanlar, günlük hayat literatürlerine, 'fay hattı, 'öncü ve artçı sarsıntı' gibi deprem terimlerini acı bir tecrübeyle ekledi.

Depremin öldürücü ve yıpratıcı etkisine hazırlıksız yakalananlar, depremin ilk gününde kendi yarasını kendisi sarmaya çalışarak, bütün tecrübesizliğine rağmen yardımlaşma duygusuyla hareket etti.

Böyle büyük bir felaketi yaşayan insanların direncini arttıran en önemli etken ise, bütün olumsuzluklara rağmen yaşatılmaya çalışılan manevi değerler oldu.

Büyük depremler yaşamış bir ülke olarak, Türkiye'de deprem bilincinin artırılması gerektiğini ifade eden uzmanlar, depreme karşı en büyük önlemin eğitim olduğunu her fırsatta dile getiriyor.

Depremden sonra Türk tarihinin en büyük sosyal yardımlaşma kampanyasının yaşandığı ise su götürmez bir gerçek.

17 Ağustos'ta yaşanan felakette insanlara umut dağıtan iki önemli isim öne çıkmıştı. Kendini, toplumu deprem konusunda bilinçlendirmeye adayan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara'yı, Türkiye 'deprem dede' lakabı ile 1999 Ağustos'unda tanıdı.

"Deprem öldürmez, bina öldürür" sözleri ile birçok insanın hayatında önemli bir yer edinen 'deprem dede' Türkiye'ye depremle yaşamayı öğretti.

Gerek yerel, gerekse merkezi yönetimlerin sivil savunma ve toplumu geleceğe hazırlama konularında oldukça hazırlıksız ve basiretsiz kaldıkları bu dönemde bir diğer kurtarıcı ise arama ve kurtarma derneği AKUT oldu.

Depremle birlikte kurtarma ve yardımlaşma faaliyetlerinde net bir şekilde önemi artan sivil toplum kuruluşlarının ve sivil inisiyatifin öncüsü olan AKUT, hasarlı ruhların umudu oldu.

17 Ağustos felaketi üzerine çok şey yazıldı, çok yorum yapıldı.

17 Ağustos, biz geride kalanlar için adeta doğum günü...

Ölenler için rahmet dilemekten başka elden bir şey gelmiyor.

Sabah ezanlarını yürekten hissederek dinlemek, depremin ruh hasarı olduğu kadar, Yaradan'a ne kadar yakın olduğumuzu da bir kez daha vurguluyor...

17 Ağustos’un yıldönümünde, bu büyük felakette aramızdan ayrılan hemşerilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.

Bu haber toplam 883 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.