1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. 15 TEMMUZ 2016, MEL’UN GİRİŞİMİN 2.YILI!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

15 TEMMUZ 2016, MEL’UN GİRİŞİMİN 2.YILI!

A+A-

     Takvimler 15 Temmuz 2016 tarihini gösteriyordu. 25 yaşındaki milli sporcu bir gencimiz olan milli kürekçi yeğenim Muhammed Canşi’yi toprağa vereli henüz iki gün olmuştu. Yüreğimiz yanmıştı. Bizim kültürümüzü bilenler bilir, doğu kültüründe taziyeler uzun sürer. Taziye çadırları kurulur ve taziye boyunca gelen-gidene ikramlar yapılır. Ne zamana kadar? Ta ki, son gelen insana kadar bu örf devam eder.

O mel’un girişimin yapıldığı gece taziye çadırından eve dönerken yaklaşık saat:22.00’yi gösteriyordu. Ortanca oğlum Enes telefon açarak: “Baba nerede kaldınız? Acele gelin. Türkiye karışmış. Televizyonlar; çatışma haberleri ile tankların hava limanlarını, köprüleri ve önemli noktaları kapattığı, bombaladığı haberlerini veriyor” Dedi. Tabi, bizim hiçbir şeyden haberimiz yoktu.

Doğrusu, ben inanamadım ve dedim ki: “Oğlum senin o gördüğün, Fransa’daki patlama ve kargaşadır” Enes de: “Yok, yok baba, karışan Türkiye’dir, Türkiye… Boğaz köprüsü kapatılmış, giriş-çıkışlara izin verilmiyor, meclis bombalanıyor, her yerden patlama sesi geliyor… Yollar, hava limanları ve köprüler işgal edilmiş. Tanklar ve tüfekler her yerde boy gösteriyor, millet kendini tankların önüne atıyor… Galiba darbe olmuş” Dedi.

Neyse, eve gelip televizyona baktığımızda, gördüğümüz manzara tam bir facia. Ama biraz zaman ilerlediğinde, hanıma dedim ki, “Bu girişim başarıya ulaşamaz. Hem zamanlama açısından ve hem de halkın bu girişime karşı gösterdiği reaksiyon açısından başarıya ulaşma şansı yoktur”      O sıralar TRT işgal edilmiş ve spikere zorla darbe yapıldığının bildirisi okutuluyordu. Spiker, bildiriyi okuduktan sonra, “Yurtta Sulh Konseyi tarafından yönetime el konulmuştur” diye sözünü noktaladığında, aklıma Bakara suresinin 11. ve 12. ayet-i kerimeleri geldi.

Bakara suresi: 11 ve 12. Ayetlerinde Mevlâ’mız mealen: “Bunlara yeryüzünde fesat/bozgunculuk çıkarmayın” denildiğinde, “Derler ki, biz ancak ıslah edicileriz. Dikkat edin, esas bozguncu olanlar ta kendileridirler, fakat farkında değiller” İşte tam da bu ayetlerde işaret buyurulduğu gibi, kendilerine “Yurtta Sulh Konseyi” ismini takmışlar, hâlbuki bozguncuların bizatihi ta kendileridirler.

Evet, kıymetli okurlarım, 

Saatler ilerledikçe, Sayın Cumhurbaşkanı halkı sokağa, direnişe davet ettikçe ve halkımız bu sese kulak verip tankların-tüfeklerin önüne kendilerini attıkça, o mel’un girişim tedricen püskürtüldü ve Hakkın ve halkın hâkimiyeti saat daha 24.00 olmadan kendini hissettirdi.

Tabi, hissettirdi hissettirmesine ama, o kısa süreç içerisinde bile Milletin meclisi bombalandı. Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızan  “Silahlı Kavvatlar” milletin vergileriyle alınan uçak, jet, F16’lar, top, tüfek ve mühimmatla kendi halkına saldırdılar ve toplam 249 vatan evladı şehit oldu. Bunca kapsamlı ve geniş destekli şeytani girişim, Allah’a hamd olsun ki, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, basiretli ve ferasetli idarecilerimiz ile halkımızın vatanına sahip çıkma azmi ve gayreti birleşince kısa sürede püskürtüldü. Daha sonra sektirmeden yaklaşık bir ay sürdürülen gece nöbetleri, olası yeni artçı şoklara karşı ciddi bir dalgakıran vazifesi gördü ve Feto ile partnerleri neye uğradıklarını şaşırdılar.

Değerli dostlar, unutulmamalıdır ki, 15 Temmuz 2016 tarihi, bir milattır. Milli Mücadelenin yeniden şahlanış tarihidir. Adeta ülkenin düşman işgalinden kurtuluş savaşının yapıldığı tarihidir. Memleketimizin müstemleke bir memleket olmaktan ramak kala kurtuluşunun tarihidir. 15 Temmuz, devlet-millet kaynaşmasının müşahhas örneğidir. Sağcısıyla-solcusuyla, Kürdüyle-Türküyle, insan hakları ve demokrasiden yana tavır takınan hemen her kesimin topyekûn mücadele ettiği tarihin adıdır. Şeytanın ve Türkiye üzerinde emelleri olan şeytanlaşmış insanların hak ettikleri tüneklerde pinekledikleri yerlerden teker teker avlandıkları tarihin adıdır.

Dünyanın en güçlü orduları "millettir" Hiç bir güç ve kuvvet milletin önünde duramaz. Dolayısıyla milletten destek bulamayan hiç bir cebri girişim başarıya ulaşamaz. Edirne'den Kars'a kadar her kesimden insanlarımızın darbelere karşı olduğunu 15 Temmuz 2016 tarihi gösterdi. Böylesi bir esas duruş, darbecilerin korkulu rüyası olmuştur, olmaya da devam edecektir. Ne millet 1980'li yılların milleti; ne de asker 1980'li yılların askeridir. Devlet ile milletin el ele olduğunun muhteşem senfonisi gözlemlendi/gözlemlenmeye devam ediyor. Artık askerinin silahına ve milletine sahip çıktığı bir Türkiye olduğu gibi; milletinin de askerine ve onun taşıdığı millet malı silahına sahip çıktığı bir Türkiye var karşımızda. Dolayısıyla, Türkiye geçilemez.

15 Temmuz 2016 tarihi nesilden nesile aktarılacak, yıllar yılı ders kitaplarında okutulacak, tarihçilerin tarihe not düşecek ve sosyal bilimcilerin doktora tezine konu olabilecek çok önemli bir ikaz ve uyarı belgesidir.

Değerli okurlarım, bu gün itibariyle Balıkesir’de yeğenim Burhan’ın düğününde olacağım. O yüzden aranızda olamayacağım. Darbelere karşı milletçe gösterdiğiniz tepkiye, direnişe ve dik duruşa selam olsun.

Bu yazı toplam 1207 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.