• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 7 °C

15 TEMMUZ 2016, MİLLİ İRADENİN AYAĞA KALKTIĞI GÜN OLARAK ANILMALIDIR

Alaattin KÖKSAL

15 Temmuz 2016 tarihinde darbe girişiminde bulunanlara durun ey darbeciler!  “Bu sokak çıkmaz sokak” diyerek meydanlara inen halkın onurlu çıkışını demokrasi bayramı olarak adlandırmamalıyız.  Milletin bu izzetli ve şerefli duruşunu anlayarak halkın manevi değerleriyle bütünleşmeyi ihlâslı bir şekilde becerebilirsek, 15-Temmuz-2016 tarihi, darbeci zihniyette son verildiği bir milat olarak tarihteki yerini alacaktır.

 Darbecilere karşı sabırlı bir şeklide milli ve yerli bir düşünceyle direnirken ve şiddete başvurmadan tepkisini gösterirken,  darbecilerin emriyle alçakça kurşunlanarak şehit düşen kardeşlerimizi, demokrasi şehidi olarak değil, vatan şehidi olarak anmalıyız. Zira demokrasi kavramına çok farklı anlamlar yüklendiğinden her ölene şehit dersek, Peygamberlik makamından sonra en yüksek makam olan şehitlik makamını sulandırmış oluruz.

Her türlü terörizme ve ahlaksızlığa karşı savaşan güvenlik güçlerimizin, ülkenin maddi ve manevi kazanımlarına darbe vurmak isteyen cundacılara karşı meydanlara inen milletimizin ve bu uğurda ölen kardeşlerimizin vatan, din ve mukaddesat sevgisi, maddi güç gibi gözüken demokrasiden değil, maddi ve manevi gücümüzü bir bütün olarak kuşatan iman gücünden aldığını unutmamalıyız. “Vatan sevgisi imandandır” hadisini aklımızdan çıkarmamalıyız.

Bilelim ki Rusya’da tankın üzerine çıkan Yeltsin’in demokrasi anlayışıyla Türkiye’de tankın üzerine çıkan Mehmet’in anlayışında benzerlik görülse de İman anlayışlarında hiçbir benzerlik yoktur. Merhum Erbakan Hocanın “ İman varsa, imkân’da vardır.” anlayışı maddi ve manevi gücümüzü birlikte güçlendirmeliyiz.

Manevi gücü kalplerine yerleştirenler, mesele vatan, din, mukaddesat olunca, şehit olmaktan asla çekinmezler. Hainlere, zalimlere fırsat vermemek hususunda caydırıcı güç olarak her türlü askeri teknolojik ve ekonomik gücü elde etmek için asla tembellik yapmazlar. Maddi gücü elerinde tutup kalplerine koymazlar. Teknoloji Müslümanların elinde olursa rahmete, zalimlerin elinde olursa zulme vesile olduğunu unutmadan çalışmalıyız.

Bu anlayışla çalışanlara, tarih boyunca zalimler engel olmaya çalıştılar. Bu hususun anlaşılması için, yakın siyasi tarihimizden iki örnek vermek yeterli olacaktır. Merhum Erbakan Hoca, milleti, ülkesi ve İslam âleminin uyanması için maddi ve manevi yönünde etkileyici hamleler yaparak, milleti de bu yönde şuurlaştırarak yönlendirmeye çalışınca, hain şer güçler ve onların şuursuz yerli işbirlikçileri devreye girerek, akla hayale gelmeyen tuzaklarla engellemeye çalıştılar. 

Aynı yolun yolcusu olan Sayın T.Erdoğan, “Kazan- kazan” siyasetiyle bir denge kurmaya çalıştıysa da, dış şer güçler ve onların uzantısı olan bilinçli veya bilinçsiz yerli gözüken bazı güçler Sayın Erdoğan’a engel olmak hususunda ellerinden gelen her şeyi yaptılar.  Çok fazla teferruatına girmeden hainlerin ne yaptıklarını özetle ve mealen yazmaya çalışalım.

Önce siyasi yasaklı konumuna getirdiler ve sonra “ Artık muhtar bile olamazsın” manşetlerini attılar.  Eski Yargıtay başsavcısı olan Sabih Kanatoğlu’nun iktidar partisinin Cumhurbaşkanı seçmek için meclisin toplanma yeter sayısının 367 olması için anayasa mahkemesine başvurdu. Anayasa mahkemesi, meclisin iradesini hiçe sayarak bu teklifi anayasa maddesi yaptılar ve Sayın Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesine engel oldular. 2007 tarihinde Genelkurmay başkanının kaleme aldığı ve kendi sitelerinde yayınladıkları E-Muhtıra verdiler.

2008 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı AK partisine kapatma davası açtı. 2009 tarihinde o günün Genelkurmay bakanı ve kuvvet komutanları görevlerinden istifa ettiler. 2011 tarihinde MİT müsteşarı Hakan Fidan’ı ifade vermek için savcılığa çağırdılar. 2013 tarihinde sözde yolsuzluk adı altında 17-25 Aralık operasyonları yaptılar. En nihayetinde 15-Temmuz-2016 tarihide darbe girişiminde bulundular. Özetleyerek anlatmaya çalıştığım ve kamuoyunun bildiği ve bilmediği birçok badireleri Sayın Erdoğan’ın güçlü iradesiyle ve milletle kurduğu güçlü sevgi bağıyla ve yol arkadaşlarıyla aşarak bu günlere gelmiştir.

Sayın Erdoğan’a ve partisine yapılan engellemelerin iki sebebi vardır. Birincisi ülkenin maddi kalkınmasını ve bölgesel güç olması yönünde yaptığı çalışmalara engel olmaktır. İkincisi temel insan hak ve özgürlüklerini genişleterek manevi kalkınmaya önem vermektir. AK partisin bu iki alanda yaptığı hizmetlere doğrudan karşı çıkamayanlar, yalan, yanlış haberlerle abartılı sözlerle algı operasyonları yaparak, AK partisinin maddi ve manevi hizmetlerine engel olmak için yapılan tüm hukuk dışı operasyonları milletimiz kabul etmemiştir ve etmeyecektir.

15-Temmuz-2016 tarihide yapılan darbe girişimini doğru anlayabilmek için böyle bir açıklamanın gerekli olduğunu düşündüğüm için böyle bir giriş yaptım. Bundan sonra ne yapılmalı hususunda kısa bir öz eleştiri yaparak, sonra düşüncelerimi anlatmaya çalışacağım. Bugüne kadar yapılan sivil ve resmi operasyonların darbe girişimlerinin önlenmesi hususunda Milli istihbarat teşkilatı, emniyet ve askeri istihbarat teşkilatları FETÖ terör örgütünün ve diğer illegal örgütlerin kimlerle ne gibi çalışmalar yatıklarının istihbarını alamamaları ciddi bir eksikliktir.

Daha düne kadar, milletin manevi değerleriyle alay edenler, halkı bilmez, anlamaz yerine koyanlar, iktidar partisini fütursuzca ve acımasızca eleştirenlerin darbe girişimine karşı yayın yapan bazı televizyon ve gazetelerin, bizimle birlikte hareket etiklerini söyleyenler biraz daha temkinli ve tedbirli konuşmalıdırlar. Meselenin ön ve arka tarafını görmeden dün demokrasi dışı yapılan hareketlere sesiz kalmayı bırakın sesli bir şekilde destekleyen bir kısım medyayı hiçbir şey yapmamışlar gibi kucaklamak, takdir etmek doğru bir davranış değildir.

Söz konusu ettiğim bir kısım medya kurumlarını ve mensuplarını şahsen Nasuh tövbesi yaptıklarına inanmıyorum. Kanaatimce bunlarında A.B.C planları vardır. Bugün darbeye karşı geldikleri halde yarın devreye işlerine geleceği demokrasi dışı bir başka plan devreye girerse o plana destek vermeyeceklerinden emin değilim. Asayişi ve otoriteyi sağlarken duygusallığa yer vermemeliyiz, yapılanları unutmamalıyız adaletten ayrılmamalıyız. Adaletimize duygusallığımızı ve kinimizi bulaştırmamalıyız.

FETÖ, PKK ve diğer terör örgütleri sanıldığı kadar güçlü değillerdir. Bu örgütlerin güç aldıkları odakların başında dış şer güçler ve içteki hainler gelmektedir. İkinci olarak, kendileri gibi düşünmeyen siyasi iktidara karşı darbe yapmak isteyen bazı cundacı asker ve emniyet mensuplarından ve şuursuzca bu terör örgütlerine maddi ve manevi destek veren insanlardan almaktadırlar. 15-Temmuz-2016 tarihinde yapılan darbe girişiminden sonra bu terör örgütlerine doğrudan ve dolaylı bir şekilde destek verenler olursa bu insanların hain olduklarını söyleyebiliriz.

Bu yazı toplam 1063 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37