1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. 17 ağustos’u düşünmek
17 ağustos’u düşünmek

17 ağustos’u düşünmek

Aslında düşünmemek daha doğru belki ya, uzmanlar, psikologlar pek öyle demiyor. Söylenmeli, konuşulmalıymış. Tersi olursa daha büyük psikolojik sorunlar yaratabilirmiş. Neresini düşünelim! Düşünsek ne

A+A-

Aslında düşünmemek daha doğru belki ya, uzmanlar, psikologlar pek öyle demiyor. Söylenmeli, konuşulmalıymış. Tersi olursa daha büyük psikolojik sorunlar yaratabilirmiş.

Neresini düşünelim! Düşünsek ne olacak ki!..

17 Ağustos 1999, 17 Ağustos 2011. Aradan geçen zamana bakar mısınız? O günden bu yana aramızdan ayrılanlar da var kuşkusuz ama, yaşayanlar için söylenecek tek şey var; bir insanın dünyada yaşayabileceği en büyük acılardan biri yaşanmıştır.

Bunu söylerken, yaşayan herkesin oğlunun, kızının, karısının, kocasının enkaz altında kaldığını söylemiyorum kuşkusuz. Ne ki, özellikle bizim bölgemiz insanının mutlaka ama mutlaka bir yakını ya da dostu, arkadaşı, komşusu, tanıdığı etkilenmiştir bu durumdan.

Deprem Gölcük merkezliydi. Gölcük, Değirmendere, Halıdere, Ulaşlı, Karamürsel…

Yazlık, Başiskele, Bahçecik, Döngel, Yuvacık…

Maşukiye, Derbent, Acısu, Köseköy, Uzunçiftlik…

İzmit, Derince, Tütünçiftlik, Yarımca…

Resmi verilere bakarsanız başka, birebir gözlemlemelerinizin sonucu başka. Kim ne derse desin, 17 Ağustos’ta yaşamını yitirenlerin gerçek sayısı asla bilinmeyecektir.

Ya kaybolanlar!

Tanıdıklarım, bildiklerim var. Yakınlarının enkaz altından çıkarıldığını, sonrasında bir daha haber alamadıklarını söyleyenler var. Bunları verilen sayıların neresine koymak zorundayız?..

Bir şeyimizle övündük hep; erken toparlanmışız!

ABD’nin yargılayıp (!) astığı Saddam Hüseyin, çok insanın aklının ucundan geçmeyecek boyutta parasal yardım yapmıştı hatırlayacağınız gibi. Dünyanın zalimlerinden, kanlı diktatörlerinden biri olarak tanımlanan Saddam Hüseyin bunca yardımı yaparken, deprem yardımlarından kesesini dolduranlar da olmuştu, hatırlayacaksınız bunu da! Bunları söylerken; yurt dışından destek amaçlı gelen deprem çadırlarının yemekhanelerinin önünde, ellerinde tencerelerle bekleyen insanların, dönüşte lüks otomobillerine binip gittiklerinden söz etmiyorum. Onları da gördük çünkü!..

Bizim insan malzememiz ne yazık ki bu! Birileri cami kapılarında yardım toplar, birileri bu yardımlara destek olur, birileri de o yardımları gerekli yerlere ulaştırmaz, kesesine atar. Sorduğunuzda da mangalda kül bırakmaz, inançlarını en öne koyar, dümenin en büyüğünü yapar.

Depremden, 17 Ağustos’tan uzaklaştığımı düşünüyorsunuz değil mi?

Aslında göbeğindeyim. O günlerin acılarından arta kalanların içinde çok önemli yer tutuyor bu anlattıklarım ve siz de yakından biliyorsunuz zaten.

Ne yapmalıyız!

Gölcük’te, Değirmendere’de ya da yukarıda sözünü ettiğim diğer yerlerde, 17 Ağustos’tan kalma isimsiz mezarlar var biliyor musunuz? Çocuk, büyük, erkek, kadın, yaşları sıfır ile 100 arasında değişen insanlarımız var ve o insanlara bir Fatiha okumak yetmez. Gelecek bir deprem için gerekli önlemleri almadığı sürece, ölenlerin elleri, var olan yönetimlerin iki yakasında olacaktır.

Bu duygularla bir kez daha hepimize geçmiş olsun. Acılarınızı paylaşıyorum…

Bu haber toplam 1154 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.