• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 18 °C

17 YIL ÖNCE BU GÜN…

Sevcan TAMER

Evet  sevgili  okurlar.. 17  yıl  önce  tam da  bu  gün.. Yaşam  savaşı  veren   binlerce  insan..   Her yerde  ölüm  kol  geziyor..Çaresizlik,  acı, gözyaşı  karışmış  birbirine.. Ruhlar  yaralı,  kanıyor  kanıyor.. Gazete  başlıkları  şöyle  yansıtıyor  halkın  sesini.. Dayan  İzmit  Dayan _ Çadırlar  Kuruluyor_ Gölcük  Enkaz  Altında_İşte  Bizim  Çığlığımız_Utanmayı  Unuttuk_ Gölcüğün  Yarısı  Yok_Bize  Masal  Anlattılar_Enkazlar  ve  Mezarlar_Şirintepe  Artık  Pek  Şirin  Değil_Zavallı  Çocuklar.. 17 Ağustos  ile  Ekim  ayı  arası   gazetelerden  alınan  bazı  başlıklar  sadece  bunlar.. Yerel  basınımız  tam  bir  bilinç  ve  duyarlılık  içinde  depremzedeler  adına  mücadele  veriyor.. Gazete  sayfaları  ve  TV miz  inançlı  bir  umut  yolculuğunun  yol  göstericisi  adeta.. Tüm  korkularımızın  tavan  yapmasına  rağmen,   bodrum  katta  bulunan  stüdyolarımızda  bilgilendirici  yayınları  sürdürüyoruz.. Bu  da,  böyle  zamanlarda  yerel  basınımızın  önemini  ortaya  çıkartıyor.. Şahsen  ben  bu  zaman  diliminde  asla  unutamayacağım  olaylar  yaşadım   ve  daha la da  yaşıyorum..  Tam  17  yıl  önce..    

17  Ağustos  1999 Salı  günü.. Sabaha  karşı,  saat  03.02’ de,  yüzyılın  felaketi  ile  karşı karşıya  kaldık.. Herkes  şoktaydı.. Herkes  perişandı.. İzmit  maddi  ve  manevi  büyük  yaralar  aldı,  ancak  depremin  merkez  üssü  olan  Gölcük  per perişan  hale  geldi.. Gölcük  ilçesinde  yerleşim  birimlerinin  yüzde  30’u  yıkılırken,  yüzde  20’si de  hasar  gördü.. Ölü  sayısı  ise  daha la net  değil  bence..

  Zaman  hızla  geçedururken,  olumsuzluklar  diz  boyu.. Deprem  bölgesinde  insanlar  her  anlamda  mağdur.. Yaraların  sarılması  için  medet  beklenirken  havalar da  soğuyor.. Çadırlarda  yaşayan  binlerce  kişi perişan.. Depremzedeler  kış  gelmeden  bir  yandan  çadırları  dolduran  yağmur  suyuyla,  diğer  yandan  soğukla  boğuşuyor.. Ekim  ayındayız  ama  sıcaklık  11  dereceye  düştü.. Birden  soğuyan  hava  ve  durmadan  yağan  yağmurla  şaşkına  dönen  zavallı  insanlar,  çoluk  çocuk  kara  kara  düşünüyor.. Yanlarına  gidip  destek  olmak  istiyoruz.. Bizde  o  unutulmaz  gecenin  içinde  savrulan  insanlardan  birileriyiz  ancak  şükürler  olsu ki  bir  eve  sahibiz..Bu  incecik  çadırların  içinde  titreyen  insanların  bir  çok  vaatlerle  bekletilmesine  dayanabilmek,  çok  zor  çok.. Prefabrik  konutların  yapılacağının  söylenmesi  üzerinden  altmış  gün  geçmişti  bile..Bu  sonucu  gelmeyen  boş  bekleyişler  sonucu  kendisini  kandırılmış  hisseden  ve  ümidi  günden  güne  azalan depremzede  ailelerin   devlet  yetkililerine  olan  güveni de  iyiden  iyiye  azalmıştı..Anlayacağınız  herkes  yaşamının  en  büyük  sınavını  veriyordu.. Peki  ya  çocuklar.. O  minicik  yürekler..

  Deprem binlerce  kişiyi  beton  yığınlarının  altına  gömdü..Kimisi  yatağında  pembe  rüyalar  görürken,  kimisi  balkonunda  serinlemeye  çalışırken  yakalandılar  bu  toplu  ecele..Ölen  binlerce  can,  bizim  insanımız,  eşimiz  dostumuz, hayat  arkadaşımız,  anamız,  babamız,  sevdiceğimiz..Ne  olduğunu  dahi  anlayamadan  göçüp  gittiler.. Ya  geri de  kalanlar.. Hele de  yetim,  öksüz  kalan  çocuklar..Deprem  sabahı  toz  duman  arasından  sağ  çıkıp  anasını,  babasını  arayan  zavallı  çocuklar..Çadırlarda  birilerinin  yanında  uyuyacaklardı  artık.. Tabi  eğer  uyuya  bilirlerse..Onların  ne  hissettiklerini, küçücük  dünyalarında  neler  yaşadıklarını  kim  bilebilir ki.? Onların  yazgısı  çok  derin  ve çok  dramatikti  ne  çare.. Şimdi  aradan  17  yıl  geçti.. Hepsi  birer  genç  kız  veya  genç  delikanlı  oldular.. Yüreklerindeki  yara,  benliklerine  işleyen  korku  bitti mi,  kapandı mı  acaba.?

Yoksa  onlar  hiç  büyümediler mi.?  Ya da  hep  aynı  yaşta,  hep  aynı  saatte  ve  hep  aynı  korkuyla mı  yaşayacaklar.. Felaketlerin  esaretinde  tutsak  kalan  çocuklar..  İşte..

  1945’te  Hiroşima’da

  1967’de  Vietnam’da

  1995’de  Kobe’de

  1999’da  Kocaeli,  Sakarya,  Yalova’da.. Kalbi  kırık  ve  kanayan  o  çocuklar..  Ancak  biz  o  çocukların  yaralarını  toplum  olarak  sarmaya  çalışırken   gelecek  adına,  yeni  yaralı  çocuklarımızın  oluşmaması  adına,  bu  yaşananları  unutmayacak,  unutturmayacağız..                                         

Bu yazı toplam 1408 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37