1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 18 yıl arandı, evinde öldü
18 yıl arandı, evinde öldü

18 yıl arandı, evinde öldü

Cumhuriyet tarihimizdeki büyük kara lekelerden biri 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta yaşanmıştı. Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak için Sivas'a giden Alevi aydınların konakladığı Siva

A+A-

Cumhuriyet tarihimizdeki büyük kara lekelerden biri 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta yaşanmıştı. Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak için Sivas'a giden Alevi aydınların konakladığı Sivas şehir merkezindeki Madımak Oteli kundaklanmış, 33 konuk, 2 otel görevlisi, 2 gösterici olmak üzere 37 kişi hayatını kaybetmişti.

Bu olaydan sonra en çok hatırlanan fotoğraf, arka planda ünlü yazar Aziz Nesin itfaiye merdiveninden inerken, ön planda elerini iki yana açıp, yangını çıkartan ve körükleyen kalabalığa emirler yağdıran sakallı, gözlüklü adam fotoğrafıydı.

O adam, büyük katliamdaki en önemli sanık durumundaydı. Adı Cafer Erçakmak... O dönemde, Sivas Belediye Meclisi üyesiydi. Olay sırasında 50'li yaşlardaydı.

Hakkında tutuklama kararı çıktı. Dile kolay, 18 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti devleti, güvenlik, istihbarat güçleri, bu büyük katliamın 1 numaralı sanığı olan Cafer Erçakmak'ı aradı. Ama bulunamadı. Sivas Katliamı sanığı Erçakmak'ın yurt dışına kaçtığı, Fransa'da yaşadığı iddia edilmişti.

Ama geçen gün, 72 yaşındayken, Sivas'ta şehir merkezinde kendi evinde kalp krizinden öldüğü açıklandı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kimleri yakalıyor. Kimlerin yakasına yapışıyor... Omuzları yıldızlarla dolu generalleri, en büyük futbol kulüplerinin başkanlarını yakasından tutup, adaletin önüne çıkartıyor.

Ama Sivas katliamının, 37 kişinin yanarak öldüğü korkunç cinayetin faili, 18 yıl aranıyor olmasına rağmen, Sivas'ta evinde oturuyor. Kimse dokunamıyor ve adam, eceliyle ölüyor.

BDP'liler de ikna edilmeli

12 Haziran seçimleriyle oluşan 24 ncü dönem TBMM'de, CHP'li milletvekillerinin yemin etmemesi nedeniyle yaşanan siyasi kriz aşıldı.

Aslında, iktidar partisi de CHP de çok fazla taviz vermediler. İki partinin yetkilileri buluştu, 1. 5 sayfalık bir ortak bildiri hazırladılar. Bildirinin içeriğinde önemli bir taahhüt, taraflardan herhangi birinin verdiği ciddi bir taviz yok.

CHP'liler, bu işin yemin etmeden daha fazla gidemeyeceğini; AKP'liler de CHP yemin etmediği ve Meclis çalışmalarına katılmadığı takdirde, iktidarın rahat olamayacağını görmüşlerdi.

CHP milletvekilleri önceki gün Meclis'te yemin etti. Krizin bu bölümü aşıldı ama kriz bitmiş sayılmaz. Bağımsız olarak seçilmiş BDP'li 35 milletvekili hâlâ Meclis’e gelmiyorlar.

“Nasıl olsa CHP yemin etti, Meclis'e geldi. BDP'liler olmasa da olur” denilmemeli. Meclisin tamamının çalışması, BDP'lilerin de orada bulunması çok önemli.

AKP ile CHP arasında krizi aşmaya yönelik protokol hazırlanırken, BDP'liler dışlandılar. Bu konudaki sitemlerini haklı buluyorum. Özellikle Meclis Başkanı Çiçek'in mutlaka devreye girmesi, bir şekilde BDP'lileri de ikna etmesi lazım.

Meclis 1 Ekim'e kadar tatile girmeden önce BDP'li 35 milletvekili de yemin eder, Meclis çalışmalarına katılırsa, 12 Haziran seçimlerinin gereği o zaman tamamlanmış olacaktır. BDP'liler dışarıda kalmaya devam ederse, 1 Ekim'den sonra da Türk siyaseti yine krizle karşı karşıya olacaktır.

Türkiye gerçekten büyüyor

Bugünün Türkiye'si, 10 yıl önceki Türkiye değil. Türkiye, ekonomik alanda da, dışarıdaki prestiji, saygınlığı konusunda da çok hızlı bir büyüme içine girdi.

Bu tezi kanıtlayan pek çok rakam ortaya konulabilir. Ama bana en çarpıcı gelen rakam, İstanbul Yeşilköy Atatürk Havaalanına iniş kalkış yapan uçak sayısı oldu.

Geçtiğimiz hafta içinde İstanbul Atatürk Havaalanına, bir günde, yani 24 saat içinde tam 1003 uçak inip kalkmış. Yani, her 85 saniyede bir uçak ya iniş ya kalkış yapmış. Bir gün içinde Atatürk Havaalanından gidip gelen yolcu sayısı 123. 780 kişi olmuş.

Bunlar rekor rakamlar, inanılması zor rakamlar. Üstelik İstanbul'da 10 yıl öncesine göre trafiği yüzlerce kat artmış alternatif Sabiha Gökcen Havaalanı olmasına rağmen.

Bu rakamlar İstanbul'un dünyanın ve bölgenin en önemli ticaret, finans merkezlerinden birine dönüştüğünün en ciddi kanıtı.

Avrupa'da Atatürk Havaalanını geçen beş havaalanı var, bunlar Londra Heatrow, Paris Charles de Gaulle, Frankfurt, Madrid ve Amsterdam Havaalanları.

Atatürk Havaalanı'nın trafiğindeki bu çarpıcı değişime en çok 2000 yılında ortak olarak Havaalanı işletmesini üstlenen Tepe ve Afken firmalarının sahipleri seviniyordur.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.