• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 7 °C

187 bin çocuğa tablet bilgisayar

İsmet ÇİĞİT
2009 yılı mart ayındaki yerel seçimler öncesindeydi. Başkan Karaosmanoğlu’nun 2004-2009 yılları arasındaki birinci dönemi, Genel Sekreter Münir Karaloğlu’nun da katkılarıyla gayet başarılı geçmişti. Hoş Seka Park, Seka tüneli inşaatları bitmemişti ama,  önceki 15 yıllık CHP dönemindeki yozlaşmadan sıkılan kent halkı genelde memnundu. 
Karaosmanoğlu, ikinci kez Büyükşehir Başkan adayıydı. Karşısına CHP’den Sefa Sirmen çıkmıştı ve Sirmen de çok iddialıydı. Seçime gidilen yolda, karşılıklı vaatler, karşılıklı suçlamalar havada uçuşuyordu. Gazete olarak hem Karaosmanoğlu’nu, hem Sirmen’e yakından takip ediyorduk. 
Öyle sanıyorum ki, seçime bir hafta 10 gün bir şey kalmıştı. Karaosmanoğlu, vaatlerini açıklayacağı büyük bir toplantı düzenlemişti. Akşam yapılan toplantıyı Murat Yoldaş takip etti. Ertesi sabah önüme haberi ve fotoğrafları koydu. Karaosmanoğlu, bu toplantıda eline bir küçük bilgisayar almış, konuşurken elinden parke zemine bırakmıştı. Bilgisayar kırılmamıştı, çalışıyordu. Karaosmanoğlu parke üzerinde sağlam duran bilgisayarı eline alıp göstermiş, “Yeniden seçilirsem,  Kocaeli’deki bütün çocukları bilgisayar hediye edeceğim” demişti. 
Karaosmanoğlu’nun 2004’den buyana bu kente söz verip yapamadığı pekçok proje sayabilirim. Ama 2009 seçimleri öncesi, üstelik güzel bir şov yaparak ilan ettiği “Her çocuğa bilgisayar” projesi,  o tarihten beri aksamadan devam ediyor. 
İlk kez 2009’da dağıtıldı. Bu kentteki bütün ilköğretim okullarının 6 ncı sınıflarında eğitim gören çocuklara, Büyükşehir her yıl bilgisayar-tablet hediye ediyor. Bu yıl, 27. 180 çocuk daha tablet bilgisayarlarına kavuştu. Büyükşehir bazı yıllar ihalede gecikti, bazen ihaleyi kazanan firmaya para ödemesi gecikince teslimat gecikti falan ama, 6 yıldır Başkan Karaosmanoğlu sözünü tutuyor.  2009’dan bugüne Kocaeli’de 189.176 çocuk, Büyükşehir hediyesi bilgisayar sahibi oldu. 
Türkiye’de ilk kez bir yerel yönetim şehrindeki çocuklara böyle bir jest yaptı. 2009 yılında 6 ncı sınıf öğrencisi olup, Büyükşehir’den ilk hediye bilgisayarları alan çocuklar bugün üniversite çağında. Belediye’nin hediye ettiği bilgisayarla evine gelip, odasına kapanan çocukların ne kadar mutlu olduklarına birkaç kez tanık oldum. Bu iş, çok iyi düşünülmüş çok güzel bir iş.. Başkan 2009 yılında elindeki tablet bilgisayarı parke zemine attı, kırılmadığını gösteri, “Bu şehrin çocuklarının hepsine bundan hediye edeceğim” dedi ve sözünü tuttu. 
Umarım,. Bundan sonraki yıllarda da aksamadan devam eder. Benim bir tek dileğim var. Büyükşehir bir kere de zamanlamayı doğru yapsa, şu bilgisayarları eğitim yılının açılışına yetiştirse. 6 ncı sınıf öğrencileri, ders yılının ilk günü sıralarının üzerinde devletin hediye ettiği ders kitaplarıyla birlikte Büyükşehir hediyesi tablet bilgisayarları bulsa. Ne güzel olur değil mi?

*Beleşe neden bu kadar düşkünüz
Size, iki fotoğraf sunuyorum. Aynı yerde farklı zamanlarda, ama hemen hemen günün aynı saatlerinde çekilmiş iki fotoğraf. Yer, yıkılan eski Valilik konağı binasından boşalan alan. Büyükşehir Belediyesi, eski Valilik binasını yıktıktan sonra, alanı düzeltti, ücretsiz otopark olarak bölgenin hizmetine açtı. Eski Valilik alanı ücretsiz otopark olarak kullanılırken, dolup taşıyordu.  Girişi çıkışı belli olmadığı için sürekli kavgalar çıkıyor, arabasını buraya bırakanlar, önü arkası kapandığı için, almaya geldiğinde beklemek zorunda kalıyordu.
Büyükşehir birkaç ay sonra bu işin böyle gitmeyeceğini anladı. Alanın etrafı çevrildi, bir kulübe kondu.  Eski Valilik binasından boşaltılan arazi artık Belde A.Ş.’nin işlettiği ücretli otopark haline geldi. Otopark ücreti, çevredeki bütün özel otoparklarda uygulanan ücretten daha düşük tutulmuştu. Bir saate kadar burada araç park etmenin ücreti 3 TL’ydi. Ama otopark ücretli oldu, boş kaldı. Bunca araba nereye gidiyor, nereye bırakılıyor anlamak hayli zor. Ama şu bir gerçek. Bu kentte “Beleşçilik” çok yaygın bir huy haline geldi, adeta genlerimize işledi.  200-300 bin TL değerinde lüks arabası olanlar bile,  3 TL’lik otopark ücreti nedeniyle paralı otoparka girmeyip, arabalarını caddelerde, kaldırım üzerlerinde bırakabiliyorlar. Bu tablonun, bu kent için, bu kentin ahlakı ve şehirde yaşama adabı için doğru bir durum olduğunu düşünmüyorum.

PARASIZ OTOPARK- Eski Valilik binasından ortaya çıkan alan parasız otopark olarak kullanılırken, günün her saatinde böyleydi.

PARALI OTOPARK- Otopark’a düzen geldi, 3 TL ücret kondu. Şimdi, eski Valilik binasından boşalan alandaki paralı otopark bu halde.

*İzmit’in sembol ne olabilir?
İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’ın bir rüyası var:   “İzmit’i turizm şehri yapmak.” Bütün yetkiler Doğan’ın elinde olsa, Doğan bu konuda istediği her projeyi yapabilecek durumda olsa,  İzmit önemli bir turizm şehri olabilir. Ama Doğan tek yetkili değil. Bağlı olduğu Büyükşehir Belediyesi var. Mensubu olduğu AK Parti’nin şehircilik anlayışı var. 
İzmit aslında çok büyük turizm potansiyeline sahip. Bu kentin coğrafyası mükemmel. Tarihi geçmişi,  insanlığın başlangıcına kadar uzanıyor. Ama bir şehrin “Turizm şehri” olması için bunlar yetmiyor. Bu bir anlayış meselesi. Bu bir kültür meselesi. Bakın, Eskişehir’de ne tarih var, ne coğrafi konumunun bir özelliği. Ama insanlar, hafta sonlarında bile, “Gidip görelim” diyerek Eskişehir’e gidiyorlar.
İzmit’e neden başka kentlerden insanlar gelsin?..
Her şeye rağmen Doğan çabalıyor. İzmit Belediyesi,  KOÜ Güzel Sanatlar Fakültesi ile işbirliği yaparak yeni bir yarışma açtı. Bilirsiniz, herhangi bir kente turizm amacıyla giderseniz, o kentte bulunduğunuzu kanıtlayan, o kente özgü bir şeyler alırsınız. Barcelona’ya gitseniz, o kentin futbol takımının formalarından alırsınız. Roma’ya gitseniz Pizza Kulesi, Paris’e gitseniz Eyfel Kulesi, New York’a gitseniz Hürriyet heykeli motifli bir şeyler alırsınız. Ama bir tişörttür, ama bir kartpostaldır, ama buzdolabı kapağına yapıştıracağınız bir magnettir.
Turistik şehirlerin o şehri hatırlatan motifleri vardır. Başkan Doğan ulusal düzeyde açtığı yarışma ile, İzmit için böyle bir motif arıyor.  
Hasbelkadar İzmit’e gelen veya İzmit’ten geçen birinin, yakınlarına bu kentten götürdüğü yegane hediye, bir kutu pişmaniyedir. Bunu da sokak satıcılarından almışlarsa, eve gidip kutuyu açtıktan sonra bir daha pişmaniye almamak için yemin edebilirler.
Başka bir motif arıyor Başkan Doğan. Saat Kulesi motifi de tam olarak İzmit’i işaret etmiyor. Başka ne olabilir?. Ben de bu konuda kafamı zorluyorum.
Roma İmparatorluğu buradan geçmiş, Bizans geçmiş. Osmanlı çok güzel eserler bırakmış. Cumhuriyetin kurulacağı bu şehirde Atatürk tarafından ilan edilmiş. İyi de sembol ne olabilir?.. İzmit’e gelen insanların “Bakın ben İzmit’teydim” diye dönüşte göstereceği işaret ne olabilir?.. Aslında Değirmendere fındığından, Eşme ayvasından, Yarımca Kirazı’ndan, Halıdere fasulyesinden, İhsaniye elmasından girebilirsiniz. Ama hepsini tüketiyoruz. 
Kefken ve Ereğli’nin balıkçılarından, Bayraktar’ın karpuzundan, Kartepe silüetinden, Sapanca Gölü’nün sazlıklarından, Maşukiye’nin suyu buz gibi derelerinden bir şeyler çıkartabilirsiniz. Ama bunları da tüketiyoruz. Geriye ne kalıyor; her yanı limanlarla çevrilmiş bir Körfez, her tarafta  gökyüzüne siyah dumanlar gönderen fabrika bacaları.. 
Başkan Doğan’ın işi zor. Bakalım Türkiye’nin sanatçıları İzmit için bir sembol bulabilecekler mi?.. Bunu gerçekten bulan çıkarsa, 5 bin TL’lik büyük ödül de çok düşük kalır. İyi bir sembol bulana, 50 bin TL ödül vermeliyiz. 

*Büyükşehir Meclisi bu kentin insanlarına hakaret ediyor 
Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi’nin şubat ayı olağan toplantısı geçen perşembe günü yapıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi, bu kentin en önemli kurumu. Seçilmiş insanlardan oluşuyor. Kentle ilgili her türlü konunun konuşulduğu, bütün belediye başkanlarının bir araya geldiği yegane platform. 
Büyükşehir Belediye Meclisi toplantıları, hep eksik üye ile yapılıyor. Bu meclis ayda bir kez toplanıyor. Çoğu toplantılarda Başkan Karaosmanoğlu’nun başka bir programı çıkıyor. Geçen perşembe günü de Ulaştırma Bakanı ile Körfez Köprüsü’nde buluşması vardı. Oysa, Başkan için Büyükşehir Belediye Meclisi’ni yönetmekten daha önemli bir konu olmamalı.
Başkan Karaosmanoğlu Meclis’e gelmeyince, yaramaz lise öğrencileri gibi, ilçe belediye başkanları da hemen kaytarıyorlar. Perşembe günü aynı zamanda Belediye Meclisi üyesi olan belediye başkanlarının çoğu yine toplantıda yoktu. Bazıları salona geldi, Başkan’ın olmadığını görünce toplantı bitmeden ayrıldı. 
Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerinin Büyükşehir Belediye Meclisi toplantılarını küçümsemesi, katılmaması, bu kente yapılan çok büyük bir ayıptır. Her Meclis üyesinin ayda bir kere yapılan toplantılara mutlaka gelmesi gerekir. 
Ne yazık ki, bugüne kadar kaytaranlara hiç yaptırım uygulanmadı. Bazen Başkan Karaosmanoğlu, meclis toplantısına katılmayanları tatlı sert uyardı ama, hiç ceza vermedi. Belediye Başkanı olacaksınız, Belediye Meclisi üyesi olacaksınız, bu görevlere halk tarafından seçilmiş olacaksınız, ama ayda 1 kere yapılan toplantılara gelmeye üşeneceksiniz. Belediye Meclisi toplantılarını önemsemeyeceksiniz. 
Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi’nde AK Parti’nin ezici çoğunluğu var. Ak Partili üyeler, “Ben toplantıya katılmasam bir şey olmaz. Nasıl olsa çoğunluğumuz yeterli” diye düşünüyor. CHP’liler de, “Biz nasıl olsa azınlığız. Lafımız geçmiyor. Katılsam ne olur, katılmasam ne olur” havasındalar. 
Ayıptır, bu şehre ayıptır. Hele hele ilçe belediye başkanlarının Meclis toplantılarına katılmaması, affedilemez büyük bir ayıptır. Başkan Karaosmanoğlu’ndan rica ediyorum. Hem kendisi hiç aksatmadan bu toplantılara katılsın, hem üst üste iki toplantıya katılmayanların en azından herkesin önünde kulağını çeksin.
*3'üncü Dünya Savaşı riski yok değil
Ortadoğu’da savaşlar bitmiyor. İç savaş gibi başlayan Suriye’deki olaylar, artık bütün dünyanın hesaplaşma hareketine dönüştü.
Rusya, Suriye’deki haklarından vaz geçmiyor. NATO’yu, ABD’yi bile takmıyor. ABD, dünyanın liderliği vasfını yitirmek istemiyor. Avrupa Birliği, mülteci istilasından korkuyor.
İran’ın hesapları var. Suudi Arabistan’ın. Elbette İsrail’in hesapları var. Akdeniz’de onlarca ülkenin savaş gemisi dolaşıyor. NATO uçakları ile Rus uçakları her gün karşı karşıya geliyor. 
Bir kıvılcıma bakar her şey.. Bir Rus uçağı daha düşerse, ya da bir Rus uçağı bir ABD uçağını düşürürse, işte size 3 ncü Dünya Savaşı. Türkiye yanı başındaki Suriye’nin bölünmesini, yeni bir Kürt devleti kurulmasını istemiyor. Her an, bizim askerimiz Suriye’ye girebilir. 
Bölge gerçekten çok karışık.. Kimi uzmanlar, gidişatın bir 3 ncü Dünya Savaşına dönüşebileceğini açıkça telaffuz eder oldular. Çok dikkatli olmak lazım.. Çok soğukkanlı. Duygularla, anlık öfkelerle değil, mantıkla hareket edilmesi gereken zamanlardan geçiyoruz. Şahsen ben, ciddi şekilde ürküyorum. Bu bölgeden başlayacak bir Dünya Savaşı, insanlığın sonu olabilir.
Bu yazı toplam 483 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37