• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • Kocaeli 15 °C

1'inci Kağıt makinasında yeniden kağıt üretilecek

İsmet ÇİĞİT
Biz Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerini genel olarak günlük yaşantımıza etkisi olan işlerle değerlendiriyoruz. Trafik sorunu, ulaşım sorunu, kavşaklar, bitmeyen köprüler, tramvay yolu, oynak kaldırımlar falan. 
Büyükşehir Belediyesi bu tür konularda çok başarılı değil. Ama pek fazla gözükmeyen öyle önemli işler yapıyorlar ki, bazen insan bunları görünce şaşırıyor. 
Çarşamba günü Seka arazisine davetliydim. 2005 yılında Seka’nın kapatılıp, yıkılmasına karar verildiğinde, direnişe öncülük edenlerden biriyimdir. Ben bir Seka çocuğuyum. Hala Seka’nın-ki Türkiye’de sanayileşmenin öncüsüdür- bu şekilde yok edilmesini içime sindiremiyor olduğumu belirtmek isterim.  Büyükşehir Belediyesi,  Seka alanında bir “Kağıt Müzesi” kurmaya karar vermişti. Müzede artık son hazırlıklar yapılıyor. Büyük olasılıkla 18 Şubat Günü, Seka Kağıt Müzesi hizmete açılacak. 
Büyükşehir Belediyesi, Seka alanında gerçekten çok şık bir Bilim Müzesi kurmuş. Ben görmemiştim. Aslında ilimizdeki, hatta komşu illerdeki bütün öğrenciler, çocukların görmesi gereken muhteşem bir  tesis Bilim Müzesi.. Kağıt Müzesi bölümüne geçmek için, Bilim Müzesi’nin içinden geçtik. Yapılanlara görünce çok şaşırdım ve etkilendim.
Daha sonra Kağıt Müzesi’ne geçtik.  Büyükşehir Belediyesi’nin Müzeler Müdürü Halil Zorlu, Kağıt Müzesi’nin kuruluşunda çok büyük emeği olan  Endüstri Yüksek Müh. Kemal Taha Hülagü tarafından karşılandık. Açılmaya hazırlanan Kağıt Müzesi’ni gezdirip, bilgi verdiler. 
Seka’da çok uzun yıllar kağıt üretiminde kullanılan makinaların büyük bölümü, satılmıştı. Ama tesisin kuruluşundan 2005’e kadar çalışan Alman malı 1 nci Kağıt makinası, yerinde duruyor. Seka Kağıt Müzesi için bu makine korunmuş. 1900’lü yıllarda Almanların imal ettiği, Seka kurulurken getirip bu tesise monte ettiği devasa bir makine. Seka Kağıt Müzesi’ni hayata geçiren isimler Halil Zorlu ve Kemal Taha Hülagü,  bu makinada, müze ziyaretçilerinin gözü önünde sembolik olarak kağıt üretileceğini, makinanın çalışacağını anlattılar. Aynı, eskiden olduğu gibi. Tomruklar yumuşatılacak, 1 nci Kağıt makinasından kaliteli kağıt çıkartılacak. Elbette endüstriyel amaçlı değil. Sadece gösteri için.  Gençlere, öğrencilere kağıt nasıl yapılırdı bunu göstermek için.
Dünyada kağıt üretim teknolojisinde, artık tomruklardan selüloz elde etmek yok. Hurda kağıtlar kullanılarak kağıt üretiliyor. Ya da selüloz yapay yöntemlerle hazırlanıyor. 18 Şubat’ta Seka Kağıt Müzesi açıldıktan sonra, İzmit’teki bu fabrikada yıllarca kağıdın nasıl üretildiği herkese gösterilecek. O devasa 1 nci Kağıt makinasının çalışıyor olmasından, eminim eski Sekalılar da büyük keyif alacaklardır. 
Seka Kağıt Müzesi binasının üst tarafı,  Seka’nın eski matbaası. Orada da tarih var. Benim çocukken tanıştığım matbaacılığın en eski sistemleri, hurufat kasaları, el pedalları, maşalı  baskı makinaları, entertip dizgi makinası. Büyükşehir müze yetkilileri, “Hepsini çalıştıracağız. Amacımız, Seka Postası’nı burada kendi ürettiğimi kağıda kendimizin basması” diye anlattılar. Heyecanlandım. Biz de müessese olarak bu Seka matbaasına eski baskı makinamızı hibe ettik. Bundan da pazartesi günkü yazımda söz etmeyi planlıyorum. 
Bu kent halkına tavsiyemdir; çocuklarınızı Büyükşehir Belediyesi’nin Bilim Merkezi’ne mutlaka götürün. 18 Şubat’ta açıldıktan sonra Seka Kağıt Müzesi’ni mutlaka gezin.. Büyükşehir, günlük hayatımızı kolaylaştırmak adına belki çok önemli işler yapamıyor ama, tarihi yaşatmak, gençlere geçmişi ve geleceği anlatmak adına gerçekten çok önemli işler gerçekleştiriyor.

1'İNCİ KAĞIT MAKİNASI- 18 Şubat’ta halka açılması planlanan Seka Kağıt Müzesi binasında kurulduğu yerde muhafaza edilen 1 nci Kağıt Makinasının önündeyiz. Alman yapımı, 100 yıllıktan daha eski bu dev makinada, kağıt üretimi öğrencilere, halka gösterilecek. Ben, gazetemizin İdari Müdürü Levent  Levent Kadıoğlu, Büyükşehir yetkilileri  Halil Zorlu ve Kemal Taha Hülagü ile müzeye emek veren arkadaşlar 1 nci kağıt makinasının önünde görülüyoruz.



ÜRETİLEN SON KAĞIT- KOÜ Rektörü Prof.Dr.Sadettin Hülagü’nün oğlu, End.Yük.Müh. Kemal Taha  Hülagü, Byükşehir Kağıt Müzesi için çok emek veren isimlerden biri. 2005 yılında kapanan Seka’nın üretim bölümünde, makinada üretimden çıkmış son kağıt örnekleri de hala korunuyor. Hülagü,  bana müzeyi gezdirdi, ayrıntılı bilgi verdi.

*Belli ki, Ergün işin içinde 
AK Parti içinde bir hareketlilik var. Aslında bu hareketliliğin ilk kıvılcımları, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve yerine Davutoğlu’nu aday göstermesi aşamasında başladı. Bir süredir karşılıklı  eleştiriler takip ediyoruz.
Geçenlerde Bülent Arınç  “Dolmabahçe görüşmesi” ile ilgili bir açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan hemen sert yanıt verdi.  Böylece partinin kurucuları ve önemli isimleri arasındaki görüş ayrılıkları iyice ortaya çıkmış oldu.  Önceki akşam,  11 nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erdoğan’ı Beştepe’de ziyaret edip, yaklaşık 3 saat görüşmüş. Abdullah Gül’ün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesinin ardından Bülent Arınç’ın evinde yine partinin eski çok önemli isimleriyle bir araya gelmesi de son derece ilginç bir gelişme. Üstelik,  Arınç’ın evinde Gül’ün katılımıyla yapılan toplantıda bulunanlar arasında Nihat Ergün de yer almış.
Nihat Ergün, benim çok güvendiğim,  çok inandığım bir isimdir. Ketumdur.  1 Kasım’da yeniden milletvekili adayı olabilirdi. Başvurmadı. Ama partisi için çok yoğun biçimde çalışmıştı.
Şimdi, Abdullah Gül-Bülent Arınç- Hüseyin Çelik- Sadullah Ergin ile birlikte parti içinde sesini yükseltecek muhalefet hareketi içinde yer alıyorsa, bu çok sürpriz bir durum değil. Hatta, ilimizde AK Parti içinde Gül- Arınç-Ergün ekibine destek veren pekçok önemli insanın bulunduğunu da biliyorum.
Bu tablodan, Türkiye’deki muhalefet çok çabuk, çok önemli gelişmeler beklememeli. Hatta, muhalefet AK Parti içindeki bu durumu hiç kaşımamalı. Türkiye siyaseti her zaman çok sürpriz gelişmelere gebedir. Hem Osmanlı tarihinde, hem Cumhuriyet tarihinde bunun örnekleri hayli fazladır. Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Nihat Ergün.. Bunlar önemli isimler. Hatta, Recep Tayyip Erdoğan’ı bugünlere getiren isimler.  Ergün’ü konuşturamayız.. Keşke konuşsa, keşke yeniden bu gazetede yazılar yazsa da, ne olup bitiyor öğrenebilseydik.
*Adliye’ye ek binada gecikiyoruz
İzmit’in yeni Adliye binası tamamlanıp açıldığında, “Artık 50 yıl Adliye binasına ihtiyaç yok” denilmişti. Bu şehir, bütün hesapları altüst edecek şekilde büyüyor, kalabalıklaşıyor.
Aslında mevcut Adliye binası yanlış projeydi. Çirkin projeydi. İzmit’te D-100 kenarına, doğu-batı uzantısında büyük bina yapmak, şehircilik açısından da doğru tercih değildi. Neyse yapıldı. Ama “En az 50 yıl ihtiyaç olmaz” denirken, 20 yıl geçmeden yeni Adliye binası yetersiz kaldı. Yıllardır, bütün Baro Başkanları, bütün Başsavcılar, Adalet Komisyonu Başkanları İzmit’in yeni Adliye binasına ihtiyacı olduğunu söylüyorlar. Bu ihtiyacı, siyaset de kabul ediyor.
Ama İzmit bir de yer fakiri.. Yeni Adliye için yer bulunamıyor. Bir ara, Doğu Kışla’nın hala boş olan kısmı gündeme geldi. Ama daha sonra siyaset, bu alanı da pazarcılara tahsis etti. Adliye içindeki bazı birimler, İdare Mahkemeleri Kuruçeşme’ye taşındı. Bu da binanın yetersizliğini ortadan kaldırmadı. Şimdi, mevcut binanın önündeki yeşil alana ek bina yapılması gündeme geldi. 
Aslında doğru olan, uygun bir yer bulup,  yeni baştan çok iyi düşünülmüş büyük bir Adliye binası yapmak, bugünkü binayı yıkıp, İzmit’in önüne açmaktır. Ama görülen o ki, ek bina yapılacak, önümüzdeki 5-10 yıl kurtarılacak. Bu da reddedilecek bir seçenek değil. Çünkü, ek bina da olmazsa, birkaç yıl içinde mevcut Adalet Sarıyı tamamen yetersiz kalacak. Artık bir kararın alınması, uygulamaya geçilmesi gerekiyor. 

*Hem ABD’ye, hem Rusya’ya gider yapmak 
Doğrusu zaman zaman, benim ruhumun da “milliyetçi” tarafı gururlanıyor. Cumhurbaşkanımız, herkese gider yapıyor. 
Rusya’nın uçağını düşürdük. Haklı mıydık, elbette haklıydık.  Rusya ile aramızda neredeyse bütün ipler koptu. Rusya, Türkiye’ye düşman ilan etti. Putin hala, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Görüşelim” mesajlarına yanıt bile vermiyor.
Rusya ile papaz olunca, ABD ile sanki biraz daha yakınlaşmış gibi olduk. Ama şimdi ABD ile de kelimenin tam anlamıyla “Papaz” olmuş durumdayız. Türkiye’nin “Terör örgütüdür. Türkiye içindeki teröre katkı veriyor. PKK’dan farkı yoktur” dediği Suriye’deki Kürt partisi PYD konusunda ABD “Bizce terör örgütü değildir” açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı, haklı olarak kızdı. 
Şimdi bir yandan “Suriye’de Esad’a destek veriyor. Muhalifleri bombalıyor” diye Rusya ile; değer yandan “PYD bizim için terör örgütü değildir. PKK terör örgütüdür” diyen ABD ile ilişkilerimiz gerilmiş durumda. Zaten İran’la, Mısır’la, hatta son ziyaretin ardından dünyanın öbür ucundaki Ekvator’la ilişkilerimiz gerilmiş, kopma noktasına gelmiş. Bir de hem Rusya, hem ABD ile düşman durumuna düşüyoruz. 
İyi de, bizi tek başına Merkel kurtarabilir mi?.. Ya da Suudi Arabistan Kralı ile, Katar emiri ile dostluk, kardeşlik bizi ne kadar ayakta tutabilir.
Dünyaya bir şekilde entegre olmalıyız. Elbette Türkiye basit bir ülke değil. Türkiye, kendisine karşı yapılan haksızlıklara susacak bir ülke değil. Ama giderek daha fazla düşman yaratıyor, giderek bu dünyada daha da yalnızlaşıyoruz. Aynı anda hem Rusya’ya, hem ABD’ye kafa tutmanın, manevi bir hazzı olsa da, ülkenin geleceğine yönelik çıkar hesabı açısından ne kadar doğru olduğunu da biraz düşünmek gerekmiyor mu?

*Daha yürekten anmalıyız 
Şehirler, ülkeler, geçmişlerine, tarihlerine sahip çıktıkları kadar; o şehir veya ülkeye hizmet etmiş insanları yüceltip, yaşattıkları kadar zengindir, güzeldir ve geleceğine umutla bakabilir.
11 Şubat İzmit için çok önemli ve kara bir günün yıldönümüdür. 10 Şubat 1971 günü gecesi D-130 karayolunun Seymen mevkiinde elim bir trafik kazası meydana geldi. Bu şehre çok önemli değerler kazandıran dönemin İzmit Belediye Başkanı Leyla Atakan ile, Belediye Meclisi üyeleri İsmail Kolaylı,  Feridun Özbay ve Abdurrahman Yüksel birlikte hayatlarını kaybettiler. Onlar, İzmit şehitleridir.
Ne yazık ki, İzmit bu 4 evladını, 11 Şubat’larda adeta yasak savar gibi anıyor. Olmuyor..  İzmit kendi geçmişini, kendi değerlerini inkar ediyor. Oysa, 11 Şubat’larda Leyla Atakan ve arkadaşları adına yarışmalar düzenlenebilir. Sanat alanında yarışmalar yapılabilir. Bir yıl içinde İzmit’e en iyi katkıyı yapan kişileri büyük bir jüri değerlendirip, ödül verebilir.  Leyla Atakan ve arkadaşları anısına spor turnuvaları olabilir. Elbette, 45 yıl sonra yas tutmak, yapmacık matem görüntüleri vermek anlamsız. Belki büyük bir konser düzenlenip, gençlere Leyla Atakan kimdi anlatılabilir.
Bağçeşme’de yapmacık bir anma, Fevziye Camiinde üç-beş kişiyle mevlit cemiyeti. Leyla Atakan ve arkadaşları bundan fazlasını hak ediyorlar. Üstelik 11 Şubat’larda düzenlenen anma etkinliklerindeki profil düşüklüğü, Onlar için bir kayıp değil. Bu şehir adına, İzmit adına ciddi bir utançtır.
Bu yazı toplam 1143 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37