1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. 1’inci sorun: Psikolojik hastalıklar
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

1’inci sorun: Psikolojik hastalıklar

A+A-
Kocaeli, pekçok açıdan riskli bir kent. Sanayi kaynaklı hava kirliliği var. Bizim kentimizde kanser oranlarının dünya ve Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu biliyoruz. Son yıllarda ilimiz sağlık alanında önemli yatırımlar almasına rağmen, hala yoğun bakım yatağı konusunda eksiklerimiz var. 
Bütün dünyanın sorunu olan diyabet hastalıkları, obezlik sorunu ilimizde de yaygın.. Hastalıklardan korunsanız, trafik kazası riski var.. Ama hepsi bir tarafa, bizim bölgemizde sağlık açısından birinci sorun bence psikolojik rahatsızlıklardır.
………..
Bizim çocukluğumuzda bir rivayet anlatılırdı; sözde geçmiş zamanda bir devlet görevlisi, ferman çıkartmış, Bana her ilden o ilin delisini bulup getirin. Kocaeli’den tuttuğunuzu getirin” demiş.. Havasından mıdır, suyundan mıdır, bizim şehrimizin “delileri” meşhurdur. Son yıllara kadar Tıs Tıs Şemi, Maşukiyeli Ahmet, Deli Zekeriya bu kentin sokaklarında dolaşır, esnafın neşesi olurdu. Zararsızdılar. Hiç kusura bakmayın ama, günümüzde hepimizin az ya da çok psikolojik sorunları var. 
Bu şehirde yaşamak kolay değil.. Herkesin sorunları, açmazları var.. Aslında herkesin belli aralıklarla bir psikolojik testten geçmeye, ilaç kullanmasa bile terapi görmeye ihtiyacı var. Ama bu konuda hiçbir şey yapılmıyor. Yine hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bu kentte Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir “Uyuşturucu kullanma” sorunu var. Hala bu şehirde birkaç tablet uyuşturucu hap’a, birkaç içimlik toz veya bonzai’ye ulaşmak, bir şişe rakı bulmaktan daha kolay durumdadır. Yıllardır yazıyorum. Ne yazık ki bu kentte yataklı tedavi hizmeti veren bir psikiyatri merkezi, bir madde bağımlılığı tedavi merkezi (Amatem) kurulmadı. 
Yeni yeni hastaneler açılıyor. Kamu sağlık alanında çok önemli yatırımlar yapıyor. Ayakta tedavi hizmeti veren dispanserler,  bedava hizmet veren Diş Hastaneleri kuruluyor. Yetersiz olan yoğun bakım servislerini arttırmaya yönelik ciddi çabalar var. Kadın doğum, kanser hastalarına yönelik onkoloji alanlarında çok güzel tesisler kuruluyor.
Ama bu kentte normalin çok üzerinde şizofreni hastası var. Madde bağımlısı var. Yatarak tedavi görmesi gereken ağır depresyon içinde yaşamını sürdüren hasta insanlar var. Üstelik, bazı kanser türlerine hala çare bulunamamış olmakla birlikte, psikolojik hastalıkların, madde bağımlılıklarının  tıpta çok  net çözümleri var.. 
Bizim insanımız hasta. Hayat şartları, aile koşulları insanların dengesini, kimyasını bozuyor. Ama hala psikolojik destek almak, bir hastanenin psikiyatri servisine, bir psikoloğun özel muayenehanesine gitmek bir tabu. Hemen her hastalık türü için özel sağlık kuruluşları hizmet verirken, psikolojik sorunlu insanlarla ilgilenen bir ihtisas merkezi yok. 
………..
Tedavi görmeyen psikoloji hastalarının durumu her geçen gün daha içinden çıkılmaz hale gelir. Üstelik psikolojik açıdan çevresinde kimin hasta, kimin sağlıklı olduğunu kestiremezsiniz. Beki çalıştığınız işyerinde, belki bulunduğunuz mahallede, apartmanda, hatta belki kendi ailenizin içinde ruh sağlığı bozuk insanlar vardır. Bu hastalık, baş ağrısı veya hapşırık, öksürükle kendisini göstermez. Tıbbi destek almazsa ilerler.. Hasta hem kendisine, hem çevresine hiç beklenmedik zararlar verebilir.
Geçen cuma günü yaşadığımız son bir hadise var. Halk Bankası Gölcük Şubesi’nin silahlı soyulması,  rehine alınması girişimi. Operasyon sonucu olayın faili, “Acemi gangster”  İsmail İpek özel timin keskin nişancısı tarafından vurularak ele geçirildi. Halen yoğun bakımda. İsmail İpek o gece çok can yakabilirdi. 
Bu Acemi Gangster’i, Gölcük Şirinköy bölgesinde herkes tanıyor. Çok yakından tanıyan bir komşusu anlattı: “Böyle bir şeyi yapacak son adamdı.  Alabildiğine sakin, mazbut bir insandı. Ne zaman aile içinde sıkıntılar çıktı, eşi ve çocukları O’nu terk etti, adamın dengesi bozuldu. Ama yine de böyle bir hadiseye girişeceği aklıma gelmezdi” dedi. 
Psikolojik sorunların insana ne yaptıracağını, nasıl yoldan çıkacağını kestiremezsiniz. Biri çıkıp, kendine zarar verebilir. Ama bir başkası etrafına, ailesine büyük zararlar verebilir. Bu insanların tedavi edilmesi gerekir. Daha önemlisi, kendisinde tuhaflık hissetmeye başlayan insanların, kendiliklerinden tıbbi destek için başvuracağı yerler olmalıdır. Nasıl dişi ağrıyan diş hastanesine, karnı ağrıyan dahiliye servisine gidiyorsa, Ruhi dengesinde, vücut kimyasında bozukluk hisseden insanların da bu alanda özel olarak kurulmuş merkezlere gitmeleri teşvik edilmelidir. 
Çağımızda, özellikle bizim kentimizde en önemli sağlık konusu ve toplumsal tehdit unsuru, psikolojik dengesini kaybetmiş insanların, madde bağımlılarının toplum içinde sanki hiç sorunları yokmuş gibi dolaşıyor olmalarıdır. İlimiz yetkililerinin mutlaka bu konuda somut adımlar atması gerekiyor. 
*Bence; Fethi Güven’e yakışır
Kent siyasetinin şu sıralarda 1 numaralı konusu CHP kongreleri. Tabii ilk aşamada 29 Kasım’daki İzmit ilçe kongresi var. İzmit ilçe kongresinin sonucuna göre, aralık ayındaki il kongresinin de şekli belirlenecek. 
Halen CHP İzmit ilçe başkanı olan Mehmet Ümit Küçükkaya yeniden aday. Üstelik güçlü ve iddialı aday. Bakmayın delege seçimlerinde, özellikle Yahya Kaptan’da listesinin kaybetmiş olmasına. Mevcut delege yapısı içinde Küçükkaya’nın ve bütün siyasi gelecek planlarını Küçükkaya’ya bağlayan destekçisi Selman Yıldırım’ın yüzde 50 civarında desteği bulunuyor.
Ama ortada başarısızlık var.  1 Kasım seçimlerinde AKP ile CHP arasındaki fark inanılmaz boyutlara ulaşmış. İzmit’te CHP’lilerin büyük bölümü mevcut ilçe yönetiminin değişmesini istiyor. Toplantılar yapıyorlar, görüşüyorlar. Ortak bir aday çıkartamıyorlar. 10’den fazla isim var. Eğer Yıldırım-Küçükkaya ekibi karşısındaki parti içi muhalefet tek aday üzerinde uzlaşamaz, bölünürse, muhalefet içinden birden fazla aday çıkarsa, Küçükkaya’nın yeniden seçimi kazanacağını herkes biliyor. 
Parti içi muhalefetteki bazı “Ağır abiler” İzmit İlçe Başkanlığı görevini küçümsüyor.  Adaylık tekliflerini kabul etmiyorlar. Zaten bunların büyük bölümü de, CHP’nin bugün İzmit’te içine düştüğü durumda dahli olan insanlar. Kenarda durması gereken insanlar. 
Benim, CHP İzmit İlçe Başkanlığı için bir önerim var: Fethi Güven..  Geçen dönem aday olmuştu. Kimse desteklemedi, verilen sözler tutulmadı, kaybetti. Fethi Güven, ilimizde CHP içinde nesli tükenmiş adamlardandır. Doğduğu günden beri solcudur, CHP’lidir. Yaşamının hiçbir alanında yalpa yapmamış, CHP’den hiçbir zaman uzaklaşmamıştır. CHP’nin son yıllarda bu kentte gerilemişinde en küçük bir dahli yoktur. Aileden hakiki solcudur. Fethi Güven, gerektiğinde “salon beyefendisi” olabilir. Gerektiğinde eline sopayı alıp, partiye ihanet edeni cezalandırabilir. Bu dönemde CHP’nin özellikle İzmit’te Fethi Güven gibi delikanlı adamlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Öyle sanıyorum ki, parti içi muhalefetin ortak aday olarak göstermesi halinde Fethi Güven’e kimse hayır demez. Ama Güven öyle düz bir adamdır ki, CHP içindeki bazı kişilerin de işine gelmez. Ben aklımdan geçenleri ortaya koyup, bu süreçte CHP’ye bir katkı vermek istedim. Kuşkusuz takdir, 2019 için kendi siyasi geleceklerini planlamaya çalışan partinin Ağalarına, büyüklerine koçbaşlarına aittir.
*Bit Pazarı’na bir yer bulun
Bizim yerel yöneticilerimiz pazarcılara hiç söz geçiremez. Pazarcılar Odası ne isterse yapar, her konuda taviz verir.  Ama bir de İkinci El Pazarı var. Bit pazarı da deniliyor. Yerel yöneticilerimiz Bit Pazarı esnaflarını da sürekli itip kakıyor.
Günümüzde İkinci El Pazarı önemli bir ticari etkinlik. Pekçok kişi,  ihtiyacı olan eşyaları buradan alıyor. Bit Pazarı’nda kimi zaman çok nadide antikalar bulanabiliyor. Elindeki kullanılabilir eşyaları paraya çevirmek isteyenler de bu pazarı kullanıyorlar. Bir ihtiyaç Bit Pazarı. Büyükşehir Belediyesi haftanın belirli günlerinde Perşembe Pazarı alanının bir köşesinde kurulan Bit Pazarı’nı buradan attı. Otogar bölgesindeki alana göndermişti. Tramvay yolu inşaatı gerekçe gösterilip, buradan da atıldılar. Gidip, Yahya Kaptan Mahallesinde bir sokak arasına taşındı esnaflar. Haklı olarak bölge halkı bu durumdan rahatsız oldu. Çünkü böyle bir pazarın sokak arasında evlerle iç içe olması düşünülemezdi. Belediye Bit Pazarı esnaflarını bu sokak arasından da kovalıyor. Ama bir yer bulun.. Bu insanlara da belli bir alanda hiç değilse haftanın bir günü tezgah kurma hakkını verin. Kapalı Pazar Yerleri pazarcıların. Bütün boş, açık alanlar pazarcıların.. Ama İkinci El pazarı esnaflarına, bu pazarın müşterilerine  yer yok.. 
Haksızlıktır.. Bit Pazarı bu kentte bir gerekliliktir. Bu işten ekmek yiyen insanlar var. Yerel yönetimin işi, bu insanları her gün kovalamak değil, düzen içinde işlerini yapacakları alanları göstermek olmalıdır.
*Lütfen; kentsel dönüşüm
Pazartesi akşamı eve yeni girmiştim. Henüz televizyon kumandasını elime alamadığım için, hane halkı Esra Erol’un evlendirme programını izliyordu. Programın sunucusu  Esra Erol’un yüzü birden değişti.. Stüdyoda karı bulmak için bekleyen koca adayları ile koca bulmak için bekleyen karı adayları şöyle bir dalgalandı. İstanbul sallanmış.. Depremin merkez üssü Doğu Marmara, denizin içi.. Şiddeti 4.2 . Biz buralarda pek hissetmedik. Hoş hissetsek ne olur. Biz 7.4’ü yaşamışız..  4.2’lik artçılarda kılımızı kımıldatmazdık. Ama İstanbul’u korkutmak için 4.2 yetiyor. Sonra yine Marmara denizi içinde kısa aralıklarla şiddetleri 3 civarında iki de artçı meydana gelmiş.. Marmara denizinin içi yine kaynıyor..  Elbette 4.2’lik depremin bir öncü, haberli olduğunu falan söyleyemeyiz. Ama Marmara’da risk hep var. İstanbul depremi bekleniyor.. Bu kentte pekçok bina yorgun.. 17 Ağustos 1999’da ağır hasar görmüş, yıkılmamış binalar var. Orta hasarlı olup, onarılmayan, boyanıp kullanılan, içinde insanların oturduğu binalar var..Merkezi İzmit-Gölcük olan 7.4 büyüklüğündeki depremde yıkılmayan binalar, Allah korusun merkezi İstanbul, Marmara denizi içi olan 6-56.5’luk depremde un ufak olabilir.. Bir de elimizde Kentsel Dönüşüm  fırsatı var.. Bizimkilerin hep dilinde. İstanbul, bütün eski binalarını yeniliyor. Bizim burada herkes “Kentsel Dönüşüm”den söz ediyor, ama sadece şehir merkezinde rant hesabıyla  birkaç bina yıkılmış, yerine yenisi yapılıyor. Kocaeli’nin, İzmit’in artık “Kentsel dönüşüm” konusunda söylemden eyleme geçmesi lazım.. 
Bence İstanbul depremi yaklaşıyor..

*Fransa yapmıyorsa, biz yapalım
Avrupa büyük bir şok yaşıyor. Özellikle Fransa, Paris’teki terör saldırılarının şokunu kolay kolay atlatamayacak gibi gözüküyor. Fransa, bu terör saldırılarının ardından daha da sertleşeceğini de açıkladı. Paris’teki terör olaylarının ardından, sosyal medyada Fransa’nın 10 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında bu ülkede düzenlenecek Avrupa Şampiyonası Finalleri’nin organizasyonundan vazgeçeceğine yönelik söylentiler başladı.
Doğru olabilir.. 24 ülkenin milli takımlarının katılacağı Avrupa Şampiyonası finalleri çok büyük bir organizasyon. Ülkeye on binlerce insan gelecek. Çok geniş önlemler alınması lazım.. Paris ve Fransa, bu terörün yaralarını kolay saramayacak. Zaten, Paris olayından sonra, pekçok kişinin Fransa’ya maçlar için gitmekten korkacağı da bir gerçek. 
Eğer Fransa “Biz bu finallerin organizasyonundan vazgeçtik” diyorsa, Türkiye hemen atılmalıdır. Çok yeni, çok güzel statlarımız var. Son olarak G-20 zirvesiyle organizasyon kabiliyetimizi de gösterdik. Biz, 24 ülke takımının katılımıyla yapılacak Avrupa Şampiyonası finallerini çok güzel organize edebiliriz. Zaten bu kadar kısa süre içinde, Avrupa’da bu işi bizim kadar iyi yapabilecek başka ülke de çıkmayacaktır.
Bu yazı toplam 727 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.