• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli -2 °C

2002’den kalan bir fotoğraf

İsmet ÇİĞİT

Pazar günü evdeydim.  Türkiye-Hırvatistan maçını izledim. Çok üzüldüm. Maç bitti, hala iftara 2.5 saat var. Eşim, mutfakta yemek hazırlıyor. Oruçlu küçük oğlum, uyuyor, büyüğü dolaşmaya çıkmış.

Evde canım sıkılıyor. Hiç kişisel arşiv tutmam. Ama çok önemsediğim bazı fotoğrafları saklamışım. Gazete binası taşınırken de, sakladığım özel arşivimdeki fotoğrafları kıyamamış, toplayıp, eve getirmişim. Eski fotoğrafları aldım, anıları tazelemek istedim.

Elime bu fotoğraf geçti. Belli ki 2002’den kalma.  AK Parti yeni kurulmuş. 2002 yılı kasım ayında ilk kez genel seçimlere katılacak. Bir toplantının ardından, AK Parti’nin o dönemdeki yöneticileri, 2002 seçimlerindeki milletvekili adayları topluca gazeteyi ziyarete gelmişler. Karabaş Mahallesi Cebesoy Sokak’taki eski bina. O küçük, ama ruhu büyük binanın önündeki süs havuzunun başında çok misafir ağırlamışımdır.

Evde bu fotoğraf elime geçine, uzun süre bakmaktan kendimi alamadım. Kimler var;  İbrahim Karaosmanoğlu, Nihat Ergün, Osman Pepe, Nevzat Doğan.. Ben aralarında sıkışmışım.

Aynı fotoğrafta Celal Özkaraaslan, Haluk Ercan, Necdet Eksen, Emin Uygun var.. Muzaffer Baştopçu, Gülser Ustaoğlu, İshak Yıldırım,  O.Nuri Erturan, Mehmet Gerçek, İshak Kolaylı, M.Ali Okur var.

AK Parti bu kentte çok özel insanlar, çok güzel insanlar tarafından kurulmuştu. 2002 seçimlerinden başlayarak, her seçimde bu kentte büyük başarılar elde etmelerinin en önemli nedeni de buydu.

Şimdi sorarım size?. Bu fotoğraftaki AK Partililerden, şimdi kaç tanesi gerçek manada partinin içinde?..  Geçen akşam, il yönetim kurulunun iftar yemeği vardı. Yaklaşık 600 kişi katılmış. Bu fotoğraftakilerin büyük bölümü, 14 yıl sonra bugün partinin iftarında bile yok. Oysa, hepsi hayatta.

AK Parti, bu kentte çok hızlı değişim yaşadı. Çok değerli evlatlarını kendileri yiyip, tükettiler. Öyle sanıyorum ki, AK Parti’nin kuruluş yıllarından elde kalmış en değerli fotoğraflardan biri budur. İyi ki saklamışım diye düşündüm kendi kendime. AK Parti özellikle kurulduğu yıllarda bu kentte çok daha kaliteli, çok daha fazla bu şehri seven insanlardan oluşuyordu. Üstelik o zaman “Paralel Yapı” , “FETÖ” falan gibi unsurlar da yoktu.

ozgurkocaeli..jpg

ÇOK GÜZEL BİR ANI- 2002 Kasım ayındaki genel seçimler öncesi. AK Parti’nin ilimizdeki kurmayları,  ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesini ziyarete gelmişler. Ben aralarında sıkışıp, kalmışım. Bu fotoğraftaki insanların büyük bölümünün, bugün AK Parti ile bağları ya tamamen kopmuş, ya çok zayıflamış durumda. Oysa 14 yıl önceki bu heyet, bugün ilimizde AK Parti’nin oluşturacağı bir heyetten bence çok daha kaliteliydi.

Sevmediğini şikayet  et, atsınlar içeriye

Duyunca gerçekten çok üzüldüm. Geçen gün, haberini yapmıştık. 2004-2006 yılları arasında Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) Kocaeli Şube Başkanlığını yapan Mustafa Güner, iki hafta kadar önce tutuklanıp, F Tipi Cezaevine konulmuş.

Mustafa Güner, bu kentte tanıdığım, en nazik, en beyefendi, karşısındaki insanları kırmaktan en çok korkan zarif adamlardan biridir. Sapına kadar Atatürkçü’dür. Birileri için sırf bu özelliği yeterince büyük suç olabilir. Ama kimseyi kırmaz. Hiçbir aşırılık içinde görmemiştim.

Bir cemiyette, “Bu adam Cumhurbaşkanına şikayet ediyor” şeklinde hakkında ihbar yapılmış. Gözaltına almışlar. Sonra mahkeme. “Atın içeri” demiş hakim. Atmışlar.

Hakaret, elbette kabul edilebilir bir davranış biçimi değildir. Ama bu ülkede Atatürk’e hakaret edenler ortalıkta dolaşıyor. Her hakaretle suçlanan içeri atılsa, ortada adam kalmaz.

Mustafa Güner, mazbut bir aile babası. Muhasebeci. Atatürkçü. Şimdi F Tipinde terörist gibi hapis. Kimsenin haberi de yok.. CHP neden var?.. Hiç mi duymadılar. CHP İl Örgütünün Mustafa Güner’in tutuklanmasına söyleyeceği hiç mi sözü yok. CHP İl Başkanı, İl Sekreteri, bu kentin en önemli, en başarılı ceza avukatları.. Eski ADD Başkanına sahip çıkamazlar mıydı?. Hiç değilse bu olayı kamuoyunun bilgisine taşıyamazlar mıydı? Gerçekten üzülüyorum.

Bu iddia çok önemli

Dün bu gazetenin “Olayların Perde Arkası” sütunlarında yer aldı. Kızılay, ilimizde Ramazan öncesi kayıtlı ihtiyaç sahibi ailelere yiyecek yardımı dağıtmış. İzmit Yenimahalle’deki bir gariban aile,  kendilerine Kızılay’ın verdiği gibi maddelerinin paketleri üzerindeki “Son kullanma tarihinin”  çoktan geçtiğini fark edip, durumu Kızılay Genel Merkezi’ne bildirmiş.

Bu olay, bence çok vahim bir olaydır. Ben yıllarca, 17 Ağustos 1999 büyük deprem felaketinin ardından Irak’ın o dönemdeki Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in bu kentteki depremzedeler için bağışladığı 10 milyon Dolar’ın hesabını Kızılay’dan sormak istedim.

Bugüne kadar hala, bence çarçur edilen bu 10 milyon Dolar’ın hesabı verilmemiştir. Bizim ilimizde Kızılay’ın yıllardır bir “Emlak komisyoncusu” gibi çalıştığını, hayır işleri için bağışlanan gayrimenkulleri dağıttığını da biliyoruz. Bu şehirde, Kızılay deposunun soyulduğunu da biliyoruz. .

Ama bu, “Yoksullara son kullanma tarihi geçmiş” gıda yardımı konusu, bence hepsinden daha ciddi bir iddiadır. Kızılay Genel Merkezi’nin gerekli araştırma ve soruşturmaya yaptıktan sonra kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapmasını bekliyorum.

Kötü başladı, ama bitmedi

Fransa’daki Euro-2016 başlarken çok umutluyduk. Hatta belki, milletçe biraz fazla havaya girdik. Ancak pazar günü turnuvadaki ilk maçımızda Hırvatistan’a 1-0 yenildik. Ulusça hayal kırıklığı içindeyiz.

Yenilmek çok önemli değil. Ama Hırvatistan maçında takımımız çok kötüydü. Rakibin üzerine hiç gidemedi. Hırvatların iki topu direkten döndü. Bizim tek pozisyonumuz maçın ilk yarısında Ozan’ın kafasıydı. Unutmayalım ki, pazar günü bu turnuvanın belki de en iyi takımı ile oynadık.

En büyük umudumuz Arda büyük hayal kırıklığı yarattı. Saldıramadık, rakibin üzerine gidemedik. Düne kadar oynanan maçlar içinde turnuvanın en etkisiz, en aciz takımı görüntüsü verdik.

Bütün bunları çok da önemsememek lazım.  Önemli olan, Türk Milli Takımının bu turnuvaya katılmış olmasıydı. Daha grupta iki maçımız var. Cuma akşamı İspanya ile, sonra Çek Cumhuriyeti ile oynayacağız. Hırvat maçındaki gibi oynarsak, bu turnuvayı, hiç gol atamadan, hiç puan alamadan da bitirebiliriz. Bu da dünyanın sonu değil. Ama bu gruptan, ilk 3 takım çıkacak. Bize bir üst tur için, bir Çek galibiyeti bile yetebilir. 2009’de de böyle başlamış, sonra finalin eşiğinden dönmüştük. Hırvat maçındaki çok kötü oyuna rağmen, ben hala Milli Takım’dan umutluyum. Fatih Terim’in takımı, sahada bu kadar etkisiz, bu kadar aciz kalamaz. Biraz duygularımız törpülendi. Öyle sanıyorum ki, futbolcuların üzerindeki baskı da biraz azalmıştır. Bekleyelim bakalım; daha “Biz bitti “ demedik.

Hiç değilse Bayram’da Topel’e uçak gelseydi

Çok uzun, neredeyse iki haftalık bir Ramazan Bayramı tatiline yaklaşıyoruz. Bizim şehrimiz,  Türkiye’de en fazla iç göç alan kentlerin başında geliyor. Bu şehirde, Türkiye’nin her yerinden gelmiş insanlar, aileler var. Ramazan Bayramı’nda ata topraklarına gitmek, büyüklerin ellerini öpmek çok güzel geleneklerimizden biridir.

Uzun bayram tatilinde bu kentten insanların bir bölümü, tatile gidecekler Antalya’ya, Bodrum’a,  İzmir’e gitmeye hazırlananlar var.

Pekçok insan, memleketine gidecek. Trabzon-Rize-Gümüşhane’ye gidecekler için günde bir tane de olsa Trabzon uçağı var. Ama Diyarbakır’a, Erzurum’a, Kars’a nasıl gidecek bu insanlar?..

Eskişehir, Ankara, Konya tarafları için “Hızlı Tren” seçeneği var. Ama diğer bütün kentler için tek ulaşım, otobüs.. Biz yurt dışı uçuşlar beklemiyoruz. Ama Bayram tatilinde THY ek seferler koyuyor. İstanbul’daki Atatürk Havaalanı ile Sabiha Gökçen artık yükü taşıyamıyor. Hiç değilse bayram tatilinde THY’nin yurt içi uçaklarının bir kısmı Cengiz Topel’e kaldırılamaz mıydı?. Böylelikle, bizim havaalanımız biraz hareketlenir, bu kentten Bayram tatilinde memleketlerine gidip gelecek insanlar için çok güzel bir seçenek ortaya çıkabilirdi. Bunu da yapmadılar. Bizim Cengiz Topel’den “Git-gel Trabzon” devam ediyor. Yazık, bu şehrin yerlisi de, bu şehrin göç gelmişi de çok fazla ihmal ediliyor.

Birlikspor’u bıraktık mı?

Çok haksız ve çok yanlış bir şekilde, Birlikspor’u kurdular. Tamamen siyasi tercihle. Tamamen Kocaelispor’u bitirmek hedefiyle. Amaç, iki sezon içinde Süper Lig’e yükselmek, Kocaelispor’u tarihe gömmek, Birlikspor’u Cumhurbaşkanına takdim etmekti.

Olmadı. Allah’ın elinde sopası yok. Yanlış yapılan, art niyetle yapılan iş, ilahi adaletin pençesinde ölüme mahkum edildi. Birlikspor geride bıraktığımız sezonda tam anlamıyla rezil oldu. Bırakın Süper Lige çıkmayı, çok büyük paralar harcanmasına rağmen, bir üst lige, PTT 1.Ligine bile çıkamadılar.

Şimdi, bütün kulüpler yeni sezon için hazırlanıyor. Transfer yapıyorlar. Hocalarını belirliyorlar. Bütçelerini yapıyor, hedef belirliyorlar. Birlikspor’a ölüm sessizliği var.

Ne oldu, bu iş bitti mi?.. Birlikspor hevesi tamamen söndü mü?.. Artık Birlikspor’u  “Süper Lige çıkartma” projesi sonlandı mı?..

Merak ettiğimden, umursadığımdan falan değil.. Bilelim de, biz de ne yapacağımıza karar verilim.

Bu yazı toplam 2603 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37