• BIST 107.115
  • Altın 143,813
  • Dolar 3,5581
  • Euro 4,1457
  • Kocaeli 26 °C

2016 için umutlarım arttı

İsmet ÇİĞİT
Bu kentte, bu ülkede yaşayan insanlar açısından bitmekte olan 2015 yılı bir hayli sıkıntılı geçti. Siyasi kavgaların ortasında kaldık. Kısa aralıklarla gerçekleşen iki seçimin gerilimi hepimizi etkiledi. Ülkemizde çok üzücü olaylar, gerginlikler yaşandı. Ekonomi kötü gitti. Piyasalarda ciddi sıkıntılar çekildi. 
Bombalar patladı, iflaslar yaşandı; insanlar öldü, kepenkler kapadı. 
Şimdi yeni bir yıla girmeye hazırlanıyoruz. Yeni yıl, zaten bir umuttur. Ama ben,  Perşembe günü Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “64 ncü hükümetin 2016 yılı eylem planı”nı açıkladığı konuşmasını dinlerken, daha da umutlandım. 
Başbakan Davutoğlu’nun tarzı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çok farklı. Karşısındaki azarlar gibi, döver gibi konuşmuyor. Tam tersine, gözlerinin içinde samimi bir tebessümle, kendisini dinleyenlerin içini rahatlatıyor, dinleyenlere güven veriyor.
Babakan Perşembe günü  “2016 eylem planı”nı açıklamadan önce, sabah saatlerinde Türkiye’nin 2015 yılının 3 ncü çeyreğindeki büyüme rakamları geldi. 3 ncü çeyrekte yüzde 4’lük büyüme. İlk 9 ay sonunda, yüzde 3.5’luk büyüme. Bunlar topluma moral veren çok iyi rakamlardı. 
Daha sonra Davutoğlu’nun 2016 yılı eylem planı ile ilgili konuşması başladı. AK Parti Genel Merkezinde dev salon tamamen doldurulmuştu. Büyükşehir Belediye Başkanı Karaosmanoğlu da özellikle bu toplantıya çağırılmıştı. Davutoğlu konuşmasına başladıktan sonra önce, 1 Kasım seçimleri öncesi meydanlarda halka verdiği sözleri hatırlattı. “Biz halkımızın gözünün içine baka baka söz verdik. Halk bize güvendi. Bu güveni boşa çıkartmayacağız. Söylediğimiz her şeyi yapacağız” dedi. 
AK Parti Hükümeti halka ekonomik alanda verdiği sözlerin tamamına yakın bölümünü, ilk 3 ay içinde yerine getirmeyi vaat ediyor. Davutoğlu, “Bizim sözümüz senettir. Bugün bu senedi imzalıyorum” dedi. Sadece ekonomik büyümeden, halka refah adına verilecek yeni ekonomik kaynaklardan söz etmedi. “Hak-hürriyet-demokrasi” dedi. “Komşularla iyi ilişkiler” dedi. “Güçlü Türkiye”den söz etti. “Ülkemizde ve dünyanın hiçbir yerinde çocuklar ağlamasın” dedi.
Hükümetin gençlere, kadınlara sunacağı yeni imkanları detayları ile anlattı. Verdikleri sözlerin yerine getirilmesi için yasa çıkartılmasına gerek olmayan konuların bir hafta içinde, yasa gerektirenlerin ise, 3 ay içinde gerçekleşeceğine söz verdi.
Gençlere, köylülere, KOBİ’lere yeni krediler, avantajlar geliyor. Başbakan, bir bakıma geçmişe yönelik bir özeleştiri de yaptı, “Bugün yeni bir sayfa açıyoruz” dedi. Vaatlerin yerine getirilmesi için yasal düzenleme gerektiren konularda muhalefetten destek istedi. AK Parti’nin bugün Meclis’te hiçbir yasayı geçirmek için muhalefetin desteğine ihtiyacı yok. Ama Başbakan “Gelin bütün bunları birlikte yapalım. Mecliste boşu boşuna birbirimizi engelleyip, vakit kaybetmeyelim” dedi. 
Asgari ücret 1.300 TL oluyor. Emeklilere bir miktar zam geliyor. Esnafın, köylünün, KOBİ’lerin özellikle iş kurmak isteyen gençlerin önünü devlet açıyor, hepsini destekleyeceğine söz veriyor. Kadın çalışanlar için çok yeni, çok özel düzenlemeler yapılıyor. 
Hepsi Başbakan’ın sözü. Hepsi, devletin vaadi.  Bence bütün bunların ötesinde belli ki Sayın Başbakan ülkemizdeki siyasi kutuplaşmadan gerçekten rahatsız. Bunu ortadan kaldırmaya yönelik adımlar konusunda ben samimi olduğuna inanıyorum. Çevresinde ve ülkesinde barışı isteyen, bütün vatandaşlarının hak ve hürriyetlerini güvence altına alan, demokrasiyi, özgürlükleri ileriye götürmek konusunda açık sözler veren, senet imzalayan bir Başbakan.. 
Perşembe günü Davutoğlu’nu dinledikten sonra, bu ülke ve insanları için önümüzdeki 2016 yılının çok daha güzel olacağına ben inandım. 
Bir de Allah sağlık verirse, daha ne isteyeceğiz? 
Özak: “Kentsel dönüşüm konusunda çok ciddi çalışma içindeyiz” diyor 
Perşembe günü gazetedeki misafirim Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Sayın Zekeriya Özak oldu. Üstelik o gün Başkan Karaosmanoğlu, bir toplantı için Ankara’daydı. Yani Başkan vekili Özal, resmen ve fiilen Başkan Vekiliydi. 
Sayın Özak’la çok fazla muhabbetimiz olmamıştır. Ama bu kentin insanıdır. Eskiden tanışırız. Hırslarından arınmış, üstlendiği görevi en iyi şekilde yerine getirmek için çalışan, her zaman uzlaşmadan yana ve makul bir insan olarak tanıdım. Üstelik bu şehri seven, bu şehrin geleceğini düşünen iyi bir insan.. 
Özak, tam öğlen vakti geldi.  Binanın 4 ncü katındaki gazetenin personel yemekhanesine davet ettim. Personel için yemek yeni gelmişti. Menüde ezogelin çorbası, tavuk döneri ve pilav-yoğurt vardı. Benim de tam yemek saatim. Özak kabul etti. Birlikte yemek salonuna, çatıya çıktık. Yemeğimizi yedik,  teras balkonundan İzmit’i seyrettik. Bu sırada Cedit-Erenler bölgesinde bir metruk binada yangın çıkmış. Yoğun duman gözüküyor. Bir belediyeci olarak Özak kaygılandı. Hemen itfaiyeyi aradı, bilgi aldı. Kaygı verici durum olmadığını öğrenince rahatladı. Kahve içmek için aşağıya indik. 
Zekeriya Özak, henüz 45 yaşında. Büyükşehir’de Başkan Vekilliği görevinin dışında, asıl mühim görevi Büyükşehir Belediye Meclisi İmar Komisyonu Başkanı olması. Yani bu şehrin bütün geleceği Özak’ın başında bulunduğu komisyonda tartışılıyor, şekillendiriliyor. 
Çok tartışılan MİA projesinden konuya girdim. Zekeriya Özak, bu projenin de hem yaratıcısı, hem isim babası.  Yasal süreçlerin aşıldığını, halen İzmit Belediyesi’nde 1/1000 ölçekli planların şekillenmeye başladığını, önümüzdeki yılın ilk yarısından sonra uygulamaya geçilebileceğini anlattı. Özak, MİA projesine karşı çıkanları anlayamıyor. Bu projenin İzmit’in geleceği olduğunu, üstelik bu proje sayesinde MİA alanı içinde yeri bulunan herkesin kazanacağını, Sanayi Çarşısının da etkilenmeyeceğini söyledi, “Ne acıdır ki, bu projenin kent için önemini, alternatifsizliğini CHP’li arkadaşlarımıza da anlatamadık” diye hayıflandı.
MİA projesi, Perşembe Pazarı alanından, Seymen kavşağına kadar olan çok geniş bir bölgeyi kapsıyor. Bu bölgenin planlı biçimde ticaret alanına dönüşmesini öngörüyor. “Yol  yetmeyecek” dedim. Özak, “Mevcut Eski Gölcük Yolu’nu bir o kadar daha genişleteceğiz. Üstelik hiç kamulaştırma yapmadan genişleteceğiz. Yolun genişliği 40 metre olacak. Gölcük yönüne giden araçlar transit gidecek. MİA alanına gidecek araçların ayrı özel yeri olacak. Bu konuda da her şey görüşüldü” dedi. Büyükşehir Başkan Vekili,  “Sırf muhalefet olsun diye bu projeye karşı çıkmak yerine, herkesin katkı vermesini bekliyoruz. Bizim eksiklerimiz olabilir. Planlar üzerinde birlikte tartışalım. En doğru, en güzel planı hazırlayalım. Biz buna varız” şeklinde konuştu. Bu konuda, CHP’de il başkanlığı görevinin sürmesi beklenen Cengiz Sarıbay’a da güveniyor ve Sarıbay’a ayrıntılı bilgi vermeye hazırlanıyor. 
Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve İmar Komisyonu Başkanı Özak’ın gündemindeki 1 numaralı konu ise, “Kentsel dönüşüm”. Özak “Bu konuda biz geç kaldık. Kentsel dönüşüm yasasının sağladığı avantajları bu kent için biran önce kullanmamız gerekiyor” diye bir itirafta da bulundu. Özak şunları söyledi:
“-Bu kentte, bu kentin her yerinde kentsel dönüşümü hızlandırmalıyız, kullanmalıyız. Bir süredir bu konu üzerinde çok detaylı çalışıyoruz. Şehrin merkezinde, kenar mahallelerinde Kentsel Dönüşüm konusunda ne gibi düzenlemeler yapabiliriz. Mevut yasaların üzerinde ne gibi haklar verebiliriz. Bunları çalışıyoruz. Kısa süre sonra Başkanımıza, Meclise bu konuda kapsamlı bir rapor sunabileceğimizi düşünüyorum. Kent kamuoyuna ve muhalefete de ayrıntılı bilgi verecek, herkesin bu çalışmaya katkısını isteyeceğiz.”
Kentsel Dönüşüm konusunda çok yazı yazdım. Aslında hükümet, bu yasayı 17 Ağustos 1999 büyük deprem felaketinin mağduru olan bu kentin ihtiyaçlarını dikkate alarak çıkarttı. Ama bugüne kadar bizim dışımızdaki bütün iller uyguladı. Bizim şehrimizde ise, tık yok. Hala Gölcük Denizevler Mahallesi 18 Ağustos 1999’daki haliyle duruyor. Hala bu şehirde ağır hasarlı, çürük orta hasarlı binalar duruyor. Hala bu şehirde çarpık kentleşme nedeniyle ambulansın, itfaiyenin giremediği sokaklar var. 
Zekeriya Özak, sakin, bu şehri seven, siyasette kendi geleceğinin hesabını yapmayan bir adam. Kentsel Dönüşümü ve MİA projesini üstüne vazife edinmiş, ciddi biçimde çalışıyor. Umuyor ve diliyorum ki, önümüzdeki yıldan başlayarak bu konuda İzmit’in geleceğine yönelik çok güzel haberler alacağız. 
*Üç takım yakışırdı 
Türkiye, çok uzun yıllar sonra, üç takımıyla birlikte Avrupa Kupaları’nda gruplar aşamasını geçip, son 32 takım arasına kalma şansını yakalamıştı. G.Saray, Şampiyonlar Liginden elendi ama, grubunda 3 ncü olup, yoluna Avrupa Kupası’nda devam etme hakkı kazandı.  Perşembe gecesi F.Bahçe, beklenenden çok daha zor geçen maçın sonunda Celtic ile 1-1 berabere kaldı, grubundan çıkmayı başardı. 
Beşiktaş’ın işi zordu. Son haftaya grubunda lider girdi ama, son maçında deplasmanda Sporting Lizbon’dan puan alması şarttı.  Beşiktaş, Perşembe gecesi Portekiz liginde hiç yenilgisiz lider pozisyonda bulunan rakibi karşısında bence mükemmel oynadı. Maçın sonlarına kadar rakibine pozisyon vermedi. Son yarım saate girilirken mükemmel bir golle öne de geçen Siyah-Beyazlılar, Kulüp tarihine altın harflerle yazılacak bir büyük zafere çok yaklaşmışken, peş peşe üç hatalı gol yiyip, elendi.
Türkiye Milli Takım seviyesinde Avrupa Şampiyonası Finallerine kalmayı başarmıştı. Bir de üç takımımızla birlikte  Avrupa Kupası’nda yola devam edebilseydik, gerçekten hepimize  moral olacaktı. Beşiktaş, çok talihsiz bir kulüp.. Avrupa’da bu sezon yola devam etmeyi belki de en çok hak eden kulübümüzdü. Ama çok yaklaştığı turu elinden kaçırdı. Perşembe gecesi Beşiktaş maçı gerçekten büyük üzüntü oldu. 


*(% 0.07) ama hala hizipler var
Demokratik Sol Parti. Ya da DSP.. Bugün seçmen yaşına yeni gelmiş gençlerin önemli bölümü, adını bile bilmiyor olabilirler. Ama bu siyasi Parti, bir dönem Türkiye’yi yönetti. Seçimden 1 nci parti çıktı. 
Türkiye 12 Eylül 1980’de askeri darbe ile karşı karşıya kaldı. Mevcut siyasi partileri askeri cunta kapattı. Dönemin Başbakan’ı Demirel ile, ana muhalefet partisi lideri Bülent Ecevit, birlikte zorunlu ikamete tabi tutuldular. O dönemde 12 Eylül darbecilerine karşı açıkça direnen, darbeye açıkça tepki gösteren lider Bülent Ecevit’ti. Partisi CHP kapanmıştı. Ecevit, siyasetin içine sürekli bulaşan eşi Rahşan Hanım ile birlikte DSP’yi kurdu. 
DSP 1999 yılında yerel seçimlerle birlikte yapılan Genel Seçimden 1 nci parti çıktı. Ecevit’in eski partisi CHP baraj altında kalmış, yeni partisi DSP iktidar olmuştu. 
DSP’nin parti içi işleyişi hep farklı olmuştu. Çok sıradan insanlar, gerçekten namuslu, devletini seven insanlar DSP’de siyaset yaptılar. Ama parti içi demokrasi hiç işlemedi. Rahşan Ecevit örgütleri sürekli kendisi atadı. Partide kongre delegesi olabilmek için bile, genel merkezden onay almak gerekiyordu. DSP sonunda eridi, eridi ve tabela partisi haline geldi.
1 Kasım seçimlerinde DSP’nin Türkiye genelinde aldığı toplam oy(31.805) adet. Yani, Türkiye genelinde (%0.07) oy aldılar. Yıllardır DSP Genel Başkanlığını yapan Masum Türker, bu sonuç üzerine görevini bırakma kararı aldı. Yarın, DSP’nin olağanüstü kurultayı yapılacak. Parti artık eskisi gibi yönetilmiyor. Yarınki kongrede de Genel Başkanlık için, iki adayın çekişmesi bekleniyor.  Halen Genel Başkan Yardımcısı olan Önder Aksakal ile, bir dönem partinin genel başkanlığını yapan Zeki Sezer DSP Genel Başkanlığı için yarışacaklar. 
Son seçimde yüzde 1’in altında oy almış bir parti. Ama hala içinde hizipler var. Kongresinde iki aday çıkabiliyor. Türkiye’de siyaset kolay kolay bitmez.. Ecevit’lerin kurduğu DSP gibi bir siyasi parti de ülke tarihinde bir daha kolay kolay var olmayacaktır.
*Gerekli yerlere eleman alınmalı
Bir tarafta işsizlik var. Milyonlarca genç KPSS’ye girmiş, devlet kapısında iş bekliyor. Aslında kamuya da eleman alınmıyor değil. Hükümet, önümüzdeki yıl, öğretmen kadroları hariç, 55 bin yeni kamu elemanı alacak. 
Ama ilimize bakıyoruz. Bazı kamu kurumlarında önemli eleman açıkları var. Bu nedenle halka doğru dürüst hizmet verilemiyor. Örneğin ilimizdeki PTT şubelerinde yeterli eleman yok. Hizmetler aksıyor. Doğru dürüst posta dağıtımı bile yapılamıyor. 
Geçen gün bu gazetede Perde Arkası sütunlarında yer aldı. Tüketici Hakem Heyeti İzmit Ofisi’nde çalışan sayısı yetersizmiş. Bu nedenle, 2014 yılında Tüketici Hakem Heyetinde açılan davalarla ilgili tebligatlar bile hazırlanamamış,  muhataplarına ulaştırılamamış.
Tüketici Hakem Heyetleri çok önemli kurumlar. Kendi sınırları içinde aldıkları kararlar, yargı hükmünde. Hızlı çalışması, mağdur tüketicilerin haklarını en kısa zamanda teslim etmesi gerekiyor. Ama yeterli elemanı yok, tebligat bile çıkartamıyor. Kamu kurum ve kuruluşlarının sayısı zaten çok azaldı. Mevcut olanlarda da bütün işler taşeron işçilerine devredildi. Oysa, devletin işlemesi, vatandaşın işini yapması lazım. Eleman azlığı nedeniyle işlerin aksıyor olması, bunca genç insan devlet kapısında iş beklerken hiç mantıklı değil.
Bu yazı toplam 527 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37