• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 5 °C

2017 de kötü başladı

2017 de kötü başladı
Öyle bir ruh haline girmiştik ki, 2016 yılını bitirince, bütün dertler bitecek, 2017 yılına bambaşka bir hava içinde, huzurla gireceğiz gibi bir umuda kapılmıştık.

Ama 2017 yılına da büyük bir acı ve dehşetle sarsılarak başladık. İstanbul’un göbeğinde, genellikle yabancıların gittiği çok ünlü bir gece kulübüne, yılbaşı gecesi teröristler saldırdı. Özellikle bu son olay, Türkiye’ye yönelik terörün asıl maksadını çok net biçimde ortaya koymaktadır. Bizi, bu topluma daha kalın çizgilerle bölmek, birbirimize düşürmek ve bu ülkede bir iç savaş başlatmak istiyorlar.

Gece sabaha kadar uyumadım. Hep bu olay üzerinde düşündüm. Neresinden baksanız korkunç bir olay. Kaç kişi öldü, kaç kişi yaralandı, işin bu kısmı da çok fazla önemli değil. Hedef Türkiye, hedef bütün bir ulus. 

Terör örgütleri, ülkemizdeki ortamı da kendi emellerine ulaşmak açısından çok uygun buluyorlar. Öyle ya, toplam bölünmüş. Belki bölünme (yüzde 50-50) değil.  60-40, 65-35 falan gibi de düşünebilirsiniz. 

Çok acıdır, yeni yılın ilk saatlerinde İstanbul Ortaköy’de yaşanan olaya bu toplumda “Oh olmuş, iyi olmuş” diyenler var. O insanlar yılbaşını kutluyordu ya, o insanlar alkollü içki içiyordu ya. Bu ülkede hepimizin arasında, içinde yaşayan insanların bir kısmı,  onların başına böyle bir olayın gelmesinden rahatsızlık duymuyorlar. 

Maalesef bu hale geldik. Bu hale getirildik. 

Biz soğukkanlı olmak zorundayız. Biz dediğim, eksik olan, daha azmış gibi görünen taraf. Bu toplumdaki çağdaş, aklı başında, herkese karşı hoşgörü gösterebilen insanlar. Muhalefet diyelim. Soğukkanlı olmak zorundayız. Ülkemize yönelik terör saldırılarının, tamamen bu ülkeyi bölmeye, parçalamaya, iç savaş çıkartmaya yönelik olduğunu,  karşı tarafın bizim kadar iyi idrak edebilmesini bekleyemeyiz. Bağırıp çağırmayı, yılbaşı gecesi eğlenirken otomatik tüfekle taranarak hayatlarını kaybeden insanların cenazeleri üzerinden siyaset yapmayı,  sorumlu gördüklerimize hakaretler yağdırmayı değil; soğukkanlı bir dik duruşu, birbirimize daha çok sarılmayı ve birbirimizi daha çok sevmeyi becerebilmeliyiz. 

Başka çıkış yok sevgili dostlar. Yazık ki, çok kötü bir konuma getirildi ülkemiz. Yazık ki, hedef haline geldik. Elbette suçlular var, elbette Türkiye’nin bu hale gelmesinden sorumlu olanlar var. Ama gelinen noktada gün,  bunları tartışma zamanı değildir. Hedefte hepimiz var. Devletimiz, cumhuriyetimiz, vatanımız var. Görünen o ki, bu acılar 2017 yılında da devam edecektir. Görünen o ki, ülkemiz çok büyük ve çok organize bir saldırının hedefi halindedir. Bu ülkede yaşayan aklı başındaki herkesin, ülkenin geleceğini düşünmesi, ülkemizin geleceği için üzerine düşen sorumluluğun bilincinde olması gerekir. 

Soğukkanlı olacağız. Dik duracağız. Birbirimizi düşman gibi görmekten vazgeçip,  her birimiz devlete, devletin güvenlik güçlerine elimizden gelen her türlü yardım ve desteği vermek zorundayız. 

Evet, 2016’dan kurtulduk diye sevinirken, 2017’ye de büyük bir acıyla başladık. Belli ki, bu saldırılar, bu acılar devam edecek. Ben inanıyorum ki, biz bu güzel ülkenin içinde ne kadar birbirimizi seversek, ne kadar birbirimize karşı düşmanlık yerine dostluk ve hoşgörü ile yaklaşırsak, terörü yenmek konusunda o kadar başarılı olacağız. Evet çok üzgünüz. Eğlenirken hayatını kaybeden insanlar adına, ülkemizin İstanbul gibi bir kentin bu hallere düştüğünü görmek, dünyaya karşı mahcup olmak adına çok üzgünüz. Ama artık birbirimizi suçlamanın, artık birbirimizi daha fazla kırıp dökmenin zamanı değil. Ülkeyi bu hale getirenler, anlamıyor olabilirler. Onların bir kısmı, bu olup bitenlere üzülmüyor

da olabilir.  Ama biz artık  gerçekleri görmek, ülkemizi sahiplenmek zorundayız.. Bilmem anlatabiliyor muyum? 

İletişim o kadar gelişti ama, çanak anten sorunu bitmedi 

Dünya, insanlık son yıllarda özellikle iletişim alanında çok hızlı gelişti. Artık dünyanın bir ucundaki yakınlarımızla cep telefonundan, bilgisayardan görüntülü görüşme yapabiliyoruz. Dünyanın çevresine yerleştirilen uydular aracılığı ile yerdeki her şeyi görebiliyoruz.

Ama halledemediğimiz çok basit bir sorun var: “Karlı, buzlu, rüzgarlı havalarda çanak antenlerin LNB’sinin devre dışı kalmasını engelleyemiyoruz.

…………

Gençler bilmez.  Biz Türkiye’nin televizyon nedir bilmediği zamanlardan geliyoruz. Ülkemize televizyon geldi. Karasal yayın yapılıyordu.  Her evin çatısında, balkonunda basit alüminyum antenler olurdu. Bu antenler o bölgeye karasal yayınları aktaran vericilerin bulunduğu tepe yönlendirilirdi. Çatı ya da balkon anteninin açısındaki çok küçük bir sapma ile televizyon ekranı karıncalanırdı. Çok insan antenini ayarlamak isterken çatıdan, balkondan düşmüştür. 

Artık televizyonlar uydulardan izleniyor. Para ödenen dijital platformlar var. Bütün çatı ve balkon antenlerinin yerini çanak antenler aldı. Ama biraz kar yağınca, yağmur şiddetlenince, ya da gece don olunca,  çanak antenler devre dışı kalıyor. Televizyonunuz çalışmaz hale geliyor. İletişim teknolojisinde bu kadar ilerlemişken, çanak antenlerin kardan, buzdan korunmasını, kesintisiz yayın alabilmesini sağlayacak bir düzenin bulunamamış olması da gerçekten utanç vericidir.

Bu konu, özellikle merkezi sistemden yayın alan sitelerde büyük sıkıntı oluyor. Kavgalara yol açıyor. Birileri çıkıp, çanak antenlerin hava şartlarından etkilenmemesini sağlayacak bir düzeni bulması gerekiyor. 

Tıkalı otoyol ve köprüye ağır zam

2016 yılının son gününde Ulaştırma Bakanı önce İzmit Körfezi üzerindeki Osmangazi Köprüsü’nden geçiş ücretine yüzde 20 indirim yapıldığını açıkladı. Osmangazi Köprüsü’nün geçiş ücreti çok yüksekti. Bir miktar indi. Ama aynı gün birkaç saat sonra İstanbul Boğazı üzerindeki çok kullanılan iki köprüyü yüzde 48, üçüncü köprüye yüzde 20, otoyol ücretlerine yüzde 20 zam yapıldığı haberi duyuldu. 

Otoyol zaten sürekli tıkalı. İstanbul’daki Boğaz Köprüleri’nden geçmek işkence. Bir de bu zamlarla artık otoyolu kullanmak,  Boğaz Köprüleri’nden geçmek lüks haline geliyor.

Bu zamla birlikte otoyolu kullanmaktan vazgeçip, D-100’ü kullananların sayısı da artacaktır. Bu da İzmit içinden daha çok TIR, kamyon, tanker geçecek demektir. Kendi arabanızla İstanbul’a gidip gelmeye kalkarsanız,  aracınızın yakacağı akaryakıt bedeli kadar otoyol ve köprü parası ödemek zorunda kalacaksınız. Ama otoyol zammıyla birlikte D-100’ün, İzmit içinden geçişin yükünün artacak olması, daha ürkütücü bir durumdur. Transit araçların D—100 İzmit geçişini kullanmaları konusundaki yasağı çok sıkı denetlemek gerekecek.

Bu haber toplam 1439 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Genel Yayın Müdürü olmak, ateşten gömlektir06 Mart 2017 Pazartesi 09:07
  • 17 Nisan’a kadar haber kanallarını kapatıyorum05 Mart 2017 Pazar 23:57
  • Ne olur, Körfez’in üzerine titreyelim05 Mart 2017 Pazar 00:14
  • TV-41 Facebook üzerinden yayında04 Mart 2017 Cumartesi 18:11
  • Hastane’ye Stad’a yol lazım04 Mart 2017 Cumartesi 00:11
  • Kadın Deyince04 Mart 2017 Cumartesi 00:05
  • Koşup gelen kadar, kaçıp giden var03 Mart 2017 Cuma 00:15
  • Kocaeli TV sadece Türksat 4A'da02 Mart 2017 Perşembe 18:08
  • Kömürcüler bunu hep yapıyor02 Mart 2017 Perşembe 00:24
  • Öyle hızlı büyüyoruz ki iş başlamadan yetersiz kalıyor01 Mart 2017 Çarşamba 00:19
  • ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37