1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. 23 HAZİRAN 2019 İSTANBUL SEÇİMLERİNİN İZDÜŞÜMLERİ VE İMAMOĞLU!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

23 HAZİRAN 2019 İSTANBUL SEÇİMLERİNİN İZDÜŞÜMLERİ VE İMAMOĞLU!

A+A-

Evet, 23 Haziran 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri Sayın Ekrem İmamoğlu’nun zaferiyle sonuçlandı. Öncelikle kendisini tebrik ediyor, İstanbullular için hayırlı hizmetler ifa etmesini temenni ediyorum.

31 Mart 2019 seçimlerine göre daha önemli bir farkla (777.000’in üzerinde) seçimi alması, üzerinde çok yönlü düşünülmesi gereken bir sonuçtur. Peşinen ifade etmek gerekir ki, seçimi yenilemek büyük bir hata idi. Sayın cumhurbaşkanını yanlış yönlendirdikleri tescillenmiş oldu. Her kim ki, bunda başat rol almışsa, Sayın cumhurbaşkanı acilen o kişi ya da kişileri yanından uzaklaştırmalıdır. Sayın cumhurbaşkanı, sorgulayan, eleştirel akla çağrıda bulunan, ”ihya” eden; “imha” etmeyen, ikazları acıtsa bile, başta Sayın Bülent Arınç olmak üzere, eski yakın çalışma arkadaşlarından her daim istifade etmelidir. 

Şunu hatırdan çıkartmamak gerekir ki, İstanbul halkı mağduriyete oy vermekle beraber, son zamanlarda İmamoğlu’nun şahsında Trabzonluları hedef alan “Pontus Rum’u” ifadeleri çok yaralayıcı oldu ve İstanbul’da yaşayan Karadenizlilerin tamamına yakınını İmamoğlu’na yönlendirdi. Özellikle, Beykoz ve Sarıyer gibi Karadenizlilerin yoğun olarak yaşadığı ilçelerde, 31 Mart’a göre İmamoğlu’nun % 7 gibi bir fark atması bunun en büyük delilidir. Durum onu gösteriyor ki, sert söylemler, mağdura desteğe dönüşüyor. Yunan sevdalısı, Pontus Rum’u ve nihayet Sisi benzetmeleri ters tepki yaptı ve sonucu İmamoğlu lehine dönüştürüverdi. Bu da gösteriyor ki, artık siyaset sahnesinde İmamoğlu adında önemli bir siyasi aktör de vardır.

İmamoğlu, gerek seçim sath-ı mailinde ve gerekse, kazandıktan sonraki yapıcı açıklamaları giderek kendisini fenomen haline getiriyor. Durum onu gösteriyor ki, İmamoğlu’nun yürüyüşü bununla sınırlı kalmayacaktır. Zaten konuşmaların satır aralarını irdelediğiniz zaman mesajları bir belediye başkanından çok, daha ziyade umuma şamil konuşmalar ve de süratlice taraftar topluyor. O da gösteriyor ki, konuşmaları profesyonel bir ekip tarafından hazırlanıyor ve o da hata yapmamak için azami özen gösteriyor.

Öte yandan takdire şayan bir şey var ki, o da, daha seçim netleşmeden Ak Parti adayı Binali Yıldırım’ın da, kameraların karşısına çıkarak rakibini tebrik etmesi, yumuşak bir dil kullanması, her hâlükârda kendisine yardımcı olacağını beyan etmesi ve mutedil açıklamalarda bulunmasıdır. Umarım bu dil, tepeden tırnağa Ak Parti’nin tüm hücrelerine nüfuz eder ve Ak Parti dilini “leyyin kavle” (yumuşak söyleme) alıştırır, tekraren milletin gönlüne girmeyi başarır. Zira, Ak Parti’yi milletin gönlüne sokmayı başaran önemli kriterlerden biri de buydu.  

Durum onu gösteriyor ki, Ak Parti yöneticileri ki, bendeniz de henüz çiçeği burnunda yeni bir Ak Parti yöneticisi sayılırım, ivedilikle bir “tecdid-i siyaset” cihetine gitmesi lazım gelir.

Peki, maddeler halinde yazılması gerekirse, neler söylenebilir?

  1. Ak Parti içine sızan “şuursuz AKP’lilerin” “şuurlu Ak Partili” haline dönüşünceye kadar nadasa bırakılmaları, partiden uzak tutulmaları ve olası zehirli sarmaşıkların kesilip atılması zaruret haline gelmiştir. 
  2. Tepeden tırnağa herkesin diline dikkat etmesi, daha kapsayıcı ve daha kuşatıcı bir dil kullanılması.
  3. Bu seçimler gösterdi ki, partili cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin evvelen Türkiye’nin bütünlüğüne hizmet etmediği, saniyen de, Ak Parti’ye de hiç yaramadığı görüldüğünden, demokratik parlamenter sisteme daha güçlü bir şekilde dönülmesi gerektiği gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur.
  4. İttifakların daha ziyade marjinal gruplara yaradığı “mahalleler arasındaki baskı ve ayrışmayı” daha bir körüklediği gözlemlenmiştir.
  5. Mütedeyyin Kürtlerin Ak Parti’ye olan desteği azalarak sürmekle beraber ciddi bir kırgınlığın ve kaymanın yaşandığı ve bunun tedricen devam ettiği, bu süreç devam ederse, ilerleyen zamanlarda bu destek giderek yok olabileceği riski görüldü.
  6. Ak Parti’nin MHP ile olan birlikteliğinde MHP’nin Ak Parti’ye bir şey katmadığı, aksine tüm kazanımların MHP’nin hanesine kaydığının görüldüğü.
  7. Piyasaların ve dolayısıyla ekonominin giderek bozulması, seçmenin farklı arayışlara girmesine sebebiyet verdi. Esasen, seçim sonuçlarının bu hale gelmesinin tetikleyici ana unsuru da ekonomideki bozulma ve dolayısıyla belirsizliktir.
  8. Ak Parti yöneticilerinin; Ak Parti görünümlü trollerin, sosyal medya şey(h)tanlarının gaz vermesine, onların karalayıcı, kışkırtıcı, aşağılayıcı ve hakaret edici paylaşımlarını red eden açıklamalarda bulunması ve sahiplenilmemesi, Ak Parti’nin geleceği açısından önem arz ettiği gerçeği bir kez daha ortaya çıktı.
  9. Cepheleşmenin, şey(h)tanlaştırmanın ve ötekileştirmenin Bumerang etkisi yarattığı gerçeği görmezden gelinmeden, politikaların bu gerçeğe göre yeniden dizayn edilmesi gerektiği gözden ırak tutulmamalı.
  10. “Kızgın demiri soğutma” ve “Türkiye ittifakı” söylemlerine sahip çıkılmalı ve bu söylemlerin eyleme dönüştürülmesi ivedilikle sağlanmalıdır.
  11.  

Evet, listeyi uzatmak mümkün…

Şimdilik bununla yetinelim ve sosyal restorasyon projesini behemehal hayata geçirelim ki, Türkiye’yi karanlık dehlizlere mahkum ettirmeyelim. Bu göreve lokomotif olabilecek yegane parti yine Ak Parti’dir. Bir Ak Partili olarak bu misyonu yüklenmeye ve çorbada “tuz” olmaya hazırız evvel Allah.

Bu yazı toplam 750 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum