1. YAZARLAR

  2. Ali GÜNDOĞDU

  3. 23 Nisan’larda ağırladığımız çocuklar şimdi genç kız oldu
Ali GÜNDOĞDU

Ali GÜNDOĞDU

Yazarın Tüm Yazıları >

23 Nisan’larda ağırladığımız çocuklar şimdi genç kız oldu

A+A-

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle ilimizde düzenlenen Çocuk Şenliğine dünyanın 41 ülkesinden 1000 çocuk geldi. Konuk ettiğimiz çocuklar, ilimizdeki öğrencilerin evlerine misafir oldu. Ve bu vesileyle ben de yıllar öncesine gittim. 
Evlatlarım Başak ve Barış ilkokulda okurken, sırasıyla Gürcistan'dan Lana ve Salome Gachechiladze, Kosova'dan Melisa Jurishi, Rusya'dan Tamilia ve Radmir Valev'i evimizde birer hafta konuk etmiştik... Şimdi hepsi büyüdü, hepsi birer genç kız ve delikanlı oldular. Dostluklarını hala devam ettirenler var... Geçen yıl Balkan gezimiz sırasında Kosova’nın Prizren kentinde yaşayan, halen Prizren Üniversitesi öğrencisi olan Melisa Jurishi ve ailesiyle görüşme fırsatımız oldu. Bu yaz kızım Başak, Melisa’nın misafiri olarak Prizren’e gidecek. 
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün armağanı olan 23 Nisan'larda kardeşlik köprülerinin kurulmasına katkı sağlayanlara ne mutlu. 
Biz görevimizi yaptık, sıra bizden sonrakilerde... 

lanuka-ve-salome.jpg

Gürcistan'dan Lana ve Salome Gachechiladze kardeşler şimdi Tiflis Üniversitesinde okuyorlar. 

melisa.jpg

Yıllar önce Kosova ekibiyle 23 Nisan için gelmiş, evimize konuk olmuştu. Geçen yıl Prizren’de görüşme fırsatımız oldu. Artık o da benim kızım sayılır. 

Özel İzmit Hastanesi ve 
Op.Dr.Hikmet Gazeteci

Sağlıklı olmak, hiç kuşkusuz tüm insanların ilk ihtiyacıdır. Her ne kadar hastane ve doktordan uzak durmaya çalışsak da, er veya geç her insan mutlaka onlara ihtiyaç duyacaktır.
Günümüz Türkiye’sinde sağlık, git gide daha paralı hale gelmeye başlıyor ve vahşi kapitalizm kendine yeni çıkar kapısı olarak tıp dünyasına çoktan el atmış bile…
Bakmayın siz sağlıkta devrim yarattık sözlerine.
İşiniz devlet hastanesine düşmeye görsün. Hemen her kalem işleme küçük te olsa ayrı ücretler ödediğiniz gibi, en son işlem olarak reçetenizi alırken bile ayrı para ödüyorsunuz.
Diğer taraftan da özel hastaneler ve özel tıp merkezleri pıtrak gibi çoğalıyor.
İzmit’te hemen her gün yeni bir özel tıp kurumu açılıyor ve hatta mevcut bazı tıp kurumlarının başka illerde, hatta Rusya’da bile şube açma girişimleri kulağımıza geliyor.
Bu özel tıp kuruluşları daha çok para, daha çok kazanç elde etme peşinde oldukları için şayet küçük bir kas ağrısı ile bu kuruluşlara gitseniz, hemen geniş tahliller, röntgen analizleri ile fatura hemen şişiriliyor ve SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) artık batma noktasına gelmekle kalmıyor, vatandaşlar da özel tıp kuruluşlarına çeşitli isimler altında ekstra para ödüyorlar.
Örneğin sünnet gibi, toplumumuzda tüm erkek çocuklarının başından geçecek olan bir tıbbi işlem, tıbbi müdahale sayılmıyor, SGK, birçok alanda soyulurken sünnet operasyonuna bedel ödemiyor.
Esas vurgulamak istediğim şu ki, özel tıp kuruluşlarının çok fazla yayılma konumuna geldiği ve çok kar eden kuruluşların başında geldiği gerçeğidir.
Bu gidişle 10 yıla kalmaz, devlet hastanelerinin de özelleştirileceği veya işlevsiz hale getirilip, toplum sağlığının artık özel sektöre devredileceğini görmek için kahin olmaya gerek yok.
Eskiden doktorların hiç değilse küçük bir muayenehaneleri vardı. Şimdi onlar kapandı ve vahşi kapitalistlerin koca koca hastaneleri boy göstermeye başladı.
Günümüz özel hastanelerinin önü bu kadar açılmışken, 1970’li yıllarda İzmit’in tek özel hastanesi olan ‘İzmit Özel Hastanesi’nin öyküsü ve acıklı sonu aklıma geliverdi…

70’li yıllarda Fethiye Caddesi’nde tarihi hamamın karşısında Özel İzmit Hastanesi kurulmuştu.
Almanya’da genel cerrahi ihtisası yapan ve İzmitli bir hekim olan Op. Dr Hikmet Gazeteci, orada yaşayıp servet sahibi olmak yerine vatanını tercih etmiş ve İzmit’e kesin dönüş yaparak,
belki de o dönemin dünya standartlarında bir ameliyathanesine sahip olan tek hastanesi olan Özel İzmit Hastanesi’ni kurarak kendisi de başhekim olmuştu.
Bu hastane kısa süre içinde yanlış bir biçimde sosyete hastanesi olarak algılanmıştı. Çünkü ‘para ile sağlık mı olurmuş, paralı hastane mi olurmuş’ yaklaşımı kısa sürede topluma hakim olmuştu. Bu güne kadar böyle bir şey görülmemişti ki…
Özellikle gece sarhoş ve serseri kavgalarının hastaneye başvurup, tedaviden sonra kendilerinden para istenmesi üzerine ‘Para ile sağlık mı olurmuş ulan’ naraları içinde sık sık bu güzelim hastane saldırı sonucu dağıtılmış, çalışanlar tartaklanmış, camları tuz buz edilmişti.

Oldukça idealist bir hekim olan Op. Dr. Hikmet Gazeteci, çocuklarını da hekim yaparak bu hastaneyi geliştirmek istemiş ama ne yazık ki bu düşleri de gerçekleşmeyerek hastane kapanmak zorunda kalmıştı.
Merhum Dr. Hikmet Gazeteci, eminim ki son derece mutsuz ve hayal kırıklığı ile bu dünyayı terk ederek ebediyete intikal etmişti.
Bu toplum, devlet hastanesi acil servisine gelen sigortasız insanlara senet imzalatıldığını, evlerine haciz gittiğini bile görmüş olan bir toplumdur.
Şimdi de, devlet ve özel hastanelerden katılım payı ve başka isimler altında vatandaştan çatır çatır para alınması artık olağanlaşmış durumda ve toplumdan hiç tepki görmüyor.
Hey gidi merhum Op Dr Hikmet Gazeteci hey…
Sizler özel hastaneciliğin duayenliğine iyi niyetle soyunmuştunuz, ama akıbetiniz ne oldu…
Size ve kurumunuza yapılan haksızlıklardan sonra toplumun en azından size bir özür, ruhunuza da Fatiha borcu vardır diye düşünüyorum…

TCG Muavenet nasıl vuruldu?

Türk Donanması’nın en gözde gemilerinden Muavenet’in 2 Ekim 1992’de Display Determination-92 (Kararlılık Gösterisi-92) adlı NATO tatbikatı sırasında Ege’de ABD uçak gemisi Saratoga’nın ateşlediği 2 adet Sea Sparrow hava savunma füzesiyle vurulmasının üzerinden tam olarak 23 yıl geçti. Muavenet’in nasıl ve niçin vurulduğunu Türker Ertürk’ün ifadeleriyle anlatıyorum:
Füzeler geminin kalbi sayılabilecek köprüüstü ve SHM (Savaş Harekat Merkezi) gibi yerlerin yakınına isabet etti. Füzelerin isabeti sonucunda geminin komutanı Deniz Kurmay Yarbay Kudret Güngör dahil olmak üzere 5 şehit ve 22 yaralı verdik. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Lawrence Ealeburger haberi Washinton Büyükelçimiz Nüzhet Kandemir’e “geminizi batırdık özür dileriz” diye iletti.
Olay gece yarısı yeşil periyot olarak adlandırılan tatbikat dışı bölümünde meydana geldi. Saratoga ve Muavenet Ege’de Saroz Körfezi yaklaşma sularındaydılar. Bildiğiniz gibi Ege’nin her iki tarafı NATO müttefikleriyle (Türkiye ve Yunanistan) çevrilidir. Ayrıca civarda tatbikatı veya ABD gemilerini yakından izleyen Rus ve Çin harp gemileri mevcut değildi. Bunun anlamı Saratoga dahil ABD harp gemilerinin yüksek hazırlık durumunda veya tetikte olmasını gerektiren herhangi bir durum yoktu.
Sea Sparrow satıhtan havaya atılan, 19 km. menzile sahip, 231 kg ağırlığında, 3,6 metre boyunda ve yaklaşık 170 bin ABD doları maliyete sahip yarı aktif radar güdümlü bir füzedir. Sea Sparrow bir hava savunma füzesi olmasına rağmen satıhtan satıha yani suüstü hedeflerine de atılabilme özelliğine sahiptir.
Sea Sparrow füzesi atabilmek tek bir kişinin tabancayı eline alıp ateşlemesi gibi kolay bir şey değildir. Yine bu füzenin fırlatılabilmesi SHM’de vardiya tutan bir subayın kolunu ateşleme düğmesine yanlışlıkla çarpması açıklaması ile de izah edilemez. Füzenin kazaen ateşlenebilmesinin önüne geçebilmek için sistem çok sayıda emniyet tedbirini içermektedir. Füzeyi başarı ile ateşleyebilmek için 6 aşamadan geçilmesi ve gemi komutanın onayının alınması gereklidir. Ayrıca füze at ve unut (fire and forget) türü bir güdümlü mermi değildir. Füze ateşlendikten sonra hedefini vurabilmesi için bilgiye ihtiyacı vardır. Bu nedenle atan geminin hedef gemisini (Muavenet) radarla aydınlatması gereklidir.
Sonuç olarak olayın kaza olmasının imkan ve ihtimali yoktur. Kaza olma şansı bir milyonda bir dahi değildir. ABD, en yetkili ağızlarından bu olayın bir kaza olduğunu açıkladı. Ama bize göre Muavenet kasten, isteyerek, bilerek ve planlanarak vuruldu. O zaman aklınıza şu soru geliyor; ABD niçin bunu yapsın?
ABD bu olay ile Türkiye’ye mesaj vermek istedi. Birincisi stratejik olanı; “soğuk savaş dönemi sonrası liderliğimde yenidünya düzeni kurulmaktadır. Farklı yol arama kıpırdanmalarının farkındayım. Kayıtsız ve şartsız izlemen gereken yol benim gösterdiğimdir.” İkincisi ise güncel bir sorunla ilgiliydi ama sonuçları itibarıyla bu da stratejikti. “Çekiç gücün Türkiye’deki varlığı ve yapacağı görevler benim için hayati öneme haizdir. Engellenmesi kabul edilemez.“
ABD Muavenet’i vurarak yakıcı ve yıkıcı gücünün küçük bir örneğini vermişti. Sonrasında da Muavenet’e karşılık 8 Knox sınıfı firkateyni Türkiye’ye çok ucuza vererek havucu da göstermişti.
ABD, kurguladığı yenidünya düzeni içinde Ortadoğu’yu yeniden şekillendirecekti. Bunun için Türkiye’yi kaybetmemek ve iliklerine kadar kullanmak yaşamsal öneme haizdi. Bölgede ikinci bir İsrail olması planlanan kukla Kürt Devleti’nin oluşumu için “Çekiç güç“ çok önemliydi. Temmuz 1991’de göreve başlayan İncirlik ve Pirinçlik’te konuşlanmış 77 uçak ve helikopter ile Amerikan, İngiliz, Fransız 1862 kişiden oluşan “Çekiç Güç”ün Türkiye’den çıkarılması asla ve asla kabul edilemezdi.
Görünürdeki amacı Saddam Hüseyin’in olası saldırılarına karşı Irak’ın kuzeyinde bulunan Kürtleri korumak olan ama esas amacı Irak’ı bölmek ve bölgede Kürt Devleti kurmak olan “Çekiç güç’ün görev süresi TBMM’de uzun ve sert tartışmalardan sonra 24 Aralık 1992’de 6 ay uzatıldı. Bu uzatmalar 2003’e kadar devam etti.
Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye, Muavenet ile verilmek istenen mesajı anlayamamıştı. Ama ABD’nin ülkemiz ve bölgemiz için planları vardı. Anlamamakta direnince 1995’de “Türk Generalleri hizadan çıktı” dediler. Irak’a müdahalede yer almak istemeyen Ecevit’i tasfiye etmek için Kara Çarşamba olarak bilinen 2001 Türkiye Ekonomik Krizini manipüle ettiler. TSK’yı itibarsızlaştırmak için 4 Temmuz 2003’de Türk Askeri’nin kafasına çuval geçirdiler. Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonlarla projelerinde görevlendirdikleri kişilerin önünü açtılar. Ve günümüze kadar geldik!

muavenet.jpg

Türk Donanması’nın en gözde gemilerindendi. Vuruldu. ABD, en yetkili ağızlarından bu olayın bir kaza olduğunu açıkladı. Ama bize göre Muavenet kasten, isteyerek, bilerek ve planlanarak vuruldu. Gölcük’teki üssüne yaralı halde döndü ve bir süre önce de emekliye ayrıldı.

Bu yazı toplam 1414 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.