1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. 24 HAZİRAN 2018 SEÇİMİNİ NASIL OKUMALI?
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

24 HAZİRAN 2018 SEÇİMİNİ NASIL OKUMALI?

A+A-

Öncelikle, seçim sonuçlarının vatana, millete, toplumsal uzlaşmaya, ümmetin tevhidine, refaha, barışa, gerçek kardeşliğe, istikrara, ülkemize ve insanlığa hayırlar getirmesini Mevla'dan niyaz ediyorum.
Kuşkusuz bu seçimin tartışılmaz kazananı, cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Kendisini tebrik eder daha adil, daha hayırlı ve daha kapsayıcı ve kuşatıcı hizmetler üretmesini Mevla’dan niyaz ediyorum. 
Evet değerli dostlar, mini bir seçim sonuç tahlili yapmak gerekirse, bu seçimde kazananları şu şekilde sıralamak mümkündür. 
1-    Recep Tayyip Erdoğan
2-    Devlet Bahçeli ve partisi MHP
3-    Muharrem İnce
4-    HDP
Kaybedenler ise:
1-    Meral Akşener ve partisi İYİ Parti
2-    Saadet Partisi
3-    Kemal Kılıçdaroğlu ve partisi CHP 
Tüm dahili ve harici atraksiyonlara, döviz, soğan ve patates kurlarındaki oynamalara rağmen Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ilk turda beklenildiği gibi seçimi kazanmıştır. Durum onu gösteriyor ki, Recep Tayyip Erdoğan’sız bir siyaset düşünülememekte ve bu millet, 16 yılı aşkın bir zamandan beri desteğini esirgemediği Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında kale gibi durmaya devam etmektedir. Bu, yadsınamaz bir gerçektir. Lakin partisi Ak Parti’nin ise, ne yazık ki aynı trendi devam ettiremediği de bilinen bir gerçektir. Gerek 7 Haziran 2015’teki sert ikaz ve uyarı ve gerekse, 24 Haziran 2018’deki düşüş ile birlikte Ak Parti’nin tek başına iktidar olamayışı, beraberinde bir takım soruları sormamızı gerekli kılıyor. Bu fotoğraf gösteriyor ki, Sayın Cumhurbaşkanının behemehal Ak Parti’yi AKP’lilerden temizlemesi, 2002’deki fabrika ayarlarına geri dönmesini sağlaması, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, adaleti, kapsayıcı ve kuşatıcı olmayı, merhamet ve şefkatli davranmayı güvenlik politikalarına kurban etmeden ve güvenlik politikalarını da hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde idame ettirmesi yakıcı ihtiyaçtır. Yıldızı her daim parlayan bir liderin başkanı olduğu siyasi hareketin kan kaybetmesinin sebepleri üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi, partinin zehirli sarmaşıklardan ve buna bağlı olarak dünyevileşme temayülüne doğru evirilen kifayetsiz muhterislerden ve benmerkezci entrikacılardan arındırılması son derece önem arz etmektedir. 
Sayın Bahçeli ve partisi MHP açısından seçim sonuçlarını değerlendirdiğimizde, kuşkusuz parti olarak bu seçimin başat galibi MHP’dir. Çünkü Meral Akşener ve arkadaşlarının MHP’den ayrılarak İyi Parti’yi kurmaları MHP’yi karpuz gibi ortadan böleceği düşünülüyordu. Tüm siyasi çevreler ve analistlerin genel kanaati bu yöndeydi. Doğrusu bu konuda yanılmadım diyebilecek hiç kimse de yok gibi. Mamafih, MHP varlığını sürdürmekle kalmadı, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile kurduğu ittifaktan ziyadesiyle nemalanmayı sürdürecek gibi gözüküyor. Seçim sonrası yaptığı konuşmada, bunun sinyallerini verdi. Ama kendisini alternatifsiz partner gibi görüp, Ak Parti’yi köşeye sıkıştıracak talep ve beklenti içerisine girerse, unutmaması lazım gelir ki, sayın Erdoğan’da çareler tükenmez. Başka partnerler bulmada zorlanmayacağını akıllarından çıkarmaması lazım geldiğini de unutmamalıdır. 
Sayın İnce’ye gelince:
Bir türlü kendi partisinin başına geçmeyi başaramayan Sayın İnce, bu seçimde beklentilerin de üstünde bir performans göstererek partisinin 8 puan üstünde bir başarı elde etti. Her ne kadar milletvekilliğini kaybetse de, partisi içerisinde genel başkan namzeti olarak her daim nefesi Kılıçdaroğlu’nun ensesinde olacağı kesin. CHP siyasetinin görebileceği en yüksek oyun üstüne çıkmış, % 30.7’yi aşmayı başarmıştır. Bu sonuç, CHP açısından maksimum bir sonuçtur. 
HDP ise; gerek 7 Haziran 2015’te elde ettiği sonuç ve gerekse 24 Haziran 2018 tarihinde elde ettiği % 11.5 ile 67 milletvekili elde etmesi, Kürt siyasal hareketi açısından varlıklarını idame ettiklerinin bir göstergesidir. Şayet HDP, şiddet ile arasına mesafe koyduğunu söylem ve eylemleriyle ortaya koyabilirse, mecliste siyaseten var olma mücadelesini tercih ettiklerini ve bilvesile Türkiye partisi olduklarını, sorunların değil; çözümlerin parçası olduklarını seçmenlere inandırmayı başarabilirlerse, alacakları sonuç çok daha fazla olacaktır. Yine de, MHP’den fazla oy alarak milletvekili çıkarmaları ve meclisin üçüncü büyük partisi olması kendileri açısından başarı sayılır.
İyi parti ise, birçok çevrelerce şişirilmesine rağmen aslında içinin boş olduğu, iddia edildiği gibi MHP’yi boşaltmayı bir yana bırakın, MHP’nin oyunun artışına mani olamadıklarını herkes gördü. Cumhurbaşkanlığı seçiminde % 8.4 alan tutuklu Selahattin Demirtaş’ın bile gerisinde kalarak % 7.3’te kalması, iddiasının ne kadar da ham hayalden ibaret olduğunun apaçık bir göstergesidir. Bu saatten sonra, Meral Akşener ve partisinin bir alternatif olarak siyaset sahnesinde varlığını sürdürmesi beklenemez. 
Saadet partisine gelince:
Sayın Temel Karamollaoğlu ne kadar çırpınırsa çırpınsın, başını Oğuzhan Asiltürk’ün çektiği perde arkasındaki politbüro ekibi var olduğu müddetçe, başarı elde etmesi mümkün değildir. Bence, Saadet partisi yöneticilerinin yapması gereken tek şey, partilerini fesh edip siyaset sahnesinden çekilmeleridir. Yıllara sari tedrici erime eğer bu gerçeği onlara gösterememişse, klinik vakıa olduğu gerçeği tescillenmiş demektir. Zira, tabandan tavana milli görüş müntesipleri Ak Parti’de kümelenmiş vaziyette. Bu, bilinen bir gerçektir. 
Şimdilik bu kadarıyla yetinelim. Köşemin elverdiği ölçüde değerlendirmelerde bulundum. İleriki süreçte yeni değerlendirmelerle sizleri aydınlatmaya devam edeceğim. 
M. Zeki CANŞİ

Bu yazı toplam 1176 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.