• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli 10 °C

31 Ekim’de denize girmek 

31 Ekim’de denize girmek 
10 günlük tatile gitmeden önce de bu sütunlarda anlatmaya çalışmıştım. Bizim gibi artık 60’ına merdiven dayamış, çok uzun yıllardan beri çok yüksek tempoda çalışmış insanlar için, arada bir mola vermek şart oluyor. 

Geçmişte 2-3 yıl, belki 5 yıl bir tek gün bile gerçek anlamda tatil yapmadan çalıştığım dönemler olmuştu. Artık beyin taşıyamıyor. Vücut taşıyamıyor. Kan şekeri, tansiyon yükseliyor.. 
Benim için tam zamanında 10 günlük tatile çıktım. Pek çok dostum, “Körün taşı gibi hep tatilde KKTC’ye Girne’ye gidilir mi?” diye beni eleştiriyor. Benim tatil yerim KKTC.. Girne’den büyük keyif alıyorum.
Bir kez daha çok sevdiğim insanlarla 31 Ekim Pazartesi günü Girne’ye uçtum. Saat 10.00’da Sabiha Gökçen’den havalandık. 8 kişilik grup oluşturmuştuk. Ben, eşim Ayşen; Nesrin-Fikret Efe, Nilgün-Soner Boz, Arzu-Nezih Danyer.. Ben çeribaşı. Organizatör. KKTC’de saatler geri alındı sanıyordum. “Tayyip Reis istemedi, biz de almadık” dedi, havaalanından otelimize bizi götüren servis aracının Kıbrıslı şoförü. Öğlen saat 12.00 gibi, Girne’de Rocks Otel’deydik. İzmit’i aradık. “Kar havası var, çok soğuk” dediler. Girne’de hava pırıl pırıl. Odalarımıza çıktık, hemen denize indik.


Eylül ayında Akdeniz’de yüzmüşlüğüm vardı. Ama ilk kez 31 Ekim ‘de denize girdim. Perşembe günü akşamına kadar süren Girne tatilimizin benim açımdan geri kalan bölümü, Rocks’un gazinosunda poker masasında geçti. Giderken limitin 2 bin Dolar’dı. Kaybedersem, bir daha Casino’ya girmem mümkün değildi. Perşembe akşamı saat 18.00’de bizi havaalanına götürecek servis aracı geldiğinde hala 1875 Dolar param vardı. Yani, cebimde bir Girne tatili için daha fazlasıyla yetecek parayla döndüm, 8 kişilik grup içinde en küçük bir tatsızlık yaşanmadı. 
Perşembe günü döndükten sonra, bir hafta da işe gitmeden, yazı konusu düşünmeden İzmit’te tatil yaptım. 10 Kasım günü, saat 09.05’de Atatürk’ü andıktan sonra yeniden iş başına oturdum.
 

ÇÖP FABRİKASI GEZİSİNİ KAÇIRDIM 
31 Ekim Pazartesi günü 8 kişilik kafile halinde Girne’ye uçmak için bütün hazırlıklarımızı tamamlamıştık. 31 Ekim sabahı gidecek, 3 Kasım akşamı döneceğiz. İki gün önce sevgili dost Ömer Polat aradı, “Abi kimlik bilgilerini ver, 3 Kasım sabahı çöp fabrikası denetim gezisi için Avrupa’ya gidiyoruz” dedi. Programda Prag, Budapeşte,  Viyana, Paris var. Büyükşehir Belediyesi organizasyonu. Avrupa’yı gezeceksiniz. Son derece cazip. Ama biz paramızı ödemiş, biletlerimizi almışız. Büyükşehir kafilesi 3 Kasım sabahı Avrupa’ya uçacak, ben 3 Kasım gecesi Girne’den döneceğim. Ömer Polat’a durumu anlattım, 8 kişilik grubun bütün organizasyonunu ben yapmışım. Ömer Polat, “Abi sen Kıbrıs’tan 2 Kasım gecesi dön, 3 Kasım sabahı uçalım. Kıbrıs biletini değiştirelim” dedi. Hayatım boyunca kimseyi satmadım. Kimsenin programını bozmadım, kimseyi yarı yolda bırakmadım. Büyükşehir Belediyesi’nin çok cazip teklifini geri çevirmek zorunda kaldım. Ben zaten İzmit’te İZAYDAŞ’ın mevcut katı atık yakma tesisinin karşısında oturuyorum. Büyükşehir Belediyesi’nin yeni çöp fabrikası yatırımını, bu tesis için seçilen yeri de yüzde 100 destekliyorum. İnceleme gezisi benim için sadece güzel, bir Avrupa turu olurdu, bunu kaçırdım. Ama pişman değilim. Girne’de Rocks’un ortamında bulunmak, her zaman benim için en güzel tatil. Ancak cazip birlikte seyahat tekliflerini geri çevirdiğim için Büyükşehir Genel Sekreteri Büyükakın ile Başkanlık Danışmanı Polat’a da özür borcum bulunduğunu biliyorum. 
 

POSTA’NIN BÜYÜK YANLIŞI VE ÖZÜRÜ 
Yine bu sütunlarda sık sık yazıyorum; bizim yaptığımız iş-günlük gazete yayıncılığı- çok zor bir iştir. Zamana karşı yarışır. Kısa süre içinde karar vermeniz, uygulamanız gerekir. Bu nedenle, dünyanın en büyük en ciddi, en başarılı gazetelerinde bile bazen büyük hatalar olabilir. Doğaldır. Önemli olan, ertesi gün hatanızı kabul etmeniz, gereken düzeltmeyi yapıp, okurlarınızdan özür dilemenizdir.
8 Kasım Salı günü, bütün dünyanın sonuçlarını merak ettiği ABD Başkanlık Seçimi yapıldı. ABD’de başkanlık seçimi için oy kullanma işlemi devam ederken, saat farkı nedeniyle Türkiye’de gazeteler baskıya hazırlanıyordu. Ertesi gün, 9 Kasım sabahı her zamanki gibi ulusal gazeteleri aldım. Türkiye’de halen en takdir ettiğim ulusal gazete Posta Gazetesi’dir. Gazeteyi önüme koydum, şaşırdım. Posta’nın manşetinde, “ABD’de beklenen sonuç: Clinton Başkan seçildi” yazıyordu. Oysa, 9 Kasım günü sabah saatlerinde ABD’de hala oyların sayımı devam ediyordu ve Trump önde gidiyordu. Nitekim 9 Kasım günü Türkiye’de öğlen saatlerinde sonuç ortaya çıktı, Trump seçimi kazanmıştı. 
Ertesi gün, 10 Kasım Perşembe günü Posta Gazetesi 1’inci sayfasından özür notunu yayınladı. Aslında yıllardır bu işi yapan bir gazete genel yayın yönetmeni olarak Posta’da 8 Kasım günü akşamı gazete baskıya verilirken yaşanan tartışmaları gözümün önüne getirebiliyorum. Bütün ABD medyası, seçimi Clinton’un kazanacağından emin. Ama gazete, henüz sandıklar açılmadan baskıya verilecek. Mutlaka yazı işlerinde bu haberin başlığı ve içeriği tartışılmıştır. Ama Genel Yayın Yönetmeni, zamana karşı yarış içinde karar vermek zorundadır. Ben bugüne kadar hep büyük bir yanlışlık yapmaktansa, haberi pas geçmeyi, ertesi güne bırakmayı tercih etmişimdir. Posta öyle yapmamış. Diğer bütün gazetelerde ertesi gün ABD Başkanlık seçimi ile ilgili bir sonuç haberi yokken, Posta nasıl olsa sonuç garanti düşüncesiyle Clinton kazandı manşetini atmış. 
Önemli olan, ertesi gün açık yüreklilikle özür dileyebilmek. Posta’nın özür yazısında, “Bize yakışmayan büyük bir hata yaptık. Posta için bu hata ilk ve son olacaktır” deniliyordu. Bu olay, hem Posta gazetesinin yöneticileri, hem gazetecilikte gelecek arayan bütün gençler için çok önemli bir derstir. 
Gazete hazırlayanlar, satış rakamları ne olursa olsun bir gazetenin başlığını, manşetini yazma sorumluluğunu taşıyanlar, mutlaka doğru ve kesin haberin peşinde olmalıdırlar. Gazetecilikte kumar olmaz. Açığa düşersiniz, mahcup olursunuz. Böyle bir durumda da erdem, özür dilemektir. 
Özellikle günlük gazetelerin tamamında her gün küçük-büyük hatalar, yanlışlar mutlaka olur. Bu işin özelliğinden kaynaklanır. O hataya, yanlışa takılıp kalmamak ama gerektiği gibi özür dilemek ve hatayı düzeltmek önemlidir. Türkiye’nin en çok satılan, en fazla okunan gazetesi Posta’da 8-9 Kasım gecesi yaşanan olay, bu mesleğin içindeki herkesin kulağına küpe olmalıdır. 
 

GAYET GÜZEL GAZETELER YAPILMIŞ
Sevgili okurlar, 10 gün tatil yaptım. Elbette olmadığım her günün ÖZGÜR KOCAELİ gazetelerini alıp, okudum, inceledim. Bu kentteki pek çok kişi, biraz da bana hoş görünmek için, “Sen olmadan ÖZGÜR KOCAELİ olmaz” derler. Bu geride kalan 10 günde de görüldü ki, öyle değil.
Burası artık bir müessese. Burada bir düzen var. Burada genç, işine bağlı arkadaşlar var. Benim olmadığım dönemde de ÖZGÜR KOCAELİ gayet güzel, dolu dolu yayınlandı. Çok fazla tevazuya gerek yok. Elbette benim yazılarım, benim bu kente olan sevgim ve bağlılığım, bu gazeteye bir artı değer katıyor. Ama “İsmet Çiğit olmadan olmaz” diye de bir şey yok. Ömrümün sonuna kadar yaşam tarzımdan taviz vermeden yaşayabileceğim kadar varlığım, param olsa, inanın bir tek gün bile fazla çalışmam. Her gün ne yazacağım, nasıl en iyi gazeteyi yapacağım diye daha fazla kendimi yıpratmam. Bundan sonrasında artık, “Yaşamak için çalışmak zorunda olduğum” için çalışıyorum. Bu işin de çok fazla meraklısı değilim. Onurumdan, duruşumdan, yıllar içinde adımın kazandığı değerden zerre kadar taviz vermeden, gittiği yere kadar götürmek, bunu yaparken de en iyisini yapmak için çalışıyor ve yazıyorum. 
Hepinize sağlıklı, mutlu, kazançlı bir hafta dilerim. 
 

Bu haber toplam 1015 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Okurunuz varsa yazarsınız 28 Kasım 2016 Pazartesi 09:54
  • Olacaksa “dar bölgeli” olmalı28 Kasım 2016 Pazartesi 00:03
  • KEV’deki muhalefetin dayanağı27 Kasım 2016 Pazar 00:32
  • İyi güzel de biz bu “b.k”u neden yedik?26 Kasım 2016 Cumartesi 09:00
  • Öğretmenim, Canım Benim! 26 Kasım 2016 Cumartesi 08:45
  • Havada bir tuhaflık var25 Kasım 2016 Cuma 00:04
  • Doğan’ın hedefi: Borçsuz belediye 24 Kasım 2016 Perşembe 00:04
  • Reyting canavarının yuttuğu 8 dizi23 Kasım 2016 Çarşamba 19:54
  • Zeytinoğlu ile Akmeşe ziyareti23 Kasım 2016 Çarşamba 00:15
  • Arada bir şehri sulamak lazım22 Kasım 2016 Salı 00:15
  • ÖNE ÇIKANLAR
    • Her şey kuralına uygun yürütülüyor
    • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37