• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 0 °C

4 ton nar, 20 ton domates

İsmet ÇİĞİT
Geçenlerde bu sütunlarda yazmıştım. Türkiye’nin  en çok yiyecek maddesi, meyve, sebze ihraç ettiği ülke Rusya.. Rusya iyi müşteri ama, titiz müşteri.. Türkiye’den satın aldığı meyve ve sebzelerin büyük bölümünü halkına yedirmeden geri gönderiyor. Geçenlerde iki parti halinde Rusya’ya gönderilen toplam 42 ton mandalina “İnsan sağlığına zararlı” bulunup, Türkiye’ye gönderilmişti.
Son olarak yine Rusya, Türkiye’den gelen 4 ton Nar ile, 20 ton domatesi aynı gerekçe ile geri göndermiş.. Elbette Rusya’ya gönderilen ama, geri çevrilen bu yiyecekler çöpe atılmıyor. Türkiye’ye geri geliyor, belki biraz fiyatı kırılıp iç pazara sürülüyor. 
Ama biz hiç bilmiyoruz. Rusya bunca mandalinayı, narı, domatesi neden kendi halkına yedirmedi de geri gönderdi, bilmiyoruz. Biz Çin’den gelen ayakkabının, çocuk oyuncaklarının kanser yaptığını söyleyip, bağırıyoruz. Asıl, yediklerimizde tehlike var.  Rusya’nın geri gönderdiği, iç piyasada satılan yiyeceklerin neden geri çevrildiğini  bu ülke insanının da bilmeye hakkı olsa gerektir.
*İkizliçeşme için özür dilerim
Söz gazetecilikten açıldığında hep doğru haberden, haberin kaynağına titizlik göstermekten dem vurur, bütün meslektaşlara bu konuda nasihatler çekerim. Ama kimi zaman, ben de yaptığım yanlış haberlerle okurları yanıltabiliyorum. Tabii, tamamen elimde olmayan nedenlerle.
İzmit Karabaş Mahallesi İkizliçeşme Sokak konusunda böyle oldu. İzmit Belediyesi, İkizliçeşme Sokak üst yapı işine kafayı takmıştı. Yaz başında ihaleye çıktı,  kimse gelmedi. O sıralar Başkan Nevzat Doğan ile bir görüşme fırsatım olmuştu. “Okullar açıldıktan sonra bu sokağı kazarsanız Ulugazi öğrencilerine kötülük yaparsınız” demiştim. Bizzat Başkan Doğan, “İkizliçeşme Sokak’taki üst yapı işini gelecek yaz başına erteledim. Hiç kış günlerinde, okullar açıkken orayı kazar mıyım” demişti.
Ben de Başkan’ın bu sözlerini haber yapmıştım. Aslında İkizliçeşme Sokak’ın üst yapıya ihtiyacı var. Ama acil değil. Geçenlerde müteahhit girdi, İkizliçeşme Sokak’ı kazdı. Önümüz yağmur, kar.. İkizliçeşme Sokak’taki iş en az 60 gün sürecek.  
Hiç değilse okullar yarıyıl tatilindeyken başlatılabilirdi. Başkan, “Gelecek yaz başına kadar İkizliçeşme Sokak’a dokunmayacağız” dedi, ama en riskli dönemde sokak tarumar oldu. Biz de Başkan Doğan’dan ötürü, aylar önce yaptığımız İkizliçeşme Sokak haberinde okuru yanıltmış duruma düştük. Suç bizde değil. Ama yine de özür dilerim. 
*CHP kongrelerinde hem demokrasi, hem düzen ve disiplin olmalı
CHP’de atık “Zurnanın zırt dediği” yere gelindi. 1 Kasım seçimleri nedeniyle ertelenen ve takvimi sıkışan ilçe kongreleri  28-29 Kasım ile  5-6 Aralık tarihlerinde yapılacak. Kandıra kongresi istisna. Kandıra Kongresi 2 Aralık Çarşamba günü.
CHP’de 12 ilçe kongresinin tamamında birden fazla listenin seçim yarışına girmesi bekleniyor. Malum, ortada parti açısından başarısız bir sonuç var. Özellikle ilimizdeki başarısızlık ulusal ölçektekinden daha büyük.  CHP’liler umutsuz, öfkeli, tepkili.. İlçe kongreleri süreciyle birlikte, partide Genel Başkanlık yarışı olacak. Her kongrede mutlaka bir tane mevcut Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu destekleyen lise, bir tane de Genel Başkan adayı ismi üzerinde mutabakat olmasa da “Kılıçdaroğlu gitsin” diyenlerin listesi olacak. 
Buna paralel olarak her ilçe kongresinde mevcut il başkanı Sarıbay’ı destekleyecek bir ekiple, 27 Aralık’taki il kongresinde başka bir adayı destekleyecek ekip yarışacak. 
Kuşkusuz, en önemli gözüken kongre, İzmit kongresi. 29 Kasım Pazar günü bu kongrenin Halk Eğitim Merkezi salonunda yapılacak olması bana tuhaf geldi. CHP’nin daha büyük bir salon tutması gerekirdi.  İzmit Kongresinde mevcut ilçe Başkanı Mehmet Ümit Küçükkaya, Selman Yıldırım ve ekibi ile milletvekilleri Hürriyet ve Akar’ın desteklediği aday olacak. İzmit’teki parti içi muhalefet de Diş Hekimi Hakan Balta’yı aday çıkarttı. Kongrenin sonucunu şimdiden kestirmek hayli zor.  CHP İzmit örgütünde iktidar grubu içinde de, Hakan Tanta’yı aday çıkartan parti içi muhalefet grubu içinde de ayrılıklar olacaktır. Ancak bu kongreler, CHP’de siyaset yapmak isteyen pekçok kişi için de kader kongresi olacak. Kaybeden, belki de partiden silinecek. 
Bu nedenle başta İzmit olmak üzere bütün ilçe kongreleri gergin ortamda yapılacak. Elbette CHP gibi bir partide parti içi demokrasi sonuna kadar işletilmelidir. Ortada büyük başarısızlık, hayal kırıklığı vardır, hesabı sorulmalıdır. Ama bu kongrelerde disiplini korumak da önemlidir. CHP yine sandalyelerin, masaların havada uçuştuğu, partililerin birbirini yumrukladığı kongreler yaparsa,  daha da dibe çöker. CHP için bu kongrelerden yüz akıyla çıkmak, hem bütün sonuçları enine boyuna tartışıp, hep de kongrelerden kol kola girerek çıkabilmek son derece önemlidir. Kongrelerde isteyen herkes konuşsun. Herkes kalbinden geçenleri açık açık söylesin. Ama bir üslup düzgünlüğü olsun. Konuşmaların bir süre kısıtlaması olsun. Kongrelerde Divan Başkanları salona hakim olabilsin. Lütfen, ama çok lütfen, artık CHP’de hile hurda olmasın.. Bu kongreleri kimin kazanacağı kadar, CHP’nin bu kongrelerde nasıl bir görüntü vereceği de önemlidir.
*Güzel görüntülerdi 
Son yıllarda Türkiye’nin komşuları ile ilişkilerinde yaşanan sorunlar, bu ülkedeki pekçok kişiyi rahatsız ediyordu. Son yıllarda Suriye meselesi ortaya çıkmış olsa da taa Kurtuluş Savaşı yıllarından buyana,  Yunanistan ile de aramız hiç iyi olmamıştır. Özellikle Kıbrıs sorunu ortaya çıktığından buyana Yunanistan ile aramız iyice açılmıştı. 
Geçtiğimiz günlerde Türkiye, Yunanistan Başbakanı Çipras’ı ağırladı. Çipras, Yunanistan için olduğu kadar, Avrupa açısından da ilginç bir lider. Henüz 41 yaşında, Komünist, ateist.. Ama Türkiye ziyareti sırasındaki tavırları, söylemleri öyle sanıyorum ki bizim halkımızın da hoşuna gitmiştir. Çipras ile Davutoğlu’nun birlikte düzenlediği basın toplantısında, iki lider arasında sağlam bir kişisel dostluk oluştuğu gözlerinden okunuyordu. Aslında Türkiye ve Yunanistan, Ege’de Suriyeli göçmenlerin göz göre göre ölümlerini engellemek için çok işler yapabilir. Umarım, Çipras-Davutoğlu diyaloğu ile birlikte,  Türkiye-Yunanistan ilişkileri konusunda yeni bir dönem başlasın. Bu süreçte yine umarım, adil bir şekilde Kıbrıs sorununa da bir çözüm bulunur. Türkiye’nin sırtındaki önemli bir kamburdan kurtulabilmesi için Kıbrıs meselesinin mutlaka çözümü gerekiyor.
*Derince için önemliydi 
Bu şehirde başımız sıkıştığında “İzmitli hemşerim” diye boynuna sarılıp, destek isteyeceğimiz ihtisas sahibi dost sayısı hızla azalıyor. Dr.Serdar Özbek, bu kentte erkek hastaların karşılaştığı sağlık sorunlarında onlar için hem sırdaş, hem sevecen bir uzman olmuştur.
Dr.Özbek, 2004 yılında Derince’de ilçenin tek özel hastanesini kurdu, babası rahmetli Dr.Tahsin Özbek’in adını verdi. Bu tesis için çok çaba harcadı, çok yoruldu. Yıllar içinde büyüttü.  Özel Dr.Tahsin Özbek Hastanesi, Derince’de binlerce kişiye şifa dağıttı. Orada çok başarılı ameliyatların yapıldığını ben biliyorum. 
İlimizde özel sağlık kuruluşları arasındaki rekabet, özel dershaneler, özel okullar arasındaki rekabeti geride bıraktı. Sağlık alanında kamu da önemli yatırımlar yapıyor. Bu gelişmelerin sonunda Dr.Serdar Özbek, Derince’deki hastanesini yıl sonunda kapatma kararı almış. Doğrusu ben üzüldüm. Ama Serdar ağabey, hesabını çok iyi bilen biridir. Dr.Tahsin Özbek Tıp Merkezi, şehir merkezindeki varlığını sürdürecek. 10 yılı aşan süre boyunca pekçok zorluğa göğüs gererek Derince’deki hastaneyi ayakta tutan, binlerce kişiye şifa dağıtan Dr:Serdar Özbek’e bir teşekkür borcumun bulunduğunu düşünüyor, buna alenen belirtiyorum.

*AİHM’den çıkan çok önemli karar
İlimizi etkileyen, bu kentte binlerce kişinin hayatına malolan 17 Ağustos 1999 büyük felaketi ile ilgili çok önemli bir gelişme yaşandı. Öyle görünüyor ki, 17 Ağustos 1999 büyük felaketinin kara kaplı defterleri yeniden açılacak.
Malum, büyük felaketin ardından devlet çaresiz ve etkisiz kalmıştı. Bu şehirde binlerce kişi hayatını kaybederken, enkaz kaldırma işleri bile çok aksamış, devlet depremde yıkılan, un gibi dağılan binaları yapan ve o binalara iskan ruhsatı verenlerden hesap sormak konusunda çok aciz kalmıştı. 
2005 yılında büyük deprem felaketinde yakınlarını kaybeden Yalovalı 8 depremzede, Türkiye’deki hukuk yolları kapanınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurup, dava açmış. Yıllar süren davada karar yeni açıklandı. AİHM, büyük deprem felaketi sonrasında devletin sorumluları cezalandırmadığı kanaatine vararak, dava açan 8 mağdur aileye, 124’er bin Euro tazminat ödenmesine karar vermiş. 
Bu çok önemli bir gelişme. Türkiye AİHM kararlarını uygulamakla yükümlü. Dava açan 8 aileye 124’er bin Euro ödenirse,  17 Ağustos’ta hayatını kaybeden binlerce kişinin yakınları da bu hakka kavuşacak. Dahası, AİHM kararına paralel olarak o felakette yıkılan binaların sorumluları ile, o binalara ruhsat veren dönemin yetkilileri hakkında yeniden dava açılması gündeme gelebilecek.
 

*Paris’ten daha vahim
Geçen Cuma günü akşamı, dünya büyük bir şok yaşadı. Fransa’nın başkenti, dünyanın turizm merkezi, sanat merkezi Paris’te, aynı anda 7 ayrı noktada teröristler masum insanlara saldırdı.  130’dan fazla insan, teröristler tarafından katledildi. Kuşkusuz çok korkunç bir terör eylemiydi,  insanlığa yapılan çok acımasız bir saldırıydı.
Terörün ulaştığı boyut, artık bütün dünyayı tehdit ediyor. Paris saldırısı elbette insanlık tarihine kara leke olarak yazıldı. Ama çok daha vahim bir terör eylemi var.  Geçen ay, Mısır’ın dünyada ünlü turizm merkezi Şarm el Şeyh’ten Rusya’ya gitmek üzere havalanan yolcu uçağı, havalandıktan kısa süre sonra Sina yarımadası üzerinde düşmüştü. Aslında bu olay meydana geldiği ilk andan itibaren uçağın terör eylemine kurban gittiği tahmin edilmişti. Çünkü Rusya, Suriye karmaşasında taraf olmuş, terör örgütü IŞİD’in üstüne gitmeye başlamıştı. 224 kişinin hayatını kaybettiği uçakla ilgili kesin rapor açıklandı.  Rus uçağı, Mısır’ın tatil bölgesinden havalanmadan önce bagaj bölümüne bomba konulmuş. Uçak havalandıktan bir süre sonra bu bombanın patlaması sonucu düşmüş. 
Uçak yolculuğu yapanlar bilir. Hava alanına gittiğiniz andan itibaren 3-4 kontrol noktasından geçersiniz. Üzerinizde minik bir metal para olsa, alarm cihazı öter, ceplerinizi boşaltmanız istenir. Havaalanları çok gelişmiş teknoloji ile donatılmıştır ve amaç insanların güvenliğidir. Mısır’daki olayda,  düşen uçağa bombanın doğrudan havaalanı görevlileri tarafından bagaj yüklemesi sırasında konulduğu anlaşılıyor. Çok korkunç bir olay.. Bundan böyle bütün uçak yolculuklarında daha büyük korku yaşanacak. Havaalanında insanlar ne kadar aranırsa aransın, terör bir yolunu bulabiliyor. Artık sık sık uçaklar için bomba ihbarları yapılacak ve uçak seferlerinde büyük aksamalar olacaktır. Bu dünyada kimin nerede bir terör örgütünün kurbanı olacağını kestirmek de artık imkansızdır.
Bu yazı toplam 608 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37