1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 40 otobüsle gitmek değil, daha iyisini yapmak önemli
40 otobüsle gitmek değil, daha iyisini yapmak önemli

40 otobüsle gitmek değil, daha iyisini yapmak önemli

Her yıl bu dönem Bursa'da Tarım, Tohumculuk, Fidancılık Fuarı ile Hayvancılık ve Ekipmanları Fuarı açılıyor. İzmit Ziraat Odası, Bursa'daki bu fuara üyelerini ücretsiz götürüp, getirmekle övünüyor. Bu

A+A-

Her yıl bu dönem Bursa'da Tarım, Tohumculuk, Fidancılık Fuarı ile Hayvancılık ve Ekipmanları Fuarı açılıyor.

İzmit Ziraat Odası, Bursa'daki bu fuara üyelerini ücretsiz götürüp, getirmekle övünüyor. Bu yıl İzmit'ten 40 otobüs dolusu ziraat odası üyesini Bursa’ya ücretsiz götürüp, getirdiklerini açıkladılar. 40 otobüs insan yaklaşık 2 bin kişi anlamına geliyor.

Ziraat Odası'nın ilimizde tarım ve hayvancılık yapanlara yönelik bu hizmeti elbette küçümsenecek bir hizmet değil. Ama kolay bir iş. Tutarsın otobüsleri, doldurursun insanları. Bursa'ya götürür, akşam da getirirsin. Önemli olan, Bursa'daki gibi bir organizasyonu İzmit'te yapabilmek.

Önemli olan 40-50 otobüs dolusu Bursalı üreticiyi, bu Fuar için İzmit'e getirebilmek. İzmit Ziraat Odası'nın bu işleri yapacak gücü de var. Umarım, gelecek yıllarda Bursa'daki Tarım ve Hayvancılık Fuarı'na otobüsler dolusu üreticiyi ilimizden götürüp, getirmek yerine bu tür büyük organizasyonları ilimizde gerçekleştirmeyi başarabiliriz.

1996'da kaza, 2011'de ceza

Türkiye'de yargının ne kadar yavaş işlediği, geciken adaletin ne denli büyük sıkıntı ve sorun yarattığı son günlerde bir kez daha çok açık biçimde ortaya çıktı.

Malum Susurluk kazası, 1996 yılında olmuştu. Süper lüks bir Mercedes otomobil, Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarında arıza nedeniyle yol kenarına park eden bir kamyona arkadan çarpmış, bu kaza Türkiye'deki devletin de dahil olduğu pek çok kirli ilişkiyi ortaya çıkartmıştı.

Susurluk kazasının ardından Türkiye çalkalandı. Halkın bilmediği pek çok kirli gerçek ortaya çıktı. Ama o dönemde yargı gereğini yapamadı. Bütün gözler dönemin iktidarındaki en etkili isimlerden biri olan Mehmet Ağar'a çevrilmişti.

Türkiye Ağar'ı yargılayamadı. Ağar, Bakan oldu, büyük bir siyasi partinin genel başkanı oldu. Sahip olduğu “dokunulmazlık” zırhı Ağar'ı yargı önüne çıkmaktan koruyordu. Seçim kazansa, ülkeyi yönetecek, başbakan olacaktı. Aradan 15 yıl geçti. Mahkeme nihayet Susurluk kazası sonrası açılan davada karara vardı. Mehmet Ağar suçlu bulundu, beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Türkiye'de haklarında hâlâ iddianame hazırlanmamış, üzerlerine atılan suçlar konusunda somut delillere ulaşılamamış insanlar, sadece düşünceleri ve yazıları nedeniyle yıllarca cezaevlerinde tutuklu kalıyorlar. Mehmet Ağar, 15 yıl yargılanamadı. Yargılandığında suçlu bulundu. Hapis cezasına çarptırıldı. Temyiz başvurusu sonuçlanana kadar evinde oturmaya devam edecek. Sadece bu örnek bile, ülkemizde yargı sisteminin ne denli çöküntü içinde olduğunu fazlasıyla gösteriyor.

Casus romanlarındaki gibi

Yer, İstanbul Zeytinburnu. Türkiye'nin göbeği. Aynı anda yüzlerce kişinin bulunduğu bir alan... Önceki gün öğlen saatlerinde, üç erkek bu bölgede çok büyük olasılıkla kiracı olarak oturdukları evden çıkıyorlar. Yaya olarak yol kenarından giderken, siyah renkli lüks bir otomobil yanaşıyor. Araçtan inen bir kişi bagajdan çıkarttığı uzun namlulu silahla ateş etmeye başlıyor. Dokuz kurşunla başlarından vurulan üç kişi olay yerinde can veriyor.

İstanbul'un göbeğinde infaz edilen üç kişinin Çeçen Mücahitlerin üst düzey komutanı Musayef Berker ve korumaları olduğu belirtiliyor. Katil kayıp. Ancak operasyonun çok büyük olasılıkla Rusya gizli servisinin işi olduğu sanılıyor.

Bu tür bir olay, soğuk savaş dönemi ile ilgili casus romanları ve filmlerinde olurdu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bu işin üzerine gitmesi gerekir. Hem olaya karışan katilleri bulmalı hem de böyle suç çetelerinin İstanbul’a yuvalanmamaları için önlemler almalıdır...

Kış yaklaşıyor...

Geçen yıl Kasım ayına kadar kısa kollularla dolaşmıştık. Bu yıl da soğukların erken geleceğini sanmıyorum. Kış geldi dememiz için Aralık ayını bulmamız gerekir... Yani kış mevsiminin gelmesine daha epey var. Başlıkta bahsettiğim başka bir şey. Bu akşam CNBC-E kanalında başlayacak olan ABD yapımı Taht Oyunu (Game of Thrones) isimli dizide sık sık tekrarlanan bir söz: “Kış yaklaşıyor” (Winter is coming)

Ben dizinin ABD’de yayınlanan ilk sezonunu internet sayesinde önceden izlemiştim. Fantastik-Macera türünü sevenlere tavsiye ederim. İlginç bir yapım. Pazar günü futbol yorumcularının saçmalıklarını izlemeye tercih edilebilir.

Game of Thrones CNBC-E kanalında adet olduğu üzere orjinal dublajıyla, türkçe altyazısıyla yayınlanacak. Zaten konu biraz karışık. Dikkat kesilmezseniz kim kimdir, kim kimin akrabasıdır anlamıyorsunuz. O nedenle 13 bölüm boyunca izlemeye niyetliyseniz, saat 23:00 e kadar kendinizi ve iyi ortamınızı ayarlayın, diziyi öyle seyretmeye başlayın...

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.