• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 22 °C

5 Haziran’da neler yapardık?

İsmet ÇİĞİT

 

Pazar günü 5 Haziran’dı. Yani Dünya Çevre Günü..

Türkiye’de çevre koruma bilinci hiç yoktu. Bu kent, bizim şehrimiz Türkiye’ye çevrenin önemini, çevreyi sahiplenmeyi öğretmiştir.

Denimiziz çok kirlenmişti. Havamızdan zehir soluyorduk. Kentin çöpleri açıkta depolanıyordu. İzmit çok pis kokuyordu. Suyumuz yoktu. Kent halkı ayağa kalkmıştı. 1970’li, 80’li yıllardan söz ediyorum.

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde İzmit’te çok özel kutlamalar yapılırdı. Bütün sandallar Körfez’e pankartlarla açılırdı. Demiryolu ve Hürriyet Caddeleri’nde, tren yolunun iki yanında, araç trafiği kesilir, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde İzmit bir araya gelirdi.

Böyle böyle, direnerek, Çevre Günü’nü kutlayarak kovduk bu kentten Maga Deri’yi..Türkiye’de ilk kez Çevre Entegre Projesi, ilk katı atık yakma tesisi bu kentte bu sayede yapıldı. Öyle ya da böyle Yuvacık Barajı bu sayede bitirildi, su sorunu ortadan kalktı. Devlet beş kuruş vermese de, bu şehre doğalgaz şebekesi döşendi. Hava kirliliği ortadan kalktı.

5 Haziran Dünya Çevre Gününün hakkını veren Türkiye’deki tek il bizim ilimizdi. İnsanların beynine çevre bilinci yerleştirilmişti. Çoluk çocuk, kadın erkek herkes 5 Haziran’ı özel bir bayram gibi kutlardı. Bu sayede önce bütün devlet fabrikalarına, daha sonra özel sektör fabrikalarına  arıtma tesisleri yaptırıldı.

……….

Geçen Pazar yine 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ydü. İzmit hiç fark etmedi, İzmit hiç yaşamadı. Pekiyi, bu şehrin bütün çevre sorunları bitti mi?..

Evet, İzmit Körfezi büyük ölçüde temizlendi.

Evet, son yıllarda çok fazla yeni ağaç dikildi.

Evet, doğalgaz yaygınlaştırıldı.

Evet, şehrin alt yapısı yenilendi.

İyi de tekrar soruyorum, bu şehir için çevre sorunları bitti mi?.. Artık 5 Haziran’ı kutlamaya bile gerek kalmadı mı?..

Bence durum tam tersidir. Bu şehrin hala çok önemli çevre sorunları var. Yeniden bu kente fabrikalar akmaya başladı. Hala Akmeşe’ye gaz götüremedik. Bu kentin çöplerini koyacak yeri, imha edecek tesisi kalmıyor. Yeni çöp yakma tesisi için henüz yer bile belirleyemedik. Yeniden pis kokmaya başladı İzmit.. Bütün kimyasallar, bütün tehlikeli maddeler bu şehrin göbeğinden geçiyor.

Geçenlerde derede balık ölüleri bulundu. Sözde ölü balıklar incelemeye alındı. Bir sonuç alındı mı?.. Bu kent, çevre sorunlarını yeniden ihmal etmeye başladı. Üstelik artık 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü de kutlamaz olduk. İzmit için, İzmit’in geleceği için üzülüyorum.

Ne oldu bizim Güney Marmara Otoyolu?

Körfez Köprüsü (Osmangazi Köprüsü) bitti bitiyor. Bu ay sonu, Ramazan Bayramı tatili öncesi açılması bekleniyor.

3 ncü Boğaz Köprüsü (Yavuz Sultan Selim Köprüsü) bitti bitiyor. 26 Ağustos’ta açılacağını, Cumhurbaşkanı açıkladı. Açılış töreni için yabancı devlet başkanlarına davetiyeler gönderiliyor.

Kuzey Marmara Otoyolu’nun ihalesi yapıldı.

Kuzey Marmara Otoyolunu’nun yanında yapılacak Hızlı Tren Yolu için ihale aşamasına gelindi.

Kandıra Yolu duble olacak. İhale aşamasına gelindi.

Hepsi çok iyi. İyi ama, bu kent için çok büyük önemli taşıyan bir Güney Marmara Otoyolu Projesi var. D-130’u rahatlatacak, ilimizi Körfez Köprüsü’ne bağlayacak. Topu topu 60 Km.’lik bir otoyol.  Başiskele, Gölcük, Karamürsel ilçelerinden geçecek.

Şubat ayında ÇED toplantısı yapılacak, güzergahı açıklanacaktı.

Hala ÇED toplantısı bile yapılmadı. Hala, güzergahı resmen ve net olarak açıklanmadı. Hem vakit kaybediliyor. Hem bu yol güzergahında gayrimenkulü olan insanlar tedirgin..

Hiç kimse de sormuyor.. Muhalefet  öyle  sanıyorum ki böyle bir projeden tamamen habersiz. İktidar partisinin yetkilileri de hiç ilgilenmiyor, bilgi vermiyorlar.

Bir havaalanı sorunumuz var.

Bir Güney Marmara Otoyolu sorunu. İkisi için de bu kente ne sözler verildi. Ne vadeler açıklandı. Ama elde var sıfır. Bizim kentimiz yine uyutuluyor. Yine vakit kaybediyor. Yazık oluyor.

Saadet Partisi’ni takip etmek lazım

“Hadi canım, bütün tabanı AK Parti’ye kaydı., Son  seçimlerde kalesi görülen Kocaeli’de bile % 3’lere kadar düştü” diye düşünebilirsiniz.

Bence durum tam olarak öyle değil. Saadet Partisi’nde yine bir hareket var.

Milli Görüş’ün kurucusu Prof.Dr. Necmettin Erbakan.. Rahmetli Erbakan’ın kurduğu partiler kapandı. Biri kapanırken, diğeri doğdu. Hiç yılmadı. Sonunda partisini seçimde 1 nci parti, kendisini Başbakan yapmayı başarmıştı.

Milli Görüş Partileri’nde kongreler hep tek listeli yapılırdı. Erbakan hep “Tek adam” oldu. Ama bu durum,  partiye böldü. Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi, bu bölünme ile ortaya çıktılar.

Sonra Milli Görüş yine bölündü. Bu defa Numan Kurtulmuş ve ekibi partiden ayrılıp HAS Parti’yi kurdular. Onlar da bugün iktidar.

Genel Merkezin açık tavrına rağmen,  geçen hafta sonu Saadet Partisi’nin İzmit İlçe Kongresinde iki liste yarıştı. Saadet Partisi’nin içinde yine kıpırdanma var. Özellikle ilimizde partinin eskileri, büyükleri kendilerini dışlanmış görüyorlar. Bu yaz Türkiye siyasetinde önemli gelişmeler bekleniyor. Milli Görüş’ün son partisi olan Saadet Partisi de bir kez daha bölünebilir. Necmettin Erbakan Vakfı’nın yeni bir siyasi hareket olarak ortaya çıkması, çok da büyük sürpriz olmayacaktır.

Bu yardım işleri denetleniyor mu?

Bir hayırseverlik girişimi modasıdır aldı başını gidiyor. Suriyeli mültecilere yardım, Güneydoğu’daki terörden kaçanlara yardım, yoksullara yardım  sloganıyla herkes para topluyor.

Bu amaçla pek çok dernek kuruldu. Vakıflar var. Yardım toplama işleri, ilkokulların 1 nci sınıfları seviyesine kadar indi. Siyasi partilerin ilçe örgütleri, mahalle temsilcilikleri, kadın, gençlik kolları yardım topluyorlar.

Bir okulda küçük öğrenciler kampanya yapmışlar. 4 bin Dolar para toplanmış. Afrika ülkesi Gana’da kuraklık bölgesine su götürülsün diye falanca vakfa bağışlamışlar.

Bu işler ne kadar takip ediliyor, ne kadar denetleniyor doğrusu merak ediyorum. Ramazan ayı ile birlikte bu yardım toplama işleri de iyice attı. Sokaklardaki trafik ışıklarındaki dilenci sayısında da patlama var.

İyi niyetli, yardım sever insanlar istismar ediliyor diye düşünüyorum. Şimdilerde devletle bir hayli arası açık olan ”Cemaat” işleri böyle yardım toplama ile başlamıştı. Onlar terör örgütü ilan edildi, devre dışı bırakıldı. Ama yerlerine çok daha fazlası geldi. Birileri hayırsever, iyi niyetli insanlar üzerinden oturdukları yerden para kazanıyorlar diye düşünüyorum. Bu işlerin bu kadar denetimsiz, bu kadar saçma sapan yapılmaması gerekiyor.

İsviçre’nin dünyaya verdiği çok önemli ders

Dert yok, kasavet yok.. Dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı, en zengin ülkelerden biri..Herkesle barışık. Doğru dürüst ordusu bile yok. Savunma  harcaması yok.. Dünyanın bütün zenginlerinin paralarını topluyor. Güvenli, huzurlu, demokrasinin tam işlediği, hukuk konusunda kimsenin en küçük kuşku duymadığı bir ülke İsviçre..

Devlet öylesine zengin, öylesine rahat ki, İsviçre’nin bütün vatandaşlarına, hatta yasal izinle 5 yıl ve daha fazla ülkede çalışan yabancı uyruklu insanlara ayda 2.500 Frank (7.500 TL) vatandaşlık maaşı ödemeyi teklif etmiş. 18 yaşından küçük İsviçrelilere de her ay 625 Frank (1800 TL) ödenecek.

Konu,  referanduma götürülüyor. İsviçre halkının yüzde 77’si devletin herkesi maaş ödemesini reddediyor. İsviçreliler  “Herkese koşulsuz maaş verilirse, çalışmadan yaşamak özendirilir. Üretim durur.  Herkes boş gezerse, huzur bozulur” diye devletin herkese maaş vermesini reddediyor.

Düşünsenize, Türkiye’de devlet bu denli zengin olacak, sonra böyle bir referandum yapılacak. Herkes sandığa koşup “Evet” demez miydi?

İyi takımımız var

Artık başlıyor. Euro-2016, Cuma akşamı ev sahibi Fransa ile Romanya arasında oynanacak maçla başlayacak. Bir ay, futbol şöleni içinde olacağız.

Turnuva için Fransa’ya geçen Türk Milli Takımı, son hazırlık maçını pazar günü Slovenya ile yaptı. Tuhaf bir takımımız var. Bir şekilde gol atıyoruz. Aslında defansta hata yapıyoruz ama, rakibin çektiği şutlar, kaleci Volkan’ın orasına, burasına çarpıyor, bir şekilde kalemize girmiyor. Emre Mor müthiş bir genç. Volkan Şen kopuk uçurtma gibi. Çalhanoğlu, toplara müthiş vuruyor. Fatih Terim saha kenarında ama, her an oyunun içinde.

Bu milli takımın,  bu turnuvada yüzümüzü güldüreceğine inanıyorum. Hırvatistan, İspanya ve Çek Cumhuriyeti ile aynı grupta yer alıyoruz. Son iki maçımızda Karadağ ve Slovenya’yı birer gol atıp yendik ve Fransa’ya moral dolu olarak gittik. Müthiş maçlar olacak ve inanıyorum ki Türk Milli Takımı, bu turnuvada herkesi şaşırtan büyük başarılar elde edecek.

Okul gezilerinde dikkatli olmak lazım

2015-2016 eğitim döneminin son günlerindeyiz. Okullar çeşitli etkinlikler düzenliyorlar. Bizim ilimizde nedense mezuniyet törenlerinde öğrencilerin giysilerine, eğlencelerine, yediklerine, içtiklerine çok fazla kişi karışır. Bir de bu dönemde artan öğrenci gezileri var. Okul aile birlikleri, okul yönetimleri,  gelir kazanmak amacıyla günü birlik geziler düzenliyorlar. Pazar günü Osmaniye’de çok üzücü bir kaza meydana geldi. Günübirlik geziye çıkılırken, öğrenci minibüsüne kapasitesinin çok üzerinde yolcu alınmış. Minibüs uçtu, öğrenciler öldü.

Allah korusun. Bu tür konularda çok dikkatli olmak lazım. Okul gezileri, düzenleyenler maksimum para kazansın diye,  eski, bakımsız araçlarla yapılabiliyor.  Araçları kapasitesinin çok üzerinde insan dolduruluyor.  Milli Eğitim’in bu konuya çok dikkat etmesi lazım. Okul gezilerinde kullanılacak araçlar için mutlaka yaş kriteri getirilmeli, sürücülerin tecrübeli olmasına, araçlara kapasitenin üzerinde yolcu alınmamasına çok dikkat edilmelidir. Dönem sonlarındaki öğrenci gezilerinin faciaya dönüşmesi mutlaka önlenmelidir.

Bayramda kimbilir ne çok silah atılır

Yaz dönemi başladı. Balaban’dayım. Pazar günü gecesi malum ilk teravih kılındı, mübarek Ramazan başladı. Kartepe ilçesinde ne çok silah sıkıldı, ne çok mermi yakıldı anlatamam. Sanki savaş çıkmıştı. Komşular, birbirlerine gösteri yapar gibi silahlarına sarılıp, havaya sıkıyorlardı.

Saatlerce devam etti. Hiçbir müdahale olmadı. Ne polis, ne jandarma gelip de ne oluyor diye bakmadı.  Ramazan ayının ilk gecesindeki bu olağanüstü silahlı gösteride kimsenin canının yanmamış olması güzel bir olay. Ama bu iş böyle devam ederse, özellikle Bayram günü kimbilir nasıl silah sıkılacak?.

Bu sorun, sadece Kartepe’nin, Başiskele’nin, Gölcük’ün köylerinin sorunu değil. Artık İzmit’te bile aşka gelen silahını sıkıyor. Ne acıdır ki, ilimizde bu konuda ciddi bir önlemin alındığını da hiç görmedik. Maazallah,  günahsız insanlar, çocuklar serseri merminin hedefi olabilirler. Sıcak günlerde herkes evinin bahçesinde, balkonunda oturuyor. Bu kadar gelişigüzel silah sıkılan bir şehirde kimsenin hayatı garanti değildir. Havaya sıkıldıktan sonra yere düşen sarhoş mermi çekirdekleri yüzünden de ilimizde pekçok araç kaportasında delikle dolaşıyor. Mutlaka ilimiz yetkilileri bu konuda sert önlemler almalıdır. 

İftar saati duraklardaki insanlar

Mübarek Ramazan’ın ilk günü ile birlikte başladı. Vakit iftar vaktine yaklaştığında, toplu taşım araçlarının şoförleri de duraklarına çekiliyor, iftar için beklemeye başlıyorlar.

Oysa toplu taşıma bir sorumluluk işidir. Bir kamu hizmetidir. Toplu taşıma hizmetinin günün her saatinde aksatılmadan sürdürülmesi gerekir. İftar vakti, yarım saat öncesi, yarım saat sonrası, duraklarda insanlar yığılmış halde araba bekliyorlar. Şehir içinde araçlar kayboluyor. İlçe, belde minibüs duraklarında işlerinden çıkmış, eve gitmek için araba bekleyen insanlar perişan oluyorlar.

Bu işin programlaması çok ciddi şekilde yapılmalıdır. Toplu taşıma işi; iftar gerekçesiyle aksatılmamalı, insanlar duraklarda uzun süre beklemek zorunda bırakılmamalıdır.

Bu yazı toplam 2025 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37