1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. 8.9 ne demektir, en iyi biz biliriz
8.9 ne demektir, en iyi biz biliriz

8.9 ne demektir, en iyi biz biliriz

Sürekli hareket halinde olan doğa, son güç gösterisini yine Uzakdoğu’da yaptı. Japonya’da 8. 9 şiddetinde bir deprem oldu. Dün sabah TV’de deprem ve tsunami görüntülerini izlerken dehşete

A+A-

Sürekli hareket halinde olan doğa, son güç gösterisini yine Uzakdoğu’da yaptı. Japonya’da 8. 9 şiddetinde bir deprem oldu. Dün sabah TV’de deprem ve tsunami görüntülerini izlerken dehşete kapılmamak mümkün değildi. Çünkü 8. 9 şiddetinde bir depremin ne demek olduğunu en iyi biz biliyoruz. 8. 9’luk bir deprem yaşamadık. Zaten böyle bir depremi Allah kimseye vermesin. Ama biz 7. 4’ü yaşadık. Bu nedenle biliriz 7. 4 ve üzerindeki depremlerin ne demek olduğunu. Bir bacağı kırılan adam, iki bacağının da kırılmasının ne demek olduğunu iyi bilir. 7. 4’ü yaşayan bizler, bundandır ki, daha yukarısını çok daha iyi tahmin edebiliriz.

17 Ağustos 1999 tarihinde aslında küçük kıyameti görmüştük. 7. 4 şiddetindeki 45 saniye süren o büyük sarsıntıyı unutabilmek mümkün değildir. Bu büyük deprem felaketinden sonraki süreci unutmak da mümkün değildir.

17 Ağustos’ta hem kıyameti, hem mahşeri yaşadık.

O sabah, minarelerden sabah ezanları okunmamıştı.

Depremden önce “Ezan ne zaman okunmaz” diye bir soru sorsalardı, sanırım kimse yanıt veremezdi? Her halde en gerçekçi yanıt, “Kıyamet günü” olurdu.

17 Ağustos 1999 sabahı da ezanlar okunmadı.

Çünkü küçük kıyamet kopmuştu.

Ortalıkta derin bir sessizlik vardı.

Hemen ardından da mahşer yaşandı. Enkazların başında ağlayanlar, sevdiklerini beton blokların arasından kurtarabilmek için demirleri tırnaklarıyla sökmek isteyenler… Ekmek, gıda dağıtımı… Siren sesleri… Günlerce, günlerce sürdü…

Aslında bizim gördüğümüz küçük kıyamet değil, gerçek küçük kıyametin bir boy küçüğüydü.

Küçük kıyamet, “Kıyamet-ül Sükra”dır.

Kıyamet-ül Sükra, tam 500 yıl önce yaşanan “Büyük İstanbul Depremi”ni tanımlamak için söylenmiştir.

Kıyamet- ül sükra, “küçük kıyamet” anlamındadır.

Tarihsel kayıtlara göre 500 yıl önce, 1509 yılında Marmara Denizi’nde büyük bir deprem olmuş ve İstanbul’da 3 binden fazla insan ölmüştür.

Düşünün ki, henüz betonarme yapılar ve apartmanların olmadığı, ahşap, cumbalı eski Türk evlerinden bu kadar çok ölü çıkmış.

Bunun dışında, bu büyük deprem 2 dakika kadar sürmüş, oluşan dev dalgalar kentin surlarını dövmüş, padişah korkudan Edirne’ye kaçmış ve depremin Mısır’dan dahi hissedildiği söylenmiştir.

İşte bu nedenlerden dolayı bu korkunç depreme “Küçük Kıyamet” adı verilmiştir.

Şimdi sıkı durun..

Bu deprem ortalama 250 yıllık periyotlarla tekrar tekrar olmaktadır ve en son 1766 yılında gerçekleşmiştir.

Yani 1509 depreminden 257 yıl sonra 1766 depremi olmuş ve bunun üzerinden de 245 yıl geçerek 2011 yılına gelinmiştir. Uzmanların yıllardır ısrarla söylediği büyük Marmara depreminin süreci dolmak üzeredir.

Bu deprem ama birkaç saniye sonra, ama 15 yıl içinde olacaktır.

Ülkemizi böyle bir felaket beklerken, politikacıların hay huyla uğraşması affedilir bir iş değildir.

Bu kadar donanımsız ve bilime önem vermeyen bir sistem içinde, Tanrının bizleri korumasını dilemekten başka bir şey gelmiyor elden...

Bu haber toplam 1265 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.