1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. 93 yıl önce 30 Ağustos…
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

93 yıl önce 30 Ağustos…

A+A-
Sevgili  okurlar.. Tam  93  yıl  önce  bu  ülkede  neler  olmuş,  neler  yaşanmış.. Nice  aslanlar  vatana  canını  siper  etmiş.. Ve,  bu  gün  yaşanan  özgürlüğün  bedeli  hayatları  olmuş.. Hiç  “30  Ağustos”  olmasaydı  acaba  ne  olurdu  diye  düşündünüz mü.? 
   İşte  bu  hafta da  26 – 30  Ağustos  Zafer  Haftası.. Doğruyu   itiraf  etmem  gerekirse  Çınarcıkta  arkadaşımın  amcasıyla  kısa  ama  çok  anlamlı  bir  sohbeti  yakalayamamış  olsaydım,   büyük  bir  ihtimal   bu  hafta  sizlerle  başka  bir  konu  paylaşır  olacaktım.. Eski  ve  besbelli ki  bıçkın  bir  asker  Bedri  amca.. Kendisini,  daha la  aynı  güçte  ve  duygularda   sakladığı  her  halinden  belli.. Bedeni   yaşlanarak  tarihe  meydan   okuma  mücadelesi  verse de,  beyni   süper  güçlü..Sokak  arasında   bahçeli  bir  evi  var..Bahçesine  bizi  davet  etti  ve  bize  bir  bardak  çay  ikram  etmek  istedi..Laf  arasında  benim   basınla  ilişkim  olduğunu  duyunca  sohbeti   koyulaştırarak,   duygularının  içinde  yüzdüğü  asıl  konuya   nasıl  girdiğimizi  dahi  anlayamadan,  dalıverdik.. Bize  savaş  yıllarından  bahsetti..  Ben  “Cumhuriyet  Çocuğuyum”   diyordu  övünçle..Dediğim  gibi, Bedri  beyin   süper  bir  hafızası  var.. Savaş  yıllarını,  Atatürk’ü,  oynanan  oyunları  ve  vatan  aşkının  ne  demek  olduğunu  bizlere   bir  kez  daha   kalpten  hatırlattı.. Allah  ömür  versin  ama  son  kalan  zafer  şahitlerinden   bu  cesur  adam.. Bu  arada  bize  çok  sitemlerde  etti.. Hazır  bulduğunuz  vatanınıza,  Cumhuriyetinize  sahip  çıkın  diye  tembihledi.. Ben  yetişkin  bir  insan  olarak  Bedri  beyin  yanında   duyarsız  bir  çocuk  gibi  hissettim  kendimi..
Bize  masal  değil,   her şeyin  en  gerçeğini  anlatıyordu.. Gözleri  dolu,  hülyalı  ve  birazda  küskün  bakan  bu  adam,  inanınız ki  bizleri de  götürmüştü   düşmanın  parsel  parsel   zapt  ettiği  ve  mucizelerin  ard  arda  yaşandığı  o   savaş  meydanlarına.. Kendisine  çok  teşekkür  ettik.. Yürümekte  zorlandığı  için  ellerinden   ve  yanaklarından  öperek   veda  ettik.. Ama  beynimin  bir  bölümü  orada  kalmıştı  sanki.. Perde  arkasını  hiç  bilmediğimiz  bu   kahramanlık   ve  zafer  günü  hakkında  biraz  değişik  bilgiler  aradım  internette.. Bulabildiklerimin  içinde  bana  en  özel   gelenini de  sizlerle  paylaşmak  istedim.. Özetle;  Kurtuluş  savaşından  önce Yunan  ordusu   Eğe’yi  ve  Anadolu’nun  Batı  bölümünü  işgal  etmişti.. O  zaman  Batı  Cephesi  Kumandanı   İsmet  Paşaydı.. Tabiatıyla  Baş  Kumandansa  Mustafa  Kemal  Paşa.. Mustafa  Kemal  Paşa  Ankara’dan  gizlice  Batı  Cephesine  giderek,  orada   düşmana  karşı  yapılacak  en  önemli  saldırı  planını  hazırladı.. Sonunda  o  gün  geldi.. 13  Ağustos  1922  tarihinde   çatışmalar  başladı..Üstünlüğü  baya  ele  geçirmiş  gibiydik.. Ve  26  Ağustos  günü  Büyük  Taarruz  başlamış  oldu..Mustafa  Kemal,   bu  süreç  içersinde   o daima  söylediğimiz  ünlü  sözü  haykırdı.. “ Ordular  ilk  hedefiniz  Akdeniz’dir,  ileriii ”.. Bu  sözün  gereği  yerine  geldi..Sırasıyla  Afyon, Uşak, Aydın, Manisa, Bursa  kurtarıldı..Sırada  İzmir  vardı.. 30  Ağustos  günü  en  büyük  meydan  muharebesi  gerçekleşti..Ve  kazanıldı..Artık  ordularımız   İzmir’e  doğru  yürüyebilirdi..Mehmetçik  çok  zor  durumda da  olsa,  yayan  veya  at  sırtında  ilerleyerek,  Türk  topraklarını  bir  bir  perişan  hale  döndürülen  düşman  işgalinden  kurtarıyordu.. Nihayet  2  Eylül  1922  günü  Yunan  ordusu  başkomutanı   “Nikolaos  Trikupis  komuta  kademesi  ve  tüm  birlikleriyle  teslim  oldu.. Baş  komutan  Nikolaos  sonradan  yazdığı  kitabında  o  günleri  şöyle  kaleme  almıştı..
   Etrafımız  Türkler  tarafından  çevrilmişti..Esir  olacağımızı  anlamıştık..Beygirimde  vurulmuştu..Başka  bir  ata  binerek  çemberi  yarmak  istedim..Fayda  vermedi..Türklerin  içine  düşmüştüm,  esir   oldum..Bizim  Anadolu’da  ne  işimiz  vardı.? Ne  diye  bizi  oralara  gönderdiler.? Şimdi  itiraf  ediyorum,  bizim  Anadolu   savaşında  hiç  bir  çıkarımız  yoktu..Yabancı  devletlere  alet  olduk..Ben  Anadolu’da  Türklerle  dört  defa  çarpıştım.. İnönü, Sakarya, Dumlupınar.. Türklerin  büyük  hazırlık  içinde  olduklarını    fark  ediyorduk..Nihayet  26  Ağustos  sabahı   Türklerin   beklenmedik   taarruzu   ile  karşılaştık..Ancak  cephenin  çökeceğine  ihtimal  vermiyorduk..En  büyük  korkumuz  İzmir’le  haberleşme  ve  ulaşımın  kesilmesiydi..Takviye  istedim,  göndermediler..Yanlış  yaptılar..Halbuki   karşımızda   Mustafa  Kemal  vardı..Neye  uğradığımızı  anlayamadık..Cephe  çökmüş  ve  ordu  mağlup  olmuştu..Birliklerimiz  perişandı..Kimsede  savaşa  devam  arzusu  kalmamıştı..Sağ  kalan  birlikler  dağınık  halde  İzmir’e  kaçmaya  çalışıyordu..Beni (esir  olduğumda)  ilk  önce  Garp  Cephesi  Kumandanı  İsmet  Paşa’nın  yanına  götürdüler..Kendisiyle  fazla  bir  şey  konuşmadık.. Oda  beni  Mustafa  Kemal’e  götürdü..Atatürk  beni   mert  bir  askere  yakışır  bir  şekilde  kabul  etti..Üzüntü  ve  heyecan  içindeydim..İnönü  beni  kendisine  takdim  etti.. Mustafa  Kemal’in  o  sıradaki  Fransızca  konuşarak  bana  söylediklerini  hiç  unutmayacağım.. Bana “ Üzülmeyiniz  General,  siz  görevinizi  sonuna  kadar  yaptınız..Askerlikte  mağlup  olmakta  vardır..Napolyon da  vaktiyle  esir  olmuştu..Burada  misafirimizsiniz.. Buyurun  istirahat  edin”  dedi..  Evet,  Nikolaos  Trikupis  anılarını  bu  şekilde  anlatmayı  sürdürüyor.. Ama  onu  en  çok  etkileyenin,  kendisini  yoktan  var  etmiş  olan  Türk  insanının  azmi,  inancı  ve  cesareti  olduğunu  kitabında  sıkça  vurguluyor..Türk  ordusunun başındaysa,  Mustafa  Kemal  Paşa  gibi  bir  Baş  Komutanın  olması,  bir  Yunan  Baş  Komutanını  böylesine  heyecanlandırıyor  ve   titretiyor.. Bu  sözler  acaba  bizlere,  yani  bu  zamanın  duyarsız  insanına  ne  anlatıyor  ve   nasıl  etkiliyor..  Merak  ediyorum  doğrusu.. Benim  anladığım,   bu  gün,   dini  veya  milli  tüm  olanaklarımızı  özgürce  kullanmanın.. Vatanımızda  bağımsızca  yaşamamızın  tek  yolu,  kahraman  Türk  insanının  kanlarıyla  yazılmış  olan “30  Ağustos’la  başlayıp, 30 Ağustosla     gerçekleşmiş tir ”..           
    
Bu yazı toplam 318 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum