1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. ABD, KUZEY KORE VE BARZANİ
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

ABD, KUZEY KORE VE BARZANİ

A+A-

Dünya coğrafyası kazan gibi kaynıyor, bir taraftan Amerika'nın "Trump" delisi, diğer taraftan Kuzey Kore'nin "Kim Jong-un" delisi...

Her iki aklı evveller, dünyayı cehenneme çevirecek provalar için ellerinden geleni yapıyorlar. Adeta güç gösterisi için yapmayacakları çılgınlık yok gibi gözüküyor...

Diğer taraftan da, Barzani’nin referandum çıkışı… Bu çıkış ile birlikte başını Türkiye’nin çektiği, İran, Suriye ve merkezi Irak yönetimleri bu karara tepkili ve hatta tepkili olmakla kalmıyorlar, her biri ciddi yaptırımlardan bahsediyorlar. Hatta dün itibariyle Türkiye Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Bu kararı tanımayacaklarını, yok hükmünde olduğunu” ifade ettiler. Buna rağmen Barzani kararında ısrarlı ve kararlı. Dün itibariyle referandum başladı bile.

Evet,

Yukarıda isimlerini zikrettiğim bahse konu bu ülkelerde hatırı sayılır bir Kürt nüfus yaşıyor. Bu ülkelerin korkuları, olası bir Kürt devletinin ilanı halinde, kendi bünyelerindeki Kürtlerden ve yaşadıkları coğrafyadan kopmaların olabileceği endişesi hakim. Onun için bu ülkeler, bütün güçleriyle Barzani’nin başında bulunduğu olası bir Kürt devletine karşı kapı aralayacak her türlü girişime karşı çıkıyorlar.

Tabi, esas sebep Barzani değil. Başında kim olursa olsun, olası bir Kürt Devletinin varlığına karşı tepkilerde bir değişiklik söz konusu değil. Bahsettiğim bu ülkelerin tümü her hâlükârda tepkilerini göstereceklerdir/gösteriyorlar da. Nitekim Türkiye, yaptıkları toplantılarda diplomatik, ekonomik ve hatta askeri müdahalenin masada olduğunu deklare etti. Cumhurbaşkanının çeşitli dünya liderleriyle görüşüp konuya ilişkin endişelerini dile getirmesi işin önemini ortaya koyuyor. Bu arada bölgede yaşanan ziyaret trafiği de sıklaştı, Irak Genelkurmay Başkanının Türkiye Genelkurmay başkanını ziyareti, hiç temenni etmem ama olası askeri müdahalenin işaret fişeği niteliğinde. Yani anlayacağınız bölge ısınacak gibi gözüküyor. 

Mevcut fotoğraf karşısında ABD Barzani’nin referandumuna ilişkin “zamansız” ifadeleriyle nötr gibi gözükse de, aslında zımni olarak desteklediği bilinen bir gerçektir. Zaten öteden beri, Barzani’yi bölgede diri tutan ve uluslararası arenada kabul gören bir lider statüsüne kavuşturan ve hatta yukarıda saydığım içinde Türkiye’nin de olduğu bahse konu ülkelere de kabul ettiren yine ABD’dir. Dolayısıyla, ABD’nin yeni bir Kürt devletinin oluşumuna karşı çıkması beklenemez. Bunun böyle olduğu biliniyor olmalı ki, Barzani kendisini güçlü ve güvende hissediyor.

ABD, öteden beri bölgede bir Kürt Devletinin oluşmasında istekli ve bunu da Kürtler için bir “hak” görmekle beraber, bölgedeki sancının dinmesinde katkı sunacağı düşüncesini taşıyor. Tabi, böylesi bir fikir süreç içerisinde sancının dinmesine mi, yoksa yeni sancıların baş göstermesine mi sebebiyet verecektir, onu zaman gösterir. Sebebi ise, böylesi bir girişimin İsrail destekli oluşu söylemleridir. Eğer bu söylemler doğru ise, Ne Türk’ün, ne Arap’ın, ne Fars’ın ve ne de Kürt’ün asude (huzurlu) bir toplum içerisinde hayat sürmeleri beklenemez. Zira, İsrail’in “Şah” rolü ile hepsini peyderpey “mat” edeceği gözden ırak tutulmamalıdır. Yani İsrail’in manyetik alanındaki bir Kürt devletinden Kürt’ün bir hayır sağlaması beklenemez. Çünkü İsrail’in Kürtlerle fikri, dini ve de sosyolojik olarak bir birlikteliklerinin olmadığı gibi, İsrail’in evvel emirde kendi çıkarını düşüneceği ve kendisini “şah”; Kürtleri de “piyon” olarak görüp kullanacağı ve çıkarlarını korumak için Kürtleri bir manivela gibi kullanacağı muhakkak…

Aksini düşünecek olursak:

Şayet işin içinde İsrail’in parmağı yoksa ve bu girişim Kürtlerin bağımsızlık adına re’sen başvurdukları bir girişim ise, Kürtlere hayır getirebileceği gibi, böylesi bir durumda, Kürt Devletinin bölgedeki diğer ülkelere yararı da dokunabilir. Sebebi ise, Kürtlerin bölge ülkeleriyle kültürel ve dini birlikteliğinin var oluşudur. Bu da, olası sürtüşmelere karşı bir dalgakıran vazifesi göreceği düşünülebilir.  

Irak ve Suriye zaten kendi içinde bir bataklık… Başını ABD ve Rusya’nın çektiği küresel haydutlar bir yönüyle İslam coğrafyasının zengin enerji yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürmek, diğer bir yanıyla da İsrail’e manevra kabiliyeti kazandırarak onlara alan açmak için canhıraş bir şekilde çalışıyorlar. Yani anlayacağınız, bir taşla birkaç kuş misali.
Her şeyden evvel Müslüman toplumların ırkları ne olursa olsun, sorunlarını kendi aralarında diyalogla ve Müslümanca halletmeleri gerekir. Aksi haldeki tüm davranışlar ehli salibin işine yarayacaktır. Olan bize olacaktır. Ağıtlar, Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Farsça yakılacaktır. Sevinç nümayişleri de, İbranice, İngilizce ve Almanca olacaktır. Liderlerin bunu müdrik bir şekilde hareket etmeleri yakıcı ihtiyaçtır.
Durum onu gösteriyor ki, zorlu bir süreç bizi bekliyor. Allah sonumuz hayreyleye.          

Bu yazı toplam 1203 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.