1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. ABD’NİN İRAN’DAN ALIP-VEREMEDİĞİ NE?
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

ABD’NİN İRAN’DAN ALIP-VEREMEDİĞİ NE?

A+A-

İran ve ABD arasındaki sürtüşmenin sebeplerine pek çok kişi dini gerekçelerle bakıyor ve bu yüzden de yanılgıya düşülüyor. Evet, İran başta ABD olmak üzere pek çok ülkenin beğenmediği bir yönetime sahip ancak ABD’nin derdi gerçekten bu mu? ABD, İran’ın yönetim şekline verdiği tepkiyi neden Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn gibi ülkelere vermez. Bu ülkelerde idamlar, insan hakları ihlalleri ve şeriat bakımından İran’dan farklı olduğu söylenemez. Hatta İran’da seçim bile yapılıyorken, Körfez’deki Arap ülkelerinde demokrasi ile alakalı tek bir kurum bile yok ama İran’da dini sistemi bozmayacak kadar da olsa kadınlarında erkekler gibi eşit şekilde oy kullandığı bir sistem var. Mevzu şeriat ya da demokrasi değil. Zaten İran’ın şah döneminden daha demokratik olduğuna hiç şüphe yok. Demek ki, mevzu başka!

Mevzu İran’ın nükleer çalışmaları da değil. Zamanında Pakistan ve İsrail gibi ülkelerin bile bu tür çalışmalarına ses çıkarılmamıştı. Pakistan’a Hindistan yüzünden İsrail’e de Arap Birliği yüzünden imtiyaz verilmişti. Peki İran’ın imtiyaz tanınacak sebepleri yok mu ki ambargoya maruz kalıyor? Etrafı Pakistan, Irak, Suudi Arabistan, Türkiye ve İsrail gibi onu sevmeyenlerle dolu iken başkasına tanınan imtiyazlar İran’a tanınmıyorsa, demek ki, mevzu nükleer silahta değil. Zaten İran çalışmalarını yaparken atom bombası yapmayacağını belirtiyordu. Ancak batı atom bombası yapılmasa bile yapılabilme kapasitesi olduğu sürece, ihtimalin olduğunu söyleyerek yine tecrite devam ediyor. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta’nın sözleri bunu çok güzel açıklıyor.

“İran nükleer silah yapmak istemiyor ama nükleer enerji potansiyeli oluşturmak istiyor bizi endişelendiren de bu”

Konuya hakim bağımsız kaynakların ve stratejistlerin konuya ilişkin analizlerine baktığımızda ABD’nin derdini 3 başlıkta irdeleyebiliriz. En başta tarihi olaylara bakmak gerekli. 1979 yılına kadar İran ABD kontrolünde bir ülkeydi. Pehlevi ailesi iktidara ABD sayesinde gelmişti ve Orta Doğu’da her konuda ABD ile aynı politikaları güdüyorlardı. Ancak İslam devrimi ile bu tamamen değişti. ABD için asıl sinir bozucu olan ise konsolosluk çalışanlarının esir alınmasıydı. Bu eylemin sebebi Şah Rıza Pehlevi’nin iadesinin yapılmaması idi. Bu eylem sırasında ABD bir kurtarma operasyonuna girişti ama başarılı olamadı. İran çöllerinde ABD’ye ait bir uçak ve helikopter nasıl olduysa çarpıştı ve 8 asker öldü. Kurtarma operasyonu başarısız olunca 444 gün süren esir sorunu ortaya çıktı. Koskoca ABD için böyle bir rezillik kolay iş değil, sonuçta bütün dünya ABD’nin nasıl aciz olduğunu gördü.

İşin tarihsel kısmından daha önemli bir de ekonomik boyutu var. İran ekonomik olarak devletçi bir politika güttüğü gibi ABD’ye olan bağımlılıktan kurtulmak için dolar kullanımını yasaklamış bir ülke. Eskiden olduğu gibi İngiliz ve Amerikan şirketleri İran’ın petrolleri üzerinde de kontrol sahibi değil artık. Bugün İran’ın doğal kaynakları Rusya ve Çin gibi rakiplerin sanayisini besliyor. Daha da önemlisi bu İran’la bitmeyebilir. Ya diğer bölge ülkeleri İran gibi olmak isterse, ondan etkilenip devrim yapmaya kalkarsa. Bu ABD için başka ülkelerde kendi kontrolünü kaybetmek anlamına geliyor. Bugün bile Irak’ta devrim ihtimalinin korkusunu hissedebiliyoruz. Irak’ta muhtemel bir devrim ABD’nin bir ülkeyi daha kaybetmesi demektir. Bahreyn, Irak, Lübnan, Yemen, Umman, Katar, BAE, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi ülkelerde yaşayan tutucu insanlar İran’daki gibi bir yönetim şekli isterse Orta Doğu batılı şirketlerin top koşturamadığı bir yer haline gelebilir. Arap ülkelerinin kralları da bu ihtimalden korktukları için ABD ile sıkı işbirliği içindeler. Tıpkı Pehlevi gibi, halk tarafından alaşağı edilmek istemiyorlar. İran’da da devrim öncesinde şah tıpkı Arap kralları gibi görgüsüz ve empatisiz bir şekilde har vurup harman savuruyordu. Bugün Arap ülkelerinde şeyhlerin emirlerin nasıl halktan kopuk yaşadığını ibretle izliyoruz. İran gibi bir yönetimi kim neden istesin diye düşünmeyin. İran’da sağlık ve eğitim hizmetleri ücretsiz. İran kendi nano teknolojisine sahip ülkeler arasında 12. ve uzay teknolojisinde de 10. sırada. Devrimden bu yana nüfusunu 2’ye katlamış genç bir ülke. 8 yıl süren savaş, 35 yıl süren ambargo, pek çok ülkedeki siyasi gruplara ekonomik destek gibi yorucu etkenlere rağmen halen Orta Doğu’nun 2. en güçlü ekonomisi. Pek çok Avrupa ülkesinin borç oranı ekonomik büyüklüğünden fazla iken, İran’ın borç oranı sadece %16.Yani anlayacağınız, kadimi bir ülke İran.

Bunları laik insanlar belki şer’i hukuk yapısı sebebiyle sahiplenmez ama Orta Doğu’nun ağırlıklı olarak tutucu bir coğrafya olduğunu düşündüğümüzde, şuan yaşanan Irak ve Bahreyn isyanlarını anlayabiliriz. Bu yüzden ABD’nin İran’ı ambargolarla yıpratıp örnek bir ülke olmasını engellemesi gerekiyor. İşin bence en önemli kısmı politik tarafı.

İran konumu itibari ile Rusya’nın da bir sigortası. 2012 yıllarında ABD için her an İran’a girebilir deniyordu. Girmemekle akıllılık ettikleri kesin. Peki ya girselerdi ne olurdu? Kendi sistemlerini uygulayacak bir kukla yönetim gelecekti elbet. Bunun yanı sıra Hazar Gölü’ne Amerikan füzeleri gelmiş olacaktı. Rusya’yı çevreleme konusunda en önemli adım atılmış olacak, Rusya Hazar’dan karşıya baktığında karşısında ABD füzelerini görecekti. Daha da önemlisi Çin, Rusya ve İran arasında kalmış Orta Asya ve Kafkasya devletlerinin, dolaylı olarak maden ve doğal gazının kontrolü Rusya ve Çin’den ABD’nin eline geçmesi kolaylaşacaktı”

Yani anlayacağınız, İran nükleer çalışmaları bırakıyorum da dese, ya da idam cezasını kaldırsa ya da şer’i sistemi yumuşatsa bile yine de ABD’nin hedefi olmaktan kurtulamayacaktır. ABD, bir yada birkaç bahane her zaman bulacaktır. Kim bilir, belki uyuşturucu geçişine göz yumuyorsunuz diyecekler bir şekilde İran diz çökene kadar mücadele devam edecek gibi gözüküyor. Unutulmamalıdır ki, tüm bu bahaneler ABD seçimlerinin hemen arifesinde üretiliyor. Bu tür maniplatif hareketler, seçim kazanma manivelası olarak kullanılıyor. Ama artık dünya bunu yutmuyor. Bu da meydana çıktıkça, ABD’nin çöküş süreci tedrici olarak da olsa hızlanır.  

M. Zeki CANŞİ

Bu yazı toplam 1028 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.