1. HABERLER

  2. İNSAN HİKAYELERİ

  3. Abdullah Karacan’ı onlara sorduk; Abdullah Karacan’ın eşi ilk defa konuştu!
Abdullah Karacan’ı onlara sorduk; Abdullah Karacan’ın eşi ilk defa konuştu!

Abdullah Karacan’ı onlara sorduk; Abdullah Karacan’ın eşi ilk defa konuştu!

Lastik-İş ve ailesi, ölümünün birinci yılında Abdullah Karacan’ı adına yakışır şekilde anmaya hazırlanıyor. Tülay Karacan ve en yakın çalışma arkadaşı Alaaddin Sarı’ya Karacan’ı sorduk

A+A-

Lastik-İş ve ailesi, ölümünün birinci yılında Abdullah Karacan’ı adına yakışır şekilde anmaya hazırlanıyor. Tülay Karacan ve en yakın çalışma arkadaşı Alaaddin Sarı’ya Karacan’ı sorduk. Tülay Karacan eşi için “Karacan iyi bir eş, iyi bir baba ve iyi bir sendikacıydı. Türkiye işçi sınıfı büyük bir değerini yitirdi ama o arkasında iyi bir miras bıraktı” diyor.

 

…………….

 

İŞÇİ SINIFININ BÜYÜK KAYBI

Abdullah Karacan, 1960 yılında İzmit’te doğdu. Baç’ta geçen gençlik yıllarında Goodyear fabrikasında çalışmaya başladı. 1985 yılında eşi Tülay Karacan ile evlendi. Fabrikada temsilci olarak başladı, sendikacılığa. 1999 yılında artık sendikasının geldiği duruma dur demek ve işçi sınıfı hareketinde mücadelesini aktifleştirmek için arkadaşları ile çalışmaya başladı 2002 yılında Lastik-İş Genel Başkanı oldu. Kayyumdan aldığı sendikasını 16 yılda 15 bin üyesi olan DİSK’in en güçlü sendikası haline getirdi. Onunla birçok eylemde, 1 Mayıslarda, toplu iş sözleşmelerinde birlikte çalıştım. Toplu iş sözleşmelerinde sonuç beklediğimiz günlerde sözleşme görüşmelerinin yapıldığı salonlarda yükselen sesleri, kavgaları hiç unutmayacağım. İşverenin her dönem masaya getirdiği eşit işe eşit ücreti korumak, işçiye yeni haklar kazandırmak amacı ile verdiği mücadele gerçekten çok önemliydi. Geçtiğimiz yıl 13 Kasım’da bu kent ve işçi sınıfı büyük bir değerini kaybetti. Abdullah Başkan’ı silahlı bir saldırada kaybettik. Karacan’ın ilk ölüm yıl dönümünde sendika ve ailesi büyük bir anmaya hazırlanıyor. Biz bu anmada elbette yerimizi alacağız ama Karacan’ı en yakın çalışma arkadaşı Lastik-İş Genel Başkanı Alaaddin Sarı ile sendikacılığını, eşi Tülay Karacan ile de nasıl bir eş ve baba olduğunu konuştuk. Tülay abla ilk kez bir gazeteye konuştu. O hala özlediği, bazen her an çıkıp geleceğini düşündüğü 33 yıllık hayat arkadaşını çok kısa özetledi: İyi bir baba, iyi bir eş ve iyi bir insandı. Sert olduğu kadar sevecen ve eğlenceliydi.

 

………………….

 

NE GÜZEL SEVMİŞ

Abdullah Karacan, 1985 yılında görücü usulü ile evlenmiş Tülay Karacan’la. Tülay abla Abdullah Karacan’ın babasının Sakarya Kaynarca’da sağlık memurluğu yaptığı dönemde ailesi ile tanıştığını ve tanışmışlığın ikisinin kaderini birleştirdiğini düşünüyor. Nişanlandıktan sonra içlerine sevginin düştüğünü söyleyen Tülay abla, Karacan’ın ölümünün üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen hala her bahsettiğinde gözyaşlarını tutamıyor, boğazı düğümleniyor. Tülay Karacan, sevgisini anlatırken aklınızdan “Ne kadar güzel bir insanın bir insanı böyle güzel sevmesi” diyorsunuz.

gorucu-isiluyle-evlendiler.jpg

GÖRÜCÜ USULÜYLE EVLENDİLER: Görücü usulüyle Abdullah Karacan ile evlendiğini söyleyen Tülay Karacan, aralarında oluşan sevgi bağının çok güçlü olduğunu söylüyor. “Ben gün içinde şimdi beni Abdullah arar dediğimde bir bakardım beni arıyor. Biz birbirimizi düşünsek anında arardık” diyor.

 

İZMİT’E BABALIK YAPTI

Biz Tülay ablayı çok yormadan sadece o herkesin sert diye nitelendirdiği Abdullah Karacan’ın nasıl bir baba ve eş olduğunu sorduk. O’da başladı anlatmaya: Abdullah Karacan çok sevecen bir babaydı. Ama bunun yanında kuralları olan, otoriter bir babaydı. Sevgisini eşine, çocuklarına fazlasıyla gösterebilen büyük bir babaydı. Sadece eşi ve çocuklarına değil bütün İzmit’e babalık yapan bir adamdı. Bunu fabrikayı aldığı insanlar ve etrafına sağladığı faydalardan herkes görebilir.

YATTIĞI YERDE RAHATTIR…

Belli kırmızı çizgileri vardı. Onu ne eşi, ne ailesi, ne dostları aşamazdı. Herkes bilirdi buradan öteye Abdullah Karacan sabredemez diye. İşçisi de işvereni de bilirdi bunu. Rüyalarımızda görüyoruz Allah’a şükür. Mutlu görüyorum. Mutlu görünce yattığı yerde rahattır diye düşünüyorum. Ölmüş olsa da manevi desteğini hala yanımda hissediyorum. Bazen çıkmazlara girdiğimde hala ona danışabiliyorum. Ya rüyamda ya da bir his olarak bana yol gösteriyor.

BİZİ İHMAL ETMEDİ

Çok yoğun çalışıyordu ama boş olan her vaktini bizimle kullandı. Bizi her sene tatillere götürdü. Çocukları ile SEKA Park’a gitmekten zevk alırdı. Çocukları küçükken daha sendikacılığının başındaydı, kayyumdan sendikayı almıştı. Kolay değildi. O zaman çocuklarını görmediği zamanlar oldu. Ama sendikayı belli bir noktaya getirdikten sonra bizi hiç ihmal etti diyemem.

cocuklarina-cok-duskundu.jpg

ÇOCUKLARINA ÇOK DÜŞKÜNDÜ: Karacan’ın sert ama bir o kadar da eğlenceli ve çocuklarına düşkün bir baba olduğunu söyleyen Tülay Karacan, “Bizi ailecek her yıl tatile götürürdü. Kızlarını ve seni alıp SEKA Park’a gitmek onun için bir zevkti. Bizi hiç ihmal etmedi” dedi.

 

ELBETTE BİZ DE HERKES GİBİYDİK

Sevgi, saygı ve korku bir aradaydı. Bunu nasıl başardı bilmiyorum. Astığım astık, kestiğim kestik bir adam değildi. Çok muhabbetli, eğlenceli, karşısındaki kişi 15 yaşındaysa onun yaşına inip onunla da muhabbet edecek bir insandı. Bizi öyle korkuttu diyemem. Ama onun bir duruşu vardı. Biz onu bildiğimizden ona göre davrandığımız için bir sıkıntı yaşamadık. Elbette herkesin evinde ufak tefek sıkıntılar olur. Bizde de oldu. Her gün bal kaymak yaşadık demek doğru olmaz zaten.

GÖNLÜMÜ ALMASINI BİLİRDİ

Benim eşim hata yaptığını anladığında özür dileyecek kadar erdem sahibiydi. Bende aynı şekilde hata yapsam özür dilerdim. Hatasını telefi etmesini de bilirdi. Seni üzdüm diyebilen biriydi. Elbette işi gereği çok insanla uğraşıyordu. Ben onun her gün kaç kişiyle negatif bir olay yaşadığını bilemem. Sesinin tonundan anlardım aslında. Kızdığında hemen anlardım. Gönlümü almasını bilirdi. Öyle olmasaydı 33 yıl sürmezdi bu evlilik. Keşke sağ olsaydı da 33 yıl daha birlikte yaşasaydık. Hep uzun yıllar birlikte yaşayacağız diye düşünürdük. Ama olmadı. Ebedi tarafta birlikte olacağız diye düşünüyorum.

PİRÜPAK CENNETE GİTTİ

Çocuklarına çok düşkün bir babaydı. Kar yağdığında gece kalkar çocukları dışarı çıkartıp kartopu oynardı. Onların sevdiği şeyleri yapmak için canla başla mücadele ederdi. İşçi adına, evlatları adına canından olan bir adam. Katilini işe alan adam. 3 ay önce katili işveren kapıya koymak istediğinde yine durduran adam. Kimse evliya değil, kimse günahsız değil. Eşimin de vardır muhakkak. Bu olay beni eşimi pirüpak cennete gönderdi. Bir insanın canını almak Allah’a mahsus. Sen bu adamı öldürünce günahlarını da aldın. Benim eşim günahsız bir şekilde cennette gitti. İnançlı bir insandı. Kim gördüyse de ondan hep iyi şeyler gördü.

 

……………….………………

 

Daha okul yapacaktı

Karacan’ın yorulduğunu düşündüğü zamanlarda onun artık köşesine çekilmesi gerektiğini söylediği zamanlar olduğunu söyleyen Tülay abla, Karacan’in ölümünden 10-15 gün önce yaşadıkları diyaloğu anlattı:

KENDİNİ ÇOK HIRPALADI

Ölümünden 10-15 gün önce bana “Tülay, Başkan Karaosmanoğlu’ndan yer rica ettim. Bana yer ayarlayacak. Okul yapacağım. Lastik-İş’in bir okulu olacak” dedi. “Apo’cuğum kendini bu kadar yorma. Artık çok hırpaladın, emekli ol” dedim. “Neden öyle diyorsun Tülay. Belli bir gücümüz var, Allah’a şükür. İnsanlara faydalı olmak, gelecek nesillere güzel şeyler bırakmak istiyorum. Bundan mutlu oluyorum. Evet, yoruluyorum ama bundan haz alıyorum” dedi. “İyi” dedim. “Sen mutlu oluyorsan yap tabi. Ama çok yoruluyorsun diye bırak köşene çekil diyordum.” “Bu dönem bırakabilirim” diyordu. “Farklı birkaç nedenden dolayı bir dönem daha yapayım” dedi. Böyle ölüm vuku buldu. İnşallah orada dinleniyordur.

 

……………….………………

 

Birlikte çok ağladık Birlikte çok güldük

Lastik-İş Sendikası Onursal Başkanı Abdullah Karacan’ı en yakın çalışma arkadaşı Alaaddin Sarı anlattı: Türkiye işçi sınıfı büyük bir değerini kaybetti. Onunla biz birlikte çok çalıştık, çok ağladık, çok güldük.

ENDER BİR SENDİKACIYDI

Lastik-İş Sendikası’nın Onursal Başkanı Abdullah Karacan’ın yakın çalışma arkadaşı Alaaddin Sarı’ya Karacan’ın nasıl bir sendikacı olduğunu sorduk. O aslında anlattığı bir anısı ile Karacan’ın sendikacılığını ortaya koydu. Onun için Karacan sadece sendikal hayatta çalışma arkadaşı değil, onun abisiydi. Birlikte uzun yıllar sendikada çalışma yaptıklarını söyleyen Sarı, “1999 yılında birlikte Lastik-İş Genel Merkezi’nde göreve geldik ve DİSK’in içinde de görev aldık. Türkiye İşçi Sınıfı hareketi içinde Abdullah Karacan’ı nasıl tarif edersiniz derseniz, ender sendikacılardan bir tanesidir derim.

İLKLERİ YAPTI

Türkiye’de ilkleri başaran bir sendika başkanı olarak nitelendirilebilir. Türkiye’de taşeron dediğimiz kavramı Lastik-İş Sendikası’nın Onursal Genel Başkanı Abdullah Karacan bitirme noktasında hamle yaptı. Ondan sonra baktığımızda kamuda da her ne kadar bizimki kadar olmasa da taşeron işçilerle ilgili iyileştirmeler oldu. Bu yolu açan Abdullah Karacan’dır. Toplu iş sözleşmelerinde ilkleri yapan bir sendika başkanıydı.

ORGANİZE GÜÇLER ÖLDÜRDÜ

Dirayetli, tuttuğunu koparan bir sendika başkanı olarak Türk Sendikal hareketi içinde şu ana kadar gelen sendika başkanları ile eşdeğerdir. Bu yüzden öldürüldü. Abdullah Karacan organize güçler tarafından başarılı bir sendikacı olduğu için öldürüldü. Bunu her platformda ifade ediyoruz. Kendi içimizde ve içimizde eleştirenler ve yaptıklarını farklı yere çekenler bu organize işi yapanların ekmeğine yağ sürüyor. Ya bilinçli ya da bilinçsiz olarak bunu yapıyorlar.

ÇOK DUYGUSAL BİR İNSANDI

Türk sendikal harekete içinde Abdullah Karacan’ın ismi farklıdır. Bu farkı zaman geçtikçe daha da iyi anlaşılacaktır. Yaptıkları ortada. Sosyal sendikacılık açısından Kocaeli’de yaptıkları onun sendikacılığını gösteriyor. Toplu iş sözleşmelerde kazanılan haklarda Abdullah Karacan’ın sendikacılık kavramını görüyoruz. Abdullah Karacan müthiş duygusal bir insandı. İşini seven, disiplinli, bir o kadar da yardımsever biriydi. Kimin sıkıntısı ve problemi varsa koşar destek verirdi.

YARDIMLARINI GİZLİ YAPMIŞ

Ölümünün ardından birçok insan geldi Abdullah Başkanın kendilerine destek ve yardım ettiğini söyledi. Ölümünü sonradan duyduklarını ve üzüntülerini dile getirdiler. Bunlar bizi şaşırtmadı çok sevindirdi. Yardımlarını da gizli yaptığını gördük. Türk sendikal hareketi çok büyük değerini kaybetti. Onan yanında yetişen biri olarak onun sendikal alanda çizdiği yolda devam edeceğiz. Lastik-İş sendikasını bayrağını yere düşürmeyeceğiz. Abdullah Karacan’dan aldığımız dersler ve bilgilerle azim, kararlılık ve cesaretle sürdüreceğiz.

ÇOK SARILIP AĞLADIK

Benim için Abdullah Karacan bir abiydi. Başkanım demem gereken yerler dışında hep abi derdim. Birbirimize karşı büyük sevgi ve saygı duyardık. Rahmetli yol arkadaşımız Talip Topçu, ben ve Abdullah abi çok ağladık çok güldük. Zor zamanlar yaşadık, sıkıntılar ve problemlerin karşısında büyük bir mücadele verdik. Birbirimize sarılıp ağladığımız çok oldu. Benim onunla bağım başkaydı” dedi.

 

……………….………………

 

Silahın üzerine yürüdü, tüm işçiler geri döndü

PharmaVision’da kendisine silah çeken ve tetiğe basan güvenlik görevlisine rağmen fabrikaya girmekte geri adım atmayan Karacan’ın duruşu, istifa eden tüm işçilerin sendikaya geri gelmesini sağladı.

ÇOK ETKİLENDİM

Lastik-İş Onursal Başkanı Abdullah Karacan ile yaşadığı ilginç anılardan birini anlatan Aladdin Sarı, “PharmaVision fabrikasında örgütlenmiştik. Bir gecede üyelerimiz istifa ettiğini duyduk. Sabah saat 06.00’da fabrikaya girip kapıyı zorla açtık. Zorla açtığımızda Abdullah abi ön taraftaydı. Biz de onun sağında ve solunda duruyorduk. Fabrikaya girdiğimizde bir güvenlik görevlisi “Gelmeyin, gelmeyin” deyip silahını çekti. Gözümüzün önünde tetiğe bastı ama silah patlamadı. Biz çok etkilendik. Hiç unutmadığım bir sahneydi. Bu olayı gören tüm işçiler, silahın üzerin yürüyen, böyle bir sendika başkanını olduğunu, işçisine sahip çıktığını görünce tekrar üye oldular. Ben bu sahneden çok etkilenmiştim.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
19 Yorum