1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Acı bir Afrika hikayesi bu...
Acı bir Afrika hikayesi bu...

Acı bir Afrika hikayesi bu...

Afrika… Balta girmemiş ormanların haşmetiyle kaplı, her yerinden doğa zenginliği  fışkırdığı tahmin edilen  gizemli ülke. Ya denizleri. Denizden gelen  zenginliği  göz ardı etmek haksızlık  olur diyebi

A+A-

Afrika… Balta girmemiş ormanların haşmetiyle kaplı, her yerinden doğa zenginliği  fışkırdığı tahmin edilen  gizemli ülke. Ya denizleri. Denizden gelen  zenginliği  göz ardı etmek haksızlık  olur diyebilirsiniz.  Peki ne oldu da bu ülke, bilhassa Doğu Afrika  acılar diyarı haline dönüştü.  İşte insanların topraklarına sahip çıkamamalarının ve aç gözlü  insan tacirlerine karşı koyamamasının en canlı örneği. Bu hikaye yeni de değil hani. Yirmi beş, otuz yıl evvele dayanıyor benim  bildiğim. Dünyaya  oynanan “ Avrupa ” oyunlarından bir başkası. Eğer o dönemlerde  Afrika’da yaşayan halk, Avrupa’nın  veya Amerika’nın oyununa gelmeyip topraklarını onlara satarak, bereketini ellerinden kaçırmasaydı böyle olmazdı. Bütün tarım alanlarını ellerinden kaçırdılar. Yabancılara kiraladılar. Bize para gelecek ve zengin olacağız zannettiler. Hem de öyle bir, iki yıllığına değil, seksen, doksan yıllığına. Bu nasıl bir saflık Allah aşkına? Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez bu duruma ne güzel bir benzetmede bulundu ama. Başkan, bu durumu “Küresel aç gözlülük” olarak adlandırdı. Çok da yerinde bir tespit  doğrusu.

Sonra  tabiat kanunları da bu bölgeyi daima tehdit etmektedir ne yazık ki. Aşırı hava koşulları, kuraklık, sel felaketleri bu günkü duruma gelmelerinin diğer etkenlerinden sayıla bilir.

Şu anda geldikleri nokta bir felaket. Yok olma, ölüm. 2009 dan bu yana 1 milyon insan aç bu ülkede. Her altı dakikada bir çocuk ölüyor. Son üç ayda ölen çocuk sayısı 30 bin. Hepside beş yaş altında.  Şimdi  insanlık adına bu bölgeye yardım edilmesinin ne denli acil olduğundan söz ediyoruz. Hem de tüm insanlığın yardım etmesinin elzem olduğundan. Bu kapsama, zamanında onları sömüren,  açık göz ve aç gözlü para babaları da giriyor doğal olarak. Bakalım yapılan yardımların samimiyeti nasıl yansıyacak Afrika’ya.

Uzun senelerden beri Afrika ülkelerinden, örneğin Somali’den, Kenya, Etiyopya’dan  iç burkan görüntülerle üzüntü duyarak  yüz yüze kalırız. Bu defa iş gerçekten çok ama çok ciddi. Yani altmış yılın en kurak ve verimsiz yılını yaşıyormuş Afrika. İnsanlar hayvan dışkılarını daha yere düşmeden yemek için yarışıyorlar. İnanılmaz derecede utanç verici görüntüler bunlar.

Türkiye.  Bu duruma seyirci kalmaktan en çok rahatsız olacağına inandığımız Müslüman Türk topluluğu. Bir Cuma hutbesinde Diyanet İşleri Başkanının yaptığı çağrıya tüm ülke katılma yarışı içinde. Son baktığımda  sms sayısı 1 milyon iki yüze doğru gidiyordu. Yurt genelinde yardımlarsa 24 bin TL ye varmıştı. Biliyorum bu rakamlar daha çok artacak. Türkiye Somali’deki  aç ve yoksul insanlara üstüne düşen insani görevi layıkıyla yapacak. Çünkü, dini ve kültürü Türk’e  böyle buyurur. O çaresiz çocukların yaşamasına katkı sağlamak,  kendi yaşamımız kadar önemlidir.  Ancak bu manzaradan ders çıkartmamız gereken oldukça önemli mesajlar var. Ki bizler bunu  çok net ve adam sendeciliği bir yana bırakarak düşünmeliyiz. Mesela savurganlık, müsriflik, yersiz lükse kaçma, elindeki değerin kıymetini bilmemek, şahsi veya ulusal zenginliklerimizi önemsememek  vs, vs gibi bir sürü örnek sıralaya bilirim. Her gün çöpe atılan başta ekmek ve diğer gıda maddelerinin sayısını toplayabilsek, büyük kitlelere  öğün olur diyebilirim. Sokağa atılan giyim eşyasına gelince başka bir savurganlık göstergesi. Bir, iki kez giyilerek atılan bir dünya giysi. Allahtan bizim fakir dernekleri varda, ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor bu tip yardımları. Toplu gidilerek yenilen açık büfe kahvaltı veya yemekler sonucu tabaklarda kalan artıklarla yine büyük kitlelerin  doyacağını  idea edebilirim. İsrafın ve aç gözlülüğün bu şeklini görmek, Afrika’daki  manzaralar  karşısında deli ediyor insanı. Kimse kusura bakmasın ama ülkemizde bu anlamda israfın en katmerlisi uygulanıyor. Haa bizim yurdumuzda aç insan yok mu.? Var tabiî ki. Hem de içler acısı.  Tamam da Afrika’da yaşanan dram bize çok ama çok ters. Biz millet olarak  buna müsaade etmeyiz. Hayvan pisliği yemek için sıra bekleyen insan topluluğu olmamız için özümüzü ve inançlarımızı tamamen kaybetmiş olmamız gerekir. Tek sahip olmamız gereken milli değerlerimiz, ulusal zenginliklerimiz, canımızdan önemli ve kutsal olan topraklarımızdır. Eğer onlardan birini kaybedersek gerisinin çorap söküğü gibi geleceğini ve Afrika’nın yaşadıklarını yaşamaya doğru adımların atılmış olduğunu unutmamalıyız. Şimdilik tüm yaşanan bu  olumsuzluklardan bizler ve dünyanın pek çok ülkesi ders almayı sürdürürken açlıktan  ölen binlerce çocuk, genç, yaşlı insana yardım eli uzatmalıyız. Yoksa  insanlık adına yaşanan bu utancın bir parçası haline dönüşmek en büyük fakirlik, en keskin açlık ve  çaresizlikten daha  kahredicidir . Yediğimiz her lokma, mutlaka boğazımızda düğümlenip açlıktan ölenler adına sorgulayacaktır hepimizi. Onları hatırladıkça huzurlu olabilir miyiz acaba?

Bu haber toplam 1540 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.