1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. ACISIYLA TATLISIYLA İNSAN VE İNSANLIK ÜSTÜNE
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

ACISIYLA TATLISIYLA İNSAN VE İNSANLIK ÜSTÜNE

A+A-
İnsan  olmayı,  insan  olmanın  anlamını  ve “ ben  bir  insanım”  demenin  kıvancını  hiç  kimse  öğretemez  bize..İnsan  olmak  esastan  tüm  güzellikleriyle  birlikte  Yaratanın  eşsiz   armağanıdır..İşte  insan  denen  bu  muhteşem  makine  ve  hiç  bir  bilgisayarın çözemeye-  ceği  ayrıcalıklı  yaratık  için  söylenecek  o  kadar  çok  şey  var ki..Çok  muhteşem yaratılma- sına  rağmen,  içinde  uyuyan  canavar  eğer  uyanır  ve  tüm  doymazlığıyla  etrafa saldırmaya    başlarsa,  eyvah.. İnsanlık  üstüne  konuşulması  gereken  dünyalarca  mesele  var demektir..  Etrafımızda  ve  çevremizde  yaşananlara,  hatta  bizzat  kendi  şahsımızla  ilgili  bazı  olaylara  irdeleyen  gözle  bakarsak  göreceğiz ki,  insanla  ve  insanlıkla  ilgili  hiç  bir  sancının  içersinde  değiliz..Ne  yazık ki  karşımızda  konuşurlarken  dahi  dilleri  başka,  düşünceleri  başka söyleyenler var. Ve  bir  türlü  dili  ile  beyinleri  arasında irtibat  kurmayı  beceremiyorlar..Yada  bu  durum  oldukça  mutlu  ediyor  onları.. Anlayacağınız  önümüzde  koskoca  bir  denklem..Bilinenleri  ve  bilinmeyenleriyle  ayrı  ayrı,  renk  renk..
Bu  konularda  kafa  yoran  ve  bir  türlü  taşı  yerine  oturtamayan  arkadaşlarla  zaman,  zaman  “neden”  diye  tartışıp,  fikir  teatisinde  bulunuruz..Sonuçta konu hüsranla kapanır  çoğunlukla.  Çünkü  toplumun  büyük  bir  kesiminde  dostlukları, hizmetleri,  iyilikleri, güzellikleri  unutma  ya  hastalık  olmuş,  ya da  işlerine  geliyor,  kararına  varırız..Maneviyata  dönmek  isteriz..Ama  nerde..Aramak  faydasız.. Manevi  değerler  dünyamıza  gözümüzü  kapattığımız  ölçüde  vefadan, minnet  duygusundan,  kadirbilir  olmaktan  kopup  uzaklaşılmış  olduğunu  görürüz.. Aslında  bize  şöyle  öğretmişti  atalarımız..” Aman  haaa, bir  fincan  kahvenin  kırk  yıl  hatırı  vardır”.. “Komşu  komşunun  külüne  muhtaçtır,  iyi  geçinin  çevrenizdekilerle, sayın, sevin” derlerdi..Hatta  bizlerin  beyinlerine  kazınacağına inandıkları    hikayelerle  nasihatte  bulunurlardı..Demek  gerçekten  başarılı  olmuşlar,  nasıl  hayatımda  beklentisiz  hizmet  aşkı  coşkusu  hiç  eksilmediyse, her  şeye  rağmen  anlatılan  hikayeler de  unutulmadı..Şükürler  olsun..Hem de  tüm  etkisiyle  beynimde  koruyor yerini.. Mesela  bakın  bir  tanesi  şöyleydi  ve  insan  üstüne hassasiyetini  şimdi  çok  daha  iyi  anlıyorum..

Küçük  bir  kız  çocuğu  çimenlerin  üzerinde  yürürken  bir  kelebeğin  dikene  takılıp  kalmış  olduğunu  görür..Hemen  koşar  ve  çok  dikkatli  bir  şekilde  kelebeği  dikenden  kurtarır..Kelebek  sevinçle  uçmaya  başlar..Ve  az  sonra  çok  güzel  ve  iyi  kalpli  bir  peri  olarak  geri  döner..Küçük  kıza “Güzel  kız, bu  iyiliğine  karşı  bende  sana  en  çok  istediğin  şeyi  vermek  istiyorum” der..Küçük  kız  bir  an  düşünür  ve  cevap  verir “ Hayat  boyu  mutlu  olmak  istiyorum” Onun  üzerine  peri  ona  doğru  eğilir  ve  kulağına  bir  şeyler  fısıldar..Ardından  birden  bire  gözden  kaybolur..Kız  büyür..Çevresindeki  hiç  kimse  ondan  daha  mutlu  değildir..Bu  mutluluğun  sırrını  ona  her  sorduklarında yalnızca  gülümser  ve  “iyi  bir  perinin  sözünü  dinledim”  der..Seneler  geçer  ve  bu  mutlu  yaşlının  sırrının  onunla  birlikte  öleceğinden  korkan  komşuları “Lütfen  bu  sırrı  artık  bize de  söyle”  diye  yalvarırlar. “Perinin  sana  ne  söylediğini  bizlere de söyle” derler.  Sevimli  yaşlı  kadın  dayanamaz “Tamam  söyleyeceğim” der.. “Peri,  çevremdeki  her  insan,  ne  kadar  güçlü  ve  güvencede  imiş  gibi  görünüyorlarsa da,  gene  sana    muhtaçlardır  unutma  ve  öyle  davran..Bak o zaman daima  mutlu  olacaksın” demişti der.
Ne  kadar  anlamlı  ve  önemli  bir  hikaye  değimli.? Bu  gün  “Beşeri  münasebetler”  dediğimiz  bu  kavram,  hikayede  bir  çocuğun  kulağına  iyilik  perisinin  fısıldadığı  sözlerde  gizli  değimlidir.?Özü,  insanın  önce  kendi  kendisiyle  barışık  olması,  sonra da  çevresindeki  insanlarla  bütünleşmenin  gereğinin  önemini  bilmesi  uyarısıdır..Yani  zenginlikle,  tahsil  yapmakla, fiziki  güzellikle,  makam  kazanmakla  insan  olunmuyor..İnsan  ve  insana  dair var  olan  hassasiyeti yakalamanın  yolu  tektir  ve  herkes  tarafından da  bilinir  aslında..Bu  çok  özel  konu  üzerine  kafa  yoran  değerli  arkadaşlarım  ve  yaşama  bizim  gibi  bakanlar  bilmelidirler ki,  kaybeden  bizler  değiliz..Asla değiliz..Bizler  tüm  içtenliğimizle yürüdüğümüz    inançlı  yolda,  dimdik  ilerleyeceğiz..İçimiz  rahat,  yüreğimiz  huzur  dolu..Ve  bir  gün.. Geçmişte  yüzü  maskeli,  yüreği  çamurlaşmış  insanlarla mutlaka  karşılaşacağız.. O  insanlar  sizin  yüzünüze  baktığında  mutlaka kızaracak,  için  içinde  olsa  rahatsızlık  duyacaklardır..Ya   siz..Biliyorum,  biliyorum..Sizin  her  insanı  içine  alan  dev  yüreğinizin  ortamı  ısıtarak   mutluluk  ışığı  saçacağına  adım  gibi  eminim..İnsan  olmak  böyle  bir  şey  işte..Ne  mutlu gerçek  insan  olabilenlere..İçleri  insanlık  adına “İNSAN” sevgisiyle dolup, gülümseyenlere..                      
Bu yazı toplam 516 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum