• BIST 89.695
  • Altın 146,059
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Kocaeli 7 °C

Aday palavrasına hiç gerek kalmadı

İsmet ÇİĞİT
Milletvekilliği çok onurlu, çok önemli bir görev. Ama bizim sistemimizde milletvekili, halka karşı pek sorumlu değil. Aslında ülkemizde uygulanan sistem, bir bakıma Başkanlık sistemi. Milletvekillerini parti genel başkanları belirliyor. Halk, mecburen önüne konulan listedeki isimlere oy veriyor. Bu modelde seçilen milletvekilleri de halkın temsilcisi değil, kendilerinin seçilmesini sağlayan parti genel başkanlarının Meclis’teki “El kaldır-indir memuru” durumuna düşüyor.
Pek çok açıdan seçilmiş bir köy muhtarının, milletvekilinden daha fazla yetkisi var. Hele hele seçim sonunda muhalefette kalan siyasi partinin milletvekillerinin neredeyse yapacak hiçbir işi yok. Özellikle son yıllarda çok net gördük ki, iktidar partisinin milletvekilleri bile çok fazla işe yaramıyorlar. Misal, bir Sedaş’a, bir İzgaz’a bile söz geçiremiyorlar. 
Eskisi gibi, devletin elinde fabrikalar da kalmadı. Eskiden milletvekili kartviziti, hiç değilse Seka’da, Tüpraş’ta, Petrol Ofisi’nde, Telekom’da işe girmek için önemli bir referans olabilirdi. Artık bu da yok. 
Milletvekilinin kendisini o göreve seçen yerel halka tek katkısı, o halktan kopmaması olabilir. Seçmeni olan vatandaş Ankara’ya geldiğinde, Meclis’te misafir edip, Meclis lokantasında bir tabak kuru fasulye ısmarlaması;  kendisine ulaşan vatandaşın yakınının hastalanması halinde, ilimizdeki kamu hastanelerinde torpilliler için boş tutulup, sıradan vatandaşa “Boş yok” denilen yoğun bakım yataklarından birini açtırması; seçmeni vatandaşının telefonla ulaşabiliyor olması, günümüz Türkiye’sinin abuk demokratik sistemi içinde “İyi ve çalışkan milletvekili olmak için” yeterli kriterler olarak kabul edilebilir. 
………….
7 Haziran genel seçimleri, zaten gidişatıyla önceki genel seçimlerden çok farklı bir hal aldı. Türkiye ilk kez bir seçim ortamına girerken, siyasi partilerin, genel başkanların halkın önüne koyduğu vaatleri, programları  konuşup, tartışıyor.. 
AKP’nin programı, vaatleri ortada. Anayasa değiştirmek, Başkanlık sistemi getirmek istiyor. Her ne kadar seçim vaatleri kitapçığı baskıya giderken yolda kaybolmuş, sonradan eklenmiş olsa da “Barış sürecinin devamı” konusunda da en kararlı parti AKP..
CHP bu seçimler öncesi ilk kez kendisini aştı. Emeklilere, taşeron işçilerine, yoksul, çaresiz, evsiz, sosyal güvencesiz ailelere çok net, çok somut vaatleri ortaya koydu. Bu vaatler gerçekleşebilir mi, hayal mi, buna oturup siz karar vereceksiniz. 
HDP de seçim beyannamesini açıkladı.  CHP’nin 1500 TL dediği asgari ücreti, HDP 1800 TL’ye yükseltti. Seçmen yaşını 18’den 16’ya, seçilme yaşını 18’e indireceklerini, mecburi askerlik konusunda “Vicdani red” hakkı getireceklerini, orduyu küçültüp, savunma harcamalarında büyük indirime gideceklerini, Diyanet İşlerini kaldıracağını, Ermenistan sınırını koşulsuz açacağını, bütün gençlere 25 yaşına kadar ayda 250 TL maaş ödeyeceklerini söylediler. 
3 Mayıs Türkçülük Gününde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli seçim beyannamesini açıklayacak. Bahçeli’nin ağzından duyacağımız MHP seçim beyannamesinde de çok somut, çok önemli vaatlerin bulunacağı yönünde sinyaller var. Eminim, 3 Mayıs’tan sonra MHP’nin iktidar olması halinde neler yapacağı konusunda uzun uzun konuşacağız. 
Belli ki, önümüzdeki dönemde kim iktidar olursa olsun, bu ülkede yıllardır ezilen emeklilerin durumu bir miktar iyileşecek. Yine belli ki, önümüzdeki yıl için pazarlığa oturulduğunda-tabii o günlere kadar ülke ekonomisi batmaz, çok büyük bir kriz içine girmezse- asgari ücret de artacak. Bu açıdan bakıldığında, ben 7 Haziran seçimlerinin, bu ülkenin vatandaşları için daha seçimler yapılmadan önemli kazanımlar getirdiğini düşünüyorum. 
………..
Vatandaş kendi cebine bakacak. Kendi durumunu tartacak. Liderlerin vaatleri ile kendi çıkarlarının ne denli örtüştüğünü, liderlerin ortaya koyduğu vaatlerin ne kadar gerçekçi ve uygulanabilir olduğunu sorgulayacak. Bunun üzerine, siyasi ideolojisini koyup yoğuracak. Liderlerin ve kadrolarının kendilerine ne kadar güvenilir, inandırıcı geldiğine bakacak. 
7 Haziran seçimlerinde yukarıda izah ettiğim tüm bu nedenlerle, partilerin aday listelerinin doğrudan seçime etkisi çok azalmıştır. Ebette çok sevdiği, inandığı, bağlandığı kimi aday adayları listeye girmediği için kırılanlar; ya da tam tersine çok sevdiği, bağlandığı, milletvekili olmasını çok istediği bir kişinin listede yer alması nedeniyle, o adayın listesine oy verecek seçmenler de çıkacak. Ama yerel listelerin siyasi partilerin alacağı ya da kaybedeceği oylar içindeki oranı artı eksi yüzde 1’i bile bulmayacak. 
Bu nedenledir ki, 7 Haziran seçimlerine gidilirken, siyasi partilerin yerel milletvekili adaylarının kahvehane toplantılarında, seçim bürosu açılışlarında, ev-esnaf ziyaretlerinde, yerel basına yönelik demeçlerinde söyleyeceklerinin, ortaya koyacakları projelerin hiçbir anlamı kalmamıştır. 
Parti liderlerinin mitingleri önemlidir. Miting alanlarındaki kalabalık, heyecan, iddialı partilerin yerel örgüt-ya da teşkilatlarındaki- dinamizm önemlidir. Ama 7 Haziran seçimlerinin, yerel söylemler açısından kıymet-i harbiyesi kalmamıştır. Bu seçim, liderlerin, ideolojilerin, vaatlerin yarıştığı seçim olacaktır. Aslında böylesi, demokrasi kültürü açısından da çok daha önemlidir.
Bu yazı toplam 208 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37