1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Ağustos 1999’da bu gazete olmasaydı
Ağustos 1999’da bu gazete olmasaydı

Ağustos 1999’da bu gazete olmasaydı

17 Ağustos’ta Kocaeli tarihindeki en büyük, en acı, en korkunç felaketin 19 ncu yıldönümünü yaşadık. Yıldönümünden bir gün önce Gebzeli meslektaşımız, belgesel arşivleri konusunda uzman olan İsmail Kahraman, Sabancı Kültür Merkezi’nde bir sergi açtı.

A+A-

İsmail Kahraman’ın ısrarla davet ettiği sergiye gittim. 17 Ağustos 1999 felaketinden sonraki ilk bir ay içinde yayınlanan yerel ve ulusal gazeteleri toplamış, çok önemli bir sergi açmıştı. O sergide deprem dönemindeki gazetelerin manşetlerini, birinci sayfalarını (Birinci sayfaların tamamı depreme ayrılmıştı)  görme imkanı buldum.

O dönemde bu gazetenin yaptıklarını hatırladım, Bir kentte, bir şehir gazetesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha düşündüm.

…………..

Hatırlayın 17 Ağustos ve sonrasındaki günleri. Her yer yıkılmış. Enkazların altında insanlar var. İnsanların yatacak yeri, yiyecek ekmeği yok. Süpermarketler kapılarına kilit vurmuş. Bazı bankalar deprem bölgesindeki müşterilerinin kredi kartlarını bloke etmiş.

Bir paket çocuk bezi, bir paket sigara bulmak bile çok zor.

Ama bu kentte bir ÖZGÜR KOCAELİ gazetesi vardı. 1991 yılında yeniden yayın hayatına başlamıştık. Eski Valilik binasının önündeki Cebesoy Sokak’ta önünde minik bir süs havuzu bulunan üç katlı bir binada çalışıyorduk. 17 Ağustos 1999 günü sabahı korkunç felaketle evlerimizden çıktık. Hiç unutmuyorum. Sabah güneş doğarken, İnönü Caddesi, Fethiye Caddesi, İstiklal Caddesi güzergahından gazete binasına geldim.

17 Ağustos Salı günü gazetesi çıkmış, ama dağıtılamamıştı. Gazetenin bütün ekibi; o gün de hazırdı. Ama 17 Ağustos Pazar günü elektrik yoktu. ÖZGÜR KOCAELİ gazetesi tarihinde ilk kez o gün gazete yayınlanamadı.

Ertesi gün elektrik geldi. Bir yandan orta şiddetteki artçılar devam ederken, biz sıvasına zarar gelmeyen gazete binasına girdik. 19 Ağustos Çarşamba gününden itibaren yeniden ÖZGÜR KOCAELİ’yi yayınlamaya başladık.

Sadece gazetenin logosundaki mavi başlık renkli kalmıştı. 20 bin kişinin bir gece içinde hayatını kaybettiği, herkesin yaşamının değiştiği bir ortamda renkli gazete yapamazdık. ÖZGÜR KOCAELİ siyah beyaz oldu.

Bir hafta kadar gazeteyi hazırladık, ücretsiz dağıttık. Ben gazetenin genel yayın müdürü olarak baskı makinasından çıkan gazeteleri yüklenip, çadır kentlere, prefabriklere götürüyor, kendim depremzedelere dağıtıyordum.

Deprem döneminde Kocaeli’de internet sayfası olan, internetle çalışan 3-5 firmadan biriydik. Türkiye dışındaki İzmitliler, bu gazete ile irtibat kurdular. Yakınlarına ulaştılar. Avusturalya’dan ABD’den, Kanada’dan arayan İzmitlileri internet üzerinden aileleri ile görüştürdük. Bazılarına acı haberleri vermek zorunda kaldık.

…………….

Dönemin valisi Memduh Oğuz ile yapılabilecek işler konusunda çok görüştük. Sonra Kemal Önal vali oldu. Onunla da depremzedeleri çok konuştuk.

Hafif hasar tazminatı, orta hasar kredisi hep benim önerilerimle hayata geçmiştir. Irak’tan gönderilen ve Kızılay’ın el koyduğu 10 milyon Dolar’lık bağışın hesabını hep ben sordum, ÖZGÜR KOCAELİ sordu.

Vergilerin ertelenmesi, ölenlerin yakınlarına tazminat ödenmesi, Irak bağışı ile yapılan konutlara hak sahibi olamamış depremzedelerin puanlama yöntemi ile yerleştirilmesi. Hepsi ÖZGÜR KOCAELİ’nin manşetleri, çığlıkları sayesinde gerçekleşti.

O dönemlerde Türkiye’deki hemen hemen bütün ulusal TV’lerin haber bültenlerine canlı yayın konuğu olarak katıldım. Umut Vakfı’nın İstanbul Dedeman Oteli’nde düzenlediği deprem sempozyumunda Kocaeli temsilcisi olarak bulundum. Yine o günlerde İngiliz BBC televizyonuna bile mülakat vermiştim.

Hep depremzedenin çığlığı olduk. Hep depremzedenin gözyaşı olduk.

Bir yandan da 17 Ağustos sabahı boşalan İzmit’te herkesin dükkanını açması, evine dönmesi için yayınlar yaptık. Kocaeli’nin mavi başlıklı, ama renksiz siyah-beyaz gazetesi bu kentte depremzedelerin, bütün insanların tek dayanağı olmuştu.

………………….

Yurt dışından, yurt içinden gelen kamyonlar dolusu yardım malzemesi, ÖZGÜR KOCAELİ’nin depolarına indirildi. Çünkü bu kentte ayakta kalmış en güvenilir kurum bizdik. Bu kentte bütün halkın yegane temsilcisi ÖZGÜR KOCAELİ’ydi.

O dönemde bu kadar çaba harcarken, emin olun birileri gibi çok köşeyi dönebilirdik. Ama ÖZGÜR KOCAELİ öyle bir müesseseydi ki, biz 18 Ağustos 1999 günü götürüp maliyeye vergimizi yatırdık.

5 kuruşluk menfaat peşinde olmadık. Kredi teklif ettiler, bağış, hibe vermek istediler. Biz “Hafif hasar tazminatı” bile almadık.

O yıl Kocaelispor’un ligden çekilmek yerine lige girip, mücadele etmesi fikrini ben savundum.  Gazeteye gelen, başvuran her depremzede ile tek tek bire bir ben ilgilendim. Bütün ulusal medya, dünya medyası depremle ilgili her konuda ÖZGÜR KOCAELİ’yi referans aldı.

Ağustos 1999’da bu kentte ÖZGÜR KOCAELİ vardı. Büyük hizmet verdik. Fedekarca hizmet verdik. Güçlü bir artçı oluyor, herkes üçüncü kattan sokağa iniyor, artçı geçince yeniden daktilosunun başına geçip, gazeteyi yapıyorduk.

İyi ki o dönemde ÖZGÜR KOCAELİ vardı. Kente ve kent insanına, siyasetçilerden daha fazla fayda sağladık. ÖZGÜR KOCAELİ’yi o dönemde bütün Türkiye tanıdı. Sonra da Türkiye’deki rakipsiz, benzersiz ve eşsiz Şehir Gazetesi haline geldi.

19 yıl sonra bugün 17 Ağustos 1999 felaketinde ve sonrasında yaptıklarımızla gurur duyuyorum. Bu kente layık bir İzmitli olduğumuzu gösterdiğimize inanıyorum. Bir şehir gazetesi, dürüst, düzgün, kendi çıkarını düşünmeyen insanların elindeki bir şehir gazetesi, bir şehrin kaderi üzerinde nasıl rol oynar bunu kanıtlamıştık.

Bugün öylesi büyük bir felaketin 19 yıl sonrasında bu kent ayaktaysa, yine üretiyor, yine Türkiye’yi ayakta tutuyorsa, tevazunun hiç zamanı değil; bu gazetenin çok önemli payı vardır.

Allah hiç birimize bir daha öylesi günler göstermesin. Ama bir temenniyi daha dile getirmek isterim:

Allah bu şehri ÖZGÜR KOCAELİ’den mahrum bırakmasın.

 

mektup-foto-002.jpg

KAHRAMAN’IN SERGİSİ- Gebzeli meslektaşım İsmail Kahraman, 17 Ağustos 1999 dönemindeki gazete sayfalarından oluşan bir sergi açtı. Davetliydim, gittim, O dönemlerin gazete sayfalarını görünce, o dönemde nasıl bir şehir gazeteciliği yaptığımızı bir kez daha gözlerimin önünden geçirdim. Sevgili Kahraman bir de küçük röportajı ihmal etmedi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.