• BIST 89.282
  • Altın 145,513
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Kocaeli 10 °C

AH ŞU HASETÇİLER OLMASA

İbrahim ELGİN
   Sultan Gazneli Mahmud Han, bir gün, maiyeti ile beraber ava çıkmıştı. Avda bir ceylanın peşine takıldı. Saatlerce bunun ardından koştu. Maiyetinden tamamen koptu. Çok yorgun olarak bir köye vardı. Çok hararetlendiği için köylülerden su isteyecekti. Köyde kimseyi bulamadı. Sadece "Ayaz" isminde bir genç vardı. Ayaz, hâl ve hareketinden, gelen misafirin padişah olduğunu anladı. 
    Ona gereken izzet ve ikramda bulundu. Padişah kendisine dedi ki: “Çok susadım, bana soğuk bir su verir misin?” Ayaz, " Derhal efendim" deyip, padişahı konuşturarak oyalamaya başladı. Padişah arada sırada, "Su ne zaman gelecek" diye hatırlattığında, çok kibar bir şekilde şöyle cevap veriyordu: ” Hemen geliyor efendim, merak etmeyin efendim”. Aradan yarım saat kadar vakit geçince, padişaha soğuk bir su getirdi. 
    Sultan, onun su getirmeyi kasten geciktirdiğini anladı. Suyu içip, kendisine teşekkür ettikten sonra sordu: “Ben bu kadar susamış olduğum hâlde, niçin suyu geciktirdin? Sebebini çok merak ettim!” Ayaz, mahcup bir hâlde özür beyan etti: “Sultanım, geldiğinizde çok terliydiniz. O hâlinizle su içseydiniz hasta olabilirdiniz. Terinizin soğumasını bekledim. Onun için geciktirdim, özür dilerim.” Sultan, Ayaz''''ın hâl ve hareketlerinden çok memnun oldu. Sıradan bir gence benzemiyordu. Ne yapıp yapıp bu genci götürmeye karar verdi., Ayaz''''ın babasından, onu sarayına götürmek için müsaade istedi. Böyle gençlere sarayda ihtiyacı olduğunu söyledi. Müsaade edilince, maiyetiyle beraber onu alıp gitti. 
    Saraya vardığında, kendisine kıymetli kumaşlardan yapılmış elbiseler verildi. Ayaz, köyden getirdiği çarığını ve koyun postundan yapılmış kepeneğini sarayın bahçesinde kuytu bir yerde, küçük bir kulübe yaptırıp, oraya astı. Ayaz, kısa zamanda saraya intibak etti. Konuşmaları, teklifleri ile Sultanın sohbet arkadaşı oldu. Birçok rütbelere kavuştu. Üçüncü vezir, ikinci vezir derken birinci vezirliğe yükseldi. Ayaz''''ın kısa zamanda birinci vezir rütbesine kavuşmasını hasetçiler çekemediler. 
    Sultanın huzuruna çıkarak dediler ki: “Ayaz her gün kulübesine girip çıkıyor. Kapısını da iyice kilitliyor.” Buraya kıymetli mücevherler, altınlar dolduruyor. Devletin malını orada kendisi için biriktiriyor. Sultan Mahmud, bu habere çok şaşırdı...." Sonra hasetçilere dönüp dedi ki: “Bir yanlışlık olmasın? Ayaz böyle iş yapacak biri değil” .“Ama efendim, o odaya kimseyi sokmuyor?”Sultan bunun üzerine, "Ben bir araştırayım" deyip bunları başından savdı. 
    Fakat birkaç gün sonra aynı adamlar yine geldi: “Efendim bu gidişle hazinede para kalmayacak, her gün birkaç defa gizlice girip çıkmaya devam ediyor. Kulübesini altınlarla dolduruyor. Bir gece ansızın kaçacak! Sultan baktı, bunları ikna edemeyecek. Çünkü her birini kıskançlık ateşi sarmıştı.” Hasetçilere seslendi: “Bu gece, kulübesinin kapısını kırıp, içeri girin! Içeride ne kadar altın, mücevher bulursanız sizin olsun! Sultan, Ayaz''''ın böyle bir şey yapmayacağını biliyordu. Fakat, hasetçileri susturmak, onlara bir ders vermek için böyle bir emir verdi. Gece yarısında, otuz kadar hasetçi, ellerine meşaleler alarak,kulübenin önüne geldiler.Kilidi kırıp içeri girdiklerinde. Ortalıkta hiçbir şey görünmüyordu. Kimse diğerine bir şey söyleyecek durumda değildi. İçeride sadece, duvarda koyun postundan bir kepenek ile bir çarığın asılı olduğunu gördüler., 
     Sabahleyin Sultanın huzuruna vardıklarında, Sultan dedi ki: “Bulduğunuz altınları nereye sakladınız? Altınları alıp, bu kadar üzülmeniz niye? Hem altınlara kavuşup, hem de üzülmek olur mu? Hasetçiler, Sultanın kinayeli konuştuğunu anladılar”. Sultana dediler ki: “Biz kabahatimizi biliyoruz. Pişman olduk. Bize ne ceza verseniz yeridir. Çünkü biz bunu hak ettik”Sonra Sultan Ayaza dönerek.” “Peki oraya her gün girip çıkmanın sebebi neydi?” “Sultanım! Benim o odaya sık sık girip çıkmamın sebebi şu idi: Biliyorsunuz ben bu sarayda doğup büyümedim. Benim aslım bellidir. Sayenizde rüyamda bile göremeyeceğim birçok rütbelere, nimetlere kavuştum. Bunlara dalıp, aslımı unuturum diye, köyden geldiğimde üzerimde bulunan, koyun postundan elbisem ile ayaklarımdaki çarıkları duvara asmıştım. 
     Her girişimde, onlara bakıp, kendi kendime diyorum ki: "Ey Ayaz! Senin aslın budur. Kavuştuğun nimetler, dünyalıklar, makamlar aslını unutmana sebep olmasın. Bu nimetler sebebiyle, ananı babanı, geçmişini unutma! Diyerek böylece, gaflete düşmemek için gayret sarfediyordum. Sultanım! Sultanlara yakışan, affetmektir. Madem ki bunlar hatalarını anlayıp özür diliyorlar. Büyüklere de affetmek düşer.  Sizin de bunları affetmenizi talep ediyorum. Sultan da hasetçileri affetti. Hasetçiler de, Ayaz''''ın, bu kadar kısa zamanda yükselmesinin sebebini, Ayaz''''ın kendilerinden farkını böylece anlamış oldular. Bu günkü siyasilerin ve yöneticilerin çok ders alacağı bir hikaye sanırım. Herkese iyi pazarlar…
Bu yazı toplam 538 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37