1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Ah şu içimdeki İzmit aşkı
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Ah şu içimdeki İzmit aşkı

A+A-
Bazen bu şehirde gerçekten çok üzülüyor, öfkeleniyor ve hayal kırıklığı yaşıyorum. Bu ruh haline girdiğim dönemler için, özellikle AKP’li dostlar, “Yine İsmet Çiğit’in şekeri yükseldi” diyorlar. 
Oysa, öfkemin, üzüntümün, hayal kırıklığımın nedeni, bu şehre yapılan haksızlıklar. Bu şehrin sahipsizliği, bu şehirde bizim gibi insanların da yaşadığının bilinmiyor olmasıdır. 
………
Misal,  işinize odaklanmış, çalışıyorsunuz. Küt diye elektrik kesiliyor. Bu çağda, böylesine önemli kentte, zırt pırt elektrik kesiliyor olması izah edilebilir mi?.. Taş patlasın 15-20 milyon, hadi diyelim 50 milyon TL harcansa, bu kentin elektrik sorunu biter. Yapmıyorlar; nasıl sinirlenmez, nasıl üzülmezsiniz. 
Dünyanın hiçbir yerinde şehir merkezinden şehirlerarası yola çıkıp da, yola devam edebilmek için yeniden şehir merkezine girmeye mecbur olduğunuz başka bir şehir yoktur. Bizim şehrimizde yıllardır D-100 karayoluna şehir merkezinden çıkış yok. Üstelik bu durum kanıksandı, artık kimsenin sesi de çıkmıyor. 
Bu şehirde toplu taşıma bitmiş, deniz ulaşımı iflas etmiş. Bir yerden bir yere gidemiyorsunuz. Körfez sahilleri limanlara, şehiriçi yollar TIR’lara peşkeş çekilmiş. 
Bu şehrin futbol takımı, Amatör Küme’ye kadar düşürülmüş. Basketbolda komşu Sakarya bizi geçmiş. 
Gidiyorsunuz Bursa’ya, Kayseri, Konya, Eskişehir Samsun’a.. Son 10 yılda Türkiye’nin bütün kentleri bizi sollamış geçmiş. Bayburt’ta, Şırnak’ta uçaklar inip kalkıyor. Benim şehrimin havaalanı var, uçağı yok..Treni yok.  
D-100 karayolunun her adımında yol kırmızı ışıkla kesiliyor. Alt geçit yok, üst geçitler geçersiz.  Fuar bitmiş. Eğlence yok. Seka Park, deniz kenarında bir şişe bira içmek isteyene yasak, ama  şehrin her köşesinde 50 Kuruş’a uyuşturucu serbest.. 
Hani diyor bazen içimdeki şeytan, topla pılıyı pırtıyı, git yerleş Eskişehir’e, İzmir’e, Trakya’ya.. Bu şehirde medeniyet bitiyor. İnsan ilişkileri  örseleniyor.. Bizim kendi istediğimiz gibi özgürce yaşamak yerine, birilerinin bize dayatmak istediği türden yaşamaya  sanki mahkum ediliyoruz diye düşünüyorum. 
………..
Böylesi karamsar ruh haline sürüklendiğimde, içimdeki İzmit aşkına sığınıyorum. 
Olumsuzluklara katlanıp, görmezlikten gelip de, bu şehrin, bu coğrafyanın sunduğu nimetleri düşündüğünüzde de bambaşka bir  fotoğraf çıkıyor önünüze.. 
Lütfen düşünün; dünyanın hangi şehrinde yazın açan yaprakları ile  kentin göbeğinde yemyeşil bir tünel  oluşturan; kışın sararıp dökülen yaprakları üzerinde hışır hışır yürümenizi sağlayan asırlı çınarlarla çevresi bir Yürüyüş Yolu olabilir.. 
Hangi şehirde ruhunuz karardığı zaman, sadece yarım saat içinde Marmara denizinden Karadeniz kıyısına; ya da 1600 rakımlı bir dağın zirvesine ulaşabilirsiniz?.. 
hangi şehirde kendinizi eski, can dostların arasında bulabilir, hangi şehirde sıkıştığınızda omzuna başınızı yaslayacağınız çocukluk arkadaşınız olabilir?.. 
Hangi şehirde canınız balık çektiğinde Lüfer’i, Hamsi’yi, İstavrit’i, Kırlangıç’ı, Kalkan’ı aynı dükkanın bitişik tezgahlarında yan yana görebilirsiniz?.. 
Hangi şehirde Behçet Amca’nın köftesi, Nizam’ın lahana sarması gibi lezzetli yemek  bulunabilir?.. 
İlk baharı, yazı, kışı, sonbaharı  ayrı ayrı güzel yaşanan, bazen bir gün içinde 4 mevsim yaşanan dünyada İzmit’ten başka kaç kent olabilir?.. 
Santa Barbara bizim, Orhangazi, Akçakoca Bey, Karamürsel Bey, Gazi Mustafa Kemal bizim.. Anibal bizim, Fatih bizim.. Burası Nikomedia, burası Astakoz.. 
Tarih kitaplarına baktığınızda görürsünüz; burası dünyanın hoşgörü merkezi. 
Tarihin zenginliklerinin, coğrafyanın bütün güzelliklerinin,  insanlığın erdeminin merkezi. 
Bu şehrin geçmişinde Ermenilerle komşuluk var. Kurtuluş Savaşı’nda işgalcilerle ölümüne savaş, İstanbul’dan Anadolu’ya Gazi Mustafa Kemal’in askerlerine cephane nakletmek var. 
Bu şehirde yaşayıp, göz göre göre, siyasi tercihlerle Süper Lig’den  Amatör kümeye kadar düşürülmüş şehrin adına taşıyan bir futbol takımını, yeniden, en dipten başlayarak eski günlerine döndürmek için çırpınan insanların olağanüstü heyecanı, coşkusu var.. 
Hala ve her şeye rağmen, bu şehrin genlerinde vefa var, dostluk var. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi var.. Yurdun dört bir yerinden, hatta Suriye’den kopup gelen ve bizi azınlıkta bırakanların istilasına rağmen, bu şehir hala ıhlamur kokuyorsa, bu toprakların genlerinde insanlık, zarafet var. 
Varsın zırt pırt elektrik kesilsin. Varsın, bütün yollar tıkansın, her yerde kırmızı ışık yolumuzu kessin. Varsın, bu şehirde trafiği düzeltmekten sorumlu trafik polisleri bile, yol ortasında arabasını bırakıp, trafiği tıkasın. 
Burası bizim. Hala bizim.. Bizi bitirmek isteyenlere karşı, biz daha güçlü durup, bu şehrin ıhlamur kokusunu korumamız lazım. Yarımca’nın kirazını, Değirmendere’nin fındığını, Halıdere’nin fasulyesini, Kartepe’nin cevizini,  İhsaniye’nin elmasını, hatta İzmit’in pişmaniyesini yok edip, unutturmak isteseler de bir bu şehri sahiplenmeye devam etmeye mecburumuz.
Muhtaç olduğumuz kuvvet, içimizdeki İzmit aşkında saklıdır. İyi pazarlar. 
Bu yazı toplam 861 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum