1. YAZARLAR

  2. Mehmet SÖNMEZOĞLU

  3. AHİRET HAYATI (1)
Mehmet SÖNMEZOĞLU

Mehmet SÖNMEZOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

AHİRET HAYATI (1)

A+A-
Yüce Allah yaratmış olduğu bütün varlıklar için bir süre belirlemiştir. İnsanlar da diğer tüm varlıklar da zamanı gelince yani ömürleri sona erdiğinde yok olup gideceklerdir. Varlığının ne başı ne de sonu olmayan, evvel ve âhir olan, ebedî hayat sahibi ancak Allahu Teâlâ’dır. Kur’an-ı Kerim bu hakikati şöyle haber vermektedir: “Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.” (Rahmân, 55/26-27) Bu dünyanın da bir sonu vardır. Kıyametin kopması ile dünya yok olacak, dünya hayatı son bulacak ve yeni bir hayat başlayacak. Bu yeni hayata “ahiret”  diyoruz. 
Ahiret kelimesi sözlükte “son, sonra olan ve son gün” manalarına gelir. Dinimizde ise, dünya hayatının sona ermesi ve bütün insanların öldükten sonra tekrar dirilmesiyle başlayan ebedî hayata ahiret denilmektedir.
İsrâfil (a.s.)’ın Allah’ın emriyle (mahiyetini ancak Allah’ın bildiği) sûra ilk defa üflemesiyle kıyamet kopacak ve dünya hayatı tamamlanacak.  Allah’ın belirlediği bir zamanda İsrâfil (a.s.)’ın ikinci defa sûra üflemesiyle bütün ölüler dirilecek (Zümer, 39/68) ve ahiret hayatı başlamış olacak. Bundan sonra insanlar mahşer yerine toplanacak ve hesaba çekilecekler. Dünyadaki iman ve amellerine göre insanlardan bir kısmı cennete, bir kısmı da cehenneme gireceklerdir.
Kur’an-ı Kerim’de ahiret, son gün, diriliş günü, hesap günü, ahiret günü, ahiret yurdu, kıyamet günü, din günü, kavuşma günü, hasret ve pişmanlık günü, ceza ve mükâfat günü gibi çeşitli isimlerle de zikredilmiştir. Halk arasında öteki dünya da denilmektedir. 
Kur’an’da ahiret hayatının safhalarından bahsedilmekte, sûra üfürülmesi, yeniden diriliş ve mahşer yerinde toplanma, mizan kurulması, hesaba çekilme, amel defterlerinin verilmesi, sırat, insanların cennet ve cehenneme girmeleri gibi merhaleler insanların ders almaları, kendilerini o çetin güne hazırlamaları için ibretli bir anlatımla tasvir edilmektedir. 
Ahirete inanmak iman esaslarındandır 
Ahirete inanmayan kimse mü’min olamaz. Çünkü ahirete inanmak mü’min olmanın olmazsa olmaz şartları olan iman esaslarındandır. Kur’an ayetleriyle sabit olan ahiret hayatını inkar etmek küfür sebebidir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (Nisâ, 4/136)
Ancak ahirete imanın sahih olması ve kişiyi kurtuluşa ulaştırabilmesi için bunun yakîn yani tereddütsüz, kesin bir inanç olması şarttır. Kur’an-ı Kerim’de kurtuluşa eren takva sahibi mü’minlerin özellikleri sayılırken onların ahirete yakînen (kesin olarak) inandıkları bildirilmektedir. (Bakara, 2/5)
Yüce dinimiz İslam, ahiret inancına büyük önem vermiştir. İman esaslarını kısa ve öz olarak ihtiva eden ve ilmihal kitaplarında “âmentü” diye ifade edilen metinde ahiret gününe iman beşinci sırada zikredilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de, 100 küsur yerde zikredilerek insanların kalbine ahiret inancı iyice yerleştirilmek istenmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de pek çok hadis-i şerifinde ahiretle ilgili özellikle de kıyamet, kabir hayatı, mahşer, hesap, mizan, sırat, cennet ve cehennemle ilgili konulardan bahsetmiştir.
Diğer hak dinlerde de ahiret inancı vardır. Bir ayette şöyle buyrulur: “Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).” (Bakara, 2/62)
Ahiret hayatına inanmak, iman esasları arasında önemli bir yer tutar. Çünkü tecrübe ve müşahedeye dayanmayan gayb âlemiyle alakalı olan ahirete inanan kimse, peygamberlere, meleklere, kitaplara,  kaza ve kadere daha kolay inanır. Bu önemine binaen Kur’an’da Allah’a imanla birlikte zikredilmiştir: “…Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara, 2/62; Ayrıca bkz. Bakara, 2/8: Tevbe, 9/44-45)
Hz. Peygamber (s.a.s.) de ahirete inanmayı iman esasları arasında saymıştır. Nitekim meşhur Cibrîl hadisinde geçtiğine göre Cebrâil (a.s.) Hz. Peygamber (s.a.s.)’e, “İman nedir?” diye sormuş, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de; “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmandır” cevabını vermiştir. (Müslim, İman,1; Ebû Dâvûd, Sünnet, 15)
 (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 863 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.