• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 0 °C

AHİRET HAYATI (3)

Mehmet SÖNMEZOĞLU
Kıyametin kopmasıyla birlikte başlayacak olan mahşer yerinde toplanma, hesaba çekilme, amel defterlerinin verilmesi, mizanda amellerin tartılması, sırattan geçiş gibi merhaleler insan için gerçekten şiddetli ve zor bir süreçtir. Kur’an-ı Kerim’de ahiret hayatının bu dehşetli tabloları gözler önüne serilmektedir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır: “O gün (hesap için Allah’a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz. İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun! Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum.” Artık o, hoşnut bir hayat içindedir. Yüksek bir cennettedir. Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir). (Onlara şöyle denir:) “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.” Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi. Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim. Keşke ölüm her şeyi bitirseydi. Malım bana hiçbir yarar sağlamadı. Saltanatım da yok olup gitti.” (Allah şöyle der:) “Onu yakalayıp bağlayın. Sonra onu cehenneme atın.” (Hâkka, 69/18-31)
İman eden, salih amel işleyen, iyilikleri kötülüklerinden fazla olanların amel defterleri sağ taraftan verilecek, Allah’ın rahmetine mazhar olan bu bahtiyar kullar bu süreç sonunda cennete girecek, inkar edenler ile mü’min olup da kötülükleri iyiliklerinden fazla gelenlerden Allah’ın merhametine nail olamayanlar ise cehenneme gideceklerdir. İslam âlimlerinin çoğunluğuna göre, iman ehli olanlar kul hakkı veya diğer günahları sebebiyle cehennemde cezalarını çektikten sonra oradan çıkarılacak ve sonunda onlar da kurtuluşa ereceklerdir. Fakat iman esaslarına inanmayanlar cehennemde ebedî kalarak hüsrana uğrayacaklardır.
İnsanların ahirette hüsrana uğramamaları için imtihan için gönderildikleri dünya hayatını iyi değerlendirmeleri gerekmektedir. Kur’an, bize dünya hayatı ile ahiret hayatı hakkında bilgiler veriyor, aralarında mukayese yapıyor ve bu ikisi arasında nasıl dengeli bir yol izlememiz gerektiğini gösteriyor. 
Kur’an-ı Kerim bize dünya hayatını bir “oyun ve eğlence”, bir “süs ve övünme”; “mal, evlat ve üstünlük yarışı” olarak tasvir ediyor, dünyanın geçici bir faydalanma ve aldanış sebebi olduğunu bildiriyor. Buna karşılık ahiret, asıl hayat ve huzur yurdu olan ebedî âlem olarak tanıtılmaktadır. (Bkz. Ankebût, 29/64; Mü’min, 40/39; Hadîd, 57/20) Hz. Peygamber (s.a.s.) de, “Allah’ım! Asıl hayat sadece ahiret hayatıdır!” (Buharî, Rikâk, 1; Müslim, Cihad, 126) buyurarak bu gerçeğe işaret etmiştir.
Ahiret hazırlığı 
Asıl hayatın ahiret âlemi olduğuna inananlar, ölümün yok olup gitmek olmadığını kabul ederler ve henüz hayattayken bu ebedî hayat için hazırlık yaparlar. Dünya nimetlerinden yararlanırlar, ancak onun cazibesine kapılıp ahiret yurdu için hazırlanmayı ihmal etmezler. Zaten Kur’an’da, insanın dünyadan nasibini unutmadan kendisine sunulan nimetlerle ahirete hazırlanması ve ikisi arasında dengeli bir hayat sürmesi gerektiği vurgulanmaktadır. (Bkz. Kasas, 28/77)
Hesap günü karşılaşacağı sıkıntılardan kurtulmak, Allah’ın huzuruna yüzü ak olarak çıkmak, hesabını kolayca verip O’nun azabından emin olarak ebedî sükûn ve huzur yurdu cennete kavuşmayı arzulayan insan, ömrünü yaratılış gayesine uygun olarak geçirmeye çalışmalı, sık sık nefis muhasebesi yapmalı, ahiret hayatı için neler hazırladığının hesabını yapmalıdır. Nitekim bir ayette şöyle buyrulmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Haşr, 59/18)
Yine bir ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak, “(Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır...” (Bakara, 2/197) buyurarak, kullarından hayırlı, faydalı ameller işleyerek ahiret için hazırlığı yapmalarını istemiş, ahirette geçerli olan ve insanın en çok işine yarayacak olan azığın ise takva olduğunu beyan buyurmuştur. 
Takva azığı hazırlamak demek; insanın, Allah’a ibadet etmek ve O’nun hoşnut olduğu diğer hayırlı, güzel ameller işlemek,  bunun yanında her türlü kötülük ve haksız davranışı terketmek suretiyle Allah’ın gazabına sebep olacak durumlardan korunması demektir. Kısa ve öz ifadeyle; Yüce dinimiz İslam’ın ortaya koyduğu prensiplerle bağdaşmayan yaşayıştan uzak durmaktır. 
O halde aklı başında her insan, dünyanın ahiretin tarlası mesabesinde olduğunun yani cennetin de cehennemin de dünyadaki inanç ve davranışlarımızın bir sonucu olduğunun bilinciyle hareket etmeli, dünyanın zevkü sefasına dalarak ömrünü heba etmemeli, ahiret hayatı için hazırlık yapmalıdır.
Bu yazı toplam 1182 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37