1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. AHLAK-NAMUS VE PİYASALAR!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

AHLAK-NAMUS VE PİYASALAR!

A+A-

İnsanlar, ahlaklı ve namuslu olmayı genellikle bacak aralarında arıyorlar. Özellikle de, kadın merkezli bir arayış içerisine giriyorlar. Oysaki ahlaklı ve namuslu denince:
•    Fırsatçılık yapmamak
•    Bir malı fahiş fiyat ile satmamak
•    Karaborsacılık yapmamak
•    Doları bahane edip çeşitli mallara keyfi zam yapmamak
•    Emanete ihanet etmemek
•    Eş-dost, Ahbap-çavuş ilişkisi merkezli hareket etmemek
•    Irkçılık belasına müptela olup iş ve eylemlerini ona göre dizayn etmemek
•    İhaleye fesat karıştırmamak
•    Raşi ve mürteşi (Rüşvet alan ve veren) olmamak
•    Her ne iş yapıyorsa, işini adam gibi yapmak
•    Trafik canavarı olmamak
•    Helal çalışmak, aldığı ücretin hakkını vermek, aldatıcı olmamak
•    Ucuza mal etmek ve kestirmeden köşeyi dönmek için ürettiği mamule sağlığa zararlı madde katmamak
•    Eli işte; gözü oynaşta ve söylemi rahmani; eylemi şeytani olmamak
•    Savunmasız canlılara, çocuğa ve kadına cinsel ve fiziki şiddet uygulamamak
•    14 ayar altını, 24 ayar diye satmamak
•    Ölçü ve tartıyı müşteri aleyhine göre yapmamak
•    Yaptığı binalarda malzeme çalmamak
Evet, listeyi uzatmak mümkün, iktisat ya da işletme okuyanlar gayet iyi bilirler ki, 
a-    Rakip (ikame) mallar… 
b-    Tamamlayıcı mallar diye iki çeşit mal vardır. 
Rakip mallar; birbirlerinin rakibidirler, zaman zaman birinin yokluğunda yerine diğeri ikame edilir… Örneğin Et ve tavuk gibi… Bütçesi zayıf olanlar, et ihtiyaçlarını gidermek için, diğerlerinden hangisi ucuz ise bu ihtiyaçlarını onunla giderirler. Balığı istisna tutarsak, diğer ikisi ciddi birer sektördürler ve bunlar zaman zaman yarış içerisine girerler. İsmi üzerine, rakip mallar oldukları için bir birleriyle rekabet ederler. İşte bu iki önemli besin kaynağı ile ticaret yapan tüccar kesimi, müşterileri kendilerine çekmek için diğer mamule karşı kara propaganda yolunu tercih edebiliyorlar.
Örneğin, ete talep azaldığında ve stokları kabardığında, stokları eritmek ve kısa yoldan zengin olmak için bu sektörün baronları, kötü emellerine alet ettikleri bazı basın-yayın kuruluşu ile işbirliği içerisine girerek “kuş gribi” salgını yalanını pompalarlar ve böylelikle, tavuğa yönelen garip-gureba, az da olsa et alımına yönlendirirler. Böyle olunca da, kimse beyaz etin (tavuğun) yanına yanaşamaz olur ve belli bir süre tavuk fiyatları yerlerde sürünür. Ne zamana kadar? Ne zaman ki, tavuk sektörünün baronları bu kirli karalamaya vakıf olur ve onlarda aynı yol ve yönteme başvuruncaya kadar. Bu sefer tavuk eti sektörünün baronları başvururlar bu yönteme başvururlar ve onlar da, “şarbon” ya da “deli dana”  söylemini piyasaya pompalar ve intikamlarını öylelikle rakiplerinden alırlar. Bu arada tabi olan, yine tüketiciye ve garip gurebaya oluyor. İşte ahlaksızlık ve namussuzluğun dik alası örneklerinden biri de budur.
    Tamamlayıcı mallar da;
Tıpkı çay ile şeker gibi…
Bunlar, birbirlerinin yerine kullanılmadığı gibi, birbirini tamamlayan farklı cinste mamullerdir. Birbirlerine düşman olmadıkları gibi, birbirlerine muhtaçtırlar. Dolayısıyla, bu iki farklı sektörün tüccarları arasında siz hiçbir rekabet ya da ileri derecede kavga görüyor musunuz? Bu güne kadar bir kez olsun, çay sektörünün şeker sektörünü; şeker sektörünün çay sektörünü hedef alan bir açıklamasını duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü menfaat çatışması yok!
Demek ki, kavganın ve ahlaksızlığın temeli, ben merkezli olma hırsı, tekel olmak, zenginlik müptelası olmak ve rakipsiz olma sevdası. Böylesi bir durumun olmadığı yerde hiçbir rekabet ve kavga yoktur.
Şimdi bakınız, Trump’ın bir tweeti ile dövizde dalgalanmalar oldu ve bir süre dolar fırladı. Dolar ile hiçbir ilgi ve alakası olmayan bizim yerli ve kurnaz tüccarımız bunu bahane ederek mallarını neredeyse iki katına çıkardılar. Dolar düştü, hala o zamlar yerinde duruyor, hatta katmerleşerek devam ediyor. Bu da bir şey mi; bizim elektrik kurumlarımız elektriği, belediyelerimiz suyu ve doğalgaz firmamız doğalgazı anında fahiş bir fiyatla zamladılar. Bunların da idaresi büyük ölçüde devletin kontrolü altındadır. Devlet öncelikle, kendi emri altındaki kurumlara gereken ikazı yapmalı, zam yapmamalarını önermeli sonra da özel sektöre gereken cezai müeyyideyi uygulamalıdır. Aksi taktirde, inandırıcı ve ahlaki olma iddiamız beyhude olur.         M. Zeki CANŞİ

Bu yazı toplam 1570 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.