1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. AK PARTİ İL GENÇLİK KONGRESİNDEN NOTLAR
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

AK PARTİ İL GENÇLİK KONGRESİNDEN NOTLAR

A+A-

Bugüne kadar dinleyici ve izleyici olarak katıldığım kongre ve mitinglerden istifade edebilmek için, yalnız başıma sakin bir şekilde kongre salonunda, miting meydanında yerimi alarak hem hatipleri dinleme hem de dinleyenleri izleme imkânını sağlamaya çalıştım.

27 Ocak 2018 tarihinde yapılan AK Parti il gençlik kongresini, bendenizi tanımayan gençlerin arısından geçerek, sesiz ve sakin bir şekilde salondaki yerimi alarak, hem Cumhurbaşkanımızı dinleme, hem de salondaki gençleri izleme imkânına kavuştum.

Sonda söyleyeceğim cümleleri baştan söyleyerek kongre notlarımızı yazmaya gayret edeceğim.  Dinleyici ile hatip arasında bir iletişim kopukluğu olursa böyle bir toplantıdan istenilen verim alınamayacağı gibi,  hatip ve dinleyiciler inanılmaz bir yorgunlukla salondan veya miting alanından ayrılmış olur. Hatip,  bilgisiyle hitabetiyle kendinden emin olmasının yanında gözleriyle ve vücut diliyle salondaki dinleyicilerle iletişim kurmakta usta olmalıdır.

İzleyicilerde hatibin konuşmasından istifade edebilmek için hatibi dikkatle dinleyerek verdiği mesajlara sloganlarla, duruş ve tavırlarıyla karşılık vermelidirler. Karşılıklı olarak sağlanan göz, dil, kulak ve vücut dilleriyle güçlü bir iletişim kurulduğundan salona veya meydana gelen izleyiciler yorgun iseler yorgunlukları, yorgun değillerse daha dinç ve dinamik bir şekilde yapılan toplantılardan ayrılarak, aldıkları mesajları dalga-dalga toplumun diğer kesimlerine iletmiş olurlar. 

Bugüne kadar toplumun değişik kesimlerinde hatip olarak yaptığımız konuşmalardan edindiğim tecrübe hatip, hatiple dinleyiciler arasında göz, dil, kulak ve vücut iletişimini sağlayanlar, hitap ettikleri kitleleri kontrollü bir şekilde sevk ve idare edebilirler. Bu iletişimi, güçlü bir şekilde başarmak her kişinin harcı değildir.

Bugüne kadar tanıdığım siyasi liderlerden en iyi iletişimi rahmetli Erbakan hocanın kurduğunu yaşayarak gördüm. Bir çiçekle bahar gelmez diyenlere her çiçek baharla başlar cümlesiyle milleti geleceğe ümitle bakmayı kapalı olan gönülleri yeniden açmaya beceren hakla güçlü bir iletişim kurmanın manevi yollarını açan bir lider olarak anılmaktadır.

Bu yolu, çok daha güçlü bir şekilde açarak, halkla güçlü bir iletişim kuran Sayın Cumhurbaşkanımız, Erdoğan’dır.   Rahmetli Turgut Özal,   Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu ve merhum Bülent Ecevit de halka iletişim kurma hususunda usta olduklarını söyleyebiliriz.

Muhterem cumhurbaşkanımızın, hakla nasıl bir iletişim kurduğunu, bugüne kadar yaptığı salon ve meydan konuşmalarından birçoğunu yerinde ve televizyon ekranlarından canlı olarak dinleyerek ve izleyerek gördüm. 27 Ocak 2018 tarihinde,  Kocaeli il gençlik kolları kongresinde gençlerle karşılıklı olarak kurduğu iletişimi görünce, verdiği mesajların gençler tarafından nasıl algılandığını canlı olarak izleyince,  Sayın Cumhurbaşkanımızın, büyük bir iletişim ustası olduğuna bir sefer daha şahit oldum. 

Gençlere mesajlarını verirken, gençlerin bu mesajları doğru olarak alıp almadıklarını anlamak için, konuşmasına çok kısa bir ara vererek,  gençlerin aldıkları mesaja uygun slogan ve tezahüratla cevap verip vermediklerini test ediyordu.  Gençlerden aldığı cevap karşısında konuşmasının insicamını bozmadan,  büyük bir ustalıkla konuşma zincirinden ayrılmadan bir diğer halkaya geçerken gençlerle kurduğu iletişim ağını daha da güçlendirerek gençlerin heyecan ve motivasyonunu yükseltiyordu.

Konuşmasının bir bölümünde, “Afrin operasyonunda silahlı kuvvetlerimizden ve Özgür sureyi ordusundan 20 şehit verdik, Afrin’in sınır boyuna giderek askerlerden bilgi aldım, duadan başka hiçbir şeye ihtiyaçlarının olmadığını” söyleyince,    gençlerimiz hep bir ağızdan “ Şehitler ölmez vatan bölünmez” Reis bizi Afrin’e götür” karşılığını verdiler. Bu durum üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız ihtiyaç hissedilirse hep birlikte gideriz dedikten sonra Bakara suresinin 154. Ayetini okudu “ Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Onlar diridir fakat farkında olamazsınız.”

Bu karşılıklı iletişim ve diyalogdan sonra gençlere unutmamaları gerekli olan nasihatlerde bulunmuştur. Maddi ve manevi ilimlerde öncü olmak için çok okuyunuz.  Hangi mesleği yaparsanız yapınız, hangi makamda olursanız olunuz, mesleğinizi, makamınızı manevi ilimlerle, ahlaki değerlerle güçlendiriniz. Kur’an okuyunuz. Okuduğunuzu anlayanız, anladığınızı anlamlaştırarak yaşayınız,  tebliğ ve davet görevinizi edeple ve hikmetle yapmaya gayret ediniz.

 

Konuşmalarının son bölümünde, gençlere hitaben şu söyleyeceklerime çok dikkat ediniz diyerek, lokman suresinin şu ayetlerini tebliğ ederek konuşmasını tamamlamıştır. [“Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum, Allah’a ortak koşma, çünkü şirk, çok büyük bir zulümdür.” “ Yavrum, haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığında olsa da, bir kaya içinde  veya göklerde ya da  yerin dibinde gizlense Allah onu getirir tartına koyar..” “ Yavrum , namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten de men et ve başına gelene sabret..” “ insanlara karşı böbürlenip kibirlenme ve yeryüzüne çalımla yürüme. Çünkü Allah, kendini beğenip övünenleri sevmez.” “ Yürüyüşünde mutedil ol, sesini alçaktan al, çünkü seslerin en kötüsü merkeplerin sesidir.”]

Sayın cumhurbaşkanımızın “Bizim sesimiz yüksek çıkıyor” cümlesini doğru anlamamamız için Hz. Peygamberimizin (sav) şu hadisi şerifini bilmeliyiz. “Zalimlere karşı susan dilsiz şeytandır” Sayın Erdoğan’ın zalimlere, hainlere, yalancılara, ikiyüzlülere karşı sesini yükseltmesi çirkin değildir.  Çirkin olan ses, haksızlıklarını örtmek için, yalan ve iftiralarla seslerini yükseltenlerin sesi merkeplerin sesine benzetilmiştir.

Milleti maddi yönden kalkındırmaya, manevi yönden güçlendirmeye çalışan, sayın cumhurbaşkanımızın vesilesiyle ve Yüce Allah’ın izniyle nereden nereye geldiğimizi görmemek için gözerini, duymamak için kulaklarını tıkayanlar,  saptırmak için dillerine yalan bulaştıranlar, ölmeden önce kendi nefislerini hesaba çekerek, müslümana yakışmayan sıfatlardan, kurtulmalıdırlar.

Şer güçlerin maddi gücünden korkarak, yapılan ahlaksız insafsız zulümlerine boyun eğmeyi, sesiz durmaya, karşılarına çıkmamayı tedbir sananlar, yüce Allah’ın gücüne, kuvvetine ve takdirine inanmıyorlar demektir. “Eğer Allah size yardım ederse, o zaman size galip gelecek yoktur. Allah sizi yardımsız bırakırsa, O’nun dışında size yardım etmek kimin haddine? O halde müminler sadece Allah’a dayansınlar” (Al-i İmran 160)   Bu ve benzeri ayetleri, Bedir, Hendek, Uhut, Huneyn ve diğer tarihi savaşların neden ve sonuçlarını bilenler, zalimlerin gücüne değil, Y.Allah’ın gücüne inanmalıdırlar.

                                                                                             

                                                                                              Alaettin  KÖKSAL

 

Bu yazı toplam 767 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.