1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. AK Parti’den Aday Adaylığım Hayırlara Vesile Olsun
AK Parti’den Aday Adaylığım Hayırlara Vesile Olsun

AK Parti’den Aday Adaylığım Hayırlara Vesile Olsun

Seçim sath-ı mahaline girdiğimiz şu günlerde partilerin milletvekili aday adayları da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Emniyet genel müdürleri, savcılar, müsteşarlar tekmili birden veki

A+A-

Seçim sath-ı mahaline girdiğimiz şu günlerde partilerin milletvekili aday adayları da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Emniyet genel müdürleri, savcılar, müsteşarlar tekmili birden vekil olmak uğruna istifalarını bastılar. Bugünlerde parti binaları arı kovanı gibi işliyor. Sair zamanlarda partinin kapısından uğramayanlar bir bahane uydurup soluğu partide alıyorlar.

Necip milletimiz kime teveccüh göstereceğini biliyor. Aleyhinde yapılan türlü türlü düzmece neşriyata, mesnetsiz iddialara, kara çalmalara rağmen milletimiz tercihini “AK Parti”mizden yana yapmaktadır. Dile kolay aday adaylarının sayısının 10 bini bulması bekleniyor! Eee buna da şaşırmamak lazım. Milletimiz bal yapan arıyı biliyor. Hamdolsun bugün askeri ve sivil vesayetten esir kalmadıysa, devr-i istibdat sona erdiyse bunu hükümetimizin demokrasiye iman etmiş birbirinden değerli üyelerine borçluyuz.

Efendim bendeniz de, son günlerde partimizin kapısını çok sık çalanlardanım. Geçenlerde ayna karşısında kendime alıcı gözle şöyle bir baktım da, AK Parti’den milletvekili olmak için lazım gelen tüm şartları aşağı yukarı taşıdığımı hayretle fark ettim.

Aşağı yukarı diyorum çünkü bir takım noksanlarım da yok değil… Farz-ı misal, bendeniz yedi kuşak İzmitliyim bu haseple Rizelilik veyahut Trabzonluluk iltimasından yararlanamayacağım. Şu ciheti de kaydetmek icap eder ki, bırakınız en az üç çocuk sahibi olmayı evli bile değilim. Hem sonra, badem bıyıklarım da henüz istediğim kıvama gelmedi.

Öte yandan sahip olduğum bir takım hususi meziyetler beni partiye yakın kılıyor. Yakın kılmak da ne kelime adeta ruh ikizi gibiyiz. Övünmek gibi olmasın fevkalade kıvrak bir adamımdır. Misal, meyhaneci kendisine taktığım borç nedeniyle yüz kere beni kapıdan içeriye sokmayacağına yemin billah etmiştir. Fakat kıvraklığımı kullanarak her seferinde içeriye süzülmeyi başarmışımdır.

Bu daha bir şey değil… Benimle ilgili bir tenkit yapıldığında mevzuyu öyle bir hızlı değiştiririm ki konuşanın ağzı açık kalıverir. İşime gelen şeyleri hatırlarım, işime gelmeyenleri çabucak unuturum. Bana geçmişte yaptığım bir fenalığı hatırlatana “siz de Kızılderilileri öldürdünüz” cevabını anında yapıştırırım.

Partiyle fikri temelde de tam denk düşüyoruz. Öyle ki, benim kişisel yaşantım adeta “AK Parti felsefesinin” ne kadar isabetli olduğunun ispatı niteliğindedir… Devletin küçülmesi düsturunu kendi yaşamıma da tatbik etmişimdir. Farzı misal, rahmetli pederimden kalan ne var ne yoksa hepsini yok pahasına sattım. Efendim bunlar benim sırtımda birer kamburdu. Kimisinden kâr ettim, kiminden zarar ettim. Hükümetimiz nasıl 290 milyon dolara sattığı Tekel’in içki bölümünün birkaç yıl sonra yaklaşık 2 milyar dolara İngiliz şirketine satıldığına şahit olduysa, bendeniz de 25 milyara elden çıkardığım arsanın aradan birkaç ay bile geçmeden 100 milyara başka birine satıldığını görmüşümdür.

Muhafazakârlıksa muhafazakârlık, liberallikse liberallik, demokratlıksa demokratlık… Hepisi bende mevcut… Bilhassa iktisadi liberallik düşüncesinin meftunuyum. Efendim atalarımız ne kadar güzel demişler “altta kalanın canı çıksın” diye. Bu Kılıçdaroğlu’nda hiç akıl yok. Tutturmuş, yoksul ailelere 600 lira maaş bağlayacağım diye. Oysa biraz iktisadiyat okumuş olsaydı, görünmez elin sihirli dokunuşunu bozan her türlü devlet müdahalesinin kerameti kendinden menkul piyasalarımızı nasıl zedelediğini idrak edebilirdi. Bakınız hükümetimiz döneminde piyasalarımızın şahlanışı ecnebi teşebbüslerin bile nazarı dikkatini celbetti. Hepsi akın akın memleketimize geliyorlar.

Efendim övünmek gibi olmasın ben retoriğim de çok kuvvetlidir. Öfkeyi ben de bir hitabet sanatı sayarım. Hesabıma uymayan bir söz işittiğimde o kişinin cemazülevvelinden başlayarak ağzının payını öyle bir veririm ki, maazallah benimle bir daha sokakta karşılaşsa yolunu değiştirir.

Cemiyet ortamında benimle aynı fikirde olanlar fazlaysa çoğunluğun sesinin dinlenmesini salık veririm, azınlıktaysam hani azınlık hakları diye feveran ederim. Demem o ki, demokrasi hususunda da denk düşüyoruz.

Haksız tenkide tahammül edememek gibi bir huyum var. Bu huy bende daha ilkokul sıralarında peydah oldu. Hiç unutmuyorum, rahmetli pederimin yakın arkadaşı olan öğretmenimiz beni kazara sınıf başkanı seçmişti. Başarısını kıskandığım ne kadar arkadaşım varsa hepsini kopya çekiyorlar, çok konuşuyorlar, okul malına zarar veriyorlar gibi çeşitli bahanelerle öğretmenimize şikayet ediyordum. Çocukluk işte.

Şimdi bunları alt alta yazınca adaylığımın ne münasip olacağını bir kere daha anlamış bulunuyorum. Takdiri sayın büyüklerime bırakıyorum. Bu vesileyle, hükümetimizin birbirinden değerli üyelerine arz-ı hürmet eder, kendilerine olan gönülden bağlılığımı tekrar etmeyi farz bilirim efendim.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.