1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. AK PARTİLİ BAKAN, MİLLETVEKİLLERİNDEN ÖZ ELEŞTİRİ ÇAĞRISI (1)
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

AK PARTİLİ BAKAN, MİLLETVEKİLLERİNDEN ÖZ ELEŞTİRİ ÇAĞRISI (1)

A+A-

Sözünü ettiğimiz Bakan ve Milletvekilleri, katıldıkları genişletilmiş danışma toplantılarında, teşkilat üyelerine özetle şunları söylemeye başladılar. “ Kendi içimizde muhasebe yapacağız. Sizlerde görüşlerinizi ve düşüncelerinizi söyleyeceksiniz. Bizlerde almamız gereken mesajları alıp ve işlemleri yapmak için yola koyulacağız. Kendi içimizde eleştiriden çekinmeyeceğiz. Şu darılır, bu darılır, şunu söylersem falanca bana kızar diye düşünmeyeceğiz, ama şu kapıdan çıktıktan sonra biz AK Partiliyiz diyeceğiz”

Partinin her kademesinde görev yapan, yürütmede yer alan tecrübeli siyasetçilerin, teşkilat üyelerine öz eleştiri yapın demeleri, kendileri acısından kolay ise de,  haksız bir şeyi talep etmeyen, şahsi menfaat beklentisi olmayan, üyelerin ve sıradan vatandaşların öz eleştiri yapmaları kolay değildir. Mesela Valilikte, Emniyette, Belediyede, Adliyede, Hastanede, Nüfusta, Müftülükte,  Milli eğitimde, sair müdürlüklerde işlerinin görülmesi veya çabuklaştırılması için, Bakanlara, Milletvekillerine, il, ilçe Başkanlarına ve Belediye başkanlarına ihtiyaçları olur düşüncesiyle, sözünü ettiğimiz bu beyleri eleştirerek, kendilerini zor duruma düşürmek istemediklerinden, eleştiri görevlerini tam manasıyla yerine getiremezler.

İstisnalar kaide bozmazsa da, genel anlamda, ülkemizde hukukun üstünlüğü tam olarak yerleşmediğinden, güçlülerin, imtiyazlıların, zenginlerin, hukuku ön plana olduğundan, sıradan vatandaşlar hak ettiklerini, aracı olmadan alamıyor veya hak edene hakkı verilmiyor anlayışı toplumun belleğinden sökülüp atılmadıkça, makam sahibi yetkili kişiler, istenilen anlamda eleştirilemiyor.

Hem nalına hem mıhına vurmak suretiyle,  göstermelik olarak yapılan eleştirilerin zarardan başka hiçbir faydası yoktur. Parti içi öz eleştiri yapmak, hakikatleri çekinmeden söylemektir,  iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, hakkı batıldan, zulmü adaletten,  faydayı zarardan ayırmak için haksızlıklar karşısında susmamaktır. Bir kısım siyasiler ki, bunlar çoğunluktadır doğru eleştiri yabanları bırakın el üstünde tutmayı dokuz köyden kovmayı marifet bildiklerinden hem kendilerinin hem de mensubu olduğu partinin yıkımına ve hezimetine vesile olurlar.   Doğru eleştirmenin temel iki şartı vardır, birincisi bilgiye, belgeye, ikincisi siyasi tecrübeye ve ahlaka dayanmalıdır.

 45 yıldan daha fazladır, doğrudan ve dolaylı bir şekilde siyasetle ilgilendiğimden yaşayarak edindiğim siyasi tecrübelerim ışığında eleştirmekten çok, eksik gördüğüm ve bilinmesini ve hatırlanmasını istediğim bazı hususları, siyasetle ilgilenen kişilerle duyurmak istiyorum.

Öncelikle AK Parti siyasi bir fikir tabanı oluşturup oluşturmadığına bakmalıdır.? Muhafazakâr demokrat bir parti olduğunu söylediği halde, bu hususta siyasi bir taban oluşturma yönünde kalıcı olarak attığı adımlar var mı?  Rahmetli Turgut Özal, dört eğilimi bir araya getirerek iktidar olduysa da, siyasi taban oluşturamadığından kendisinden sonra Anavatan Partisi diye bir parti kalmamıştır. Merhum Süleyman Demirel sola karşı, sağ görüşlü olarak kurduğu Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi siyasi taban oluşturamadığından kendisinden sonra bu partiler dağılmıştır.

CHP, sosyal demokrat bir zihniyetle siyasi bir tapan oluşturduğundan her seçimde %24,  MHP Milliyetçi bir fikirle %10,  HDP Kürt milliyetçiliği kılıfı altında sol ve ateist bir zihniyetle %6 oranlarına yakın bir siyasi taban oluşturmuşlardır.

Rahmetli Erbakan Hoca sıfırdan başlayarak birçok zorlukları yılmadan aşarak Türkiye genelinde, %23 oranında milli görüş zihniyetli siyasi bir taban hazırlayarak milli siyasetimize büyük bir katkı sağlamıştır. Milli Görüş zihniyetli taban gelişerek, sayısal olarak %30 seviyelerine çıkmıştır. Milli Görüş tabanının %25’i AK partisinde, %2’si Saadet partisinde yer alırken  %3’ü aktif siyasetin dışında kalmıştır.

AK Parti bu siyasi analizi yapmadan ve geçmişini hatırlamadan, muhafazakâr demokrat düşüncesini eylem ve söylemlerini maddi ve manevi olarak geliştirerek yenilemezse Sayın Erdoğan’dan sonra AK Parti diye bir parti kalmayabilir.  Bir kısım AK Partililer, bilerek/bilmeyerek kelimeleri maksatları dışında kullanarak dalkavukluktan vazgeçmelidirler. “AK Parti ailem” cümlesi sınırlayıcı, zoraki sevgi kokan bir cümleciktir. AK Parti, büyük Türkiye ailesinin partisidir. Sayın Erdoğan’ın takdirleriyle bu görevle geldim demek yanaşmalıktır. Milletin talebi, Genel başkanımızın tercihi, Yüce Allah’ın (CC) takdiri ile bu görev geldim cümlelerini becerip kullanamayanlar, siyaset meydanından çekilmelidir.                                                                                         

Alaettin KÖKSAL

Bu yazı toplam 1596 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
5 Yorum