• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli -5 °C

Allah bizimle beraberdir

Mehmet SÖNMEZOĞLU
Yeni bir hicrî yıla girmiş bulunuyoruz. İçinde bulunduğumuz Muharrem ayı, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) ve ashabının Mekke’den Medine’ye hicretlerinin başlangıç kabul edildiği hicrî takvimin ilk ayıdır. Hicret ise, İslam tarihinde önemli bir dönüm noktası sayılan, zorlu ve onurlu bir yolculuğun adıdır.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), Yüce Allah tarafından İslam dinini tebliğ etmekle görevlendirildikten sonra en yakınlarından başlamak suretiyle bütün gayretiyle Allah’ın dinini bütün insanlara tebliğ etmeye çalışıyordu. Her fırsatı değerlendiriyor, panayır ve Kabe’yi ziyaret maksadıyla dışarıdan Mekke’ye gelenlerle görüşüyor, zengin-fakir, hür-köle, kadın-erkek, genç-ihtiyar demeden herkese tevhid dini İslam’ı anlatıyordu. 
Mekkeli müşrikler de boş durmuyorlar, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in tebliğ çalışmalarını engellemek için her yola başvuruyorlar, Müslüman olan zayıf ve güçsüzlere çeşitli işkence ve zulümler uyguluyorlardı. Fakat bütün bu engellemelere ve baskılara rağmen Müslümanların sayısı günden güne artıyor, İslam dini Mekke’de yayılmaya devam ediyordu. Bu durum karşısında azılı müşrikler baskı ve zulümlerini daha da artırdılar. Bunun üzerine bir kısım Müslümanlar, iki grup halinde Habeşistan’a göç ettiler. 
Müşriklerin şiddet ve baskılarını artırarak sürdürmeleri üzerine Peygamberimiz, Müslümanların daha güven içinde olacakları, İslam’ı daha geniş kitlelere ulaştırabileceği yeni bir yurt arayışı içine girdi. O günkü adı Yesrib olan Medine’den gelen heyetlerle Akabe denilen mevkide yapılan görüşmelerde Mekkeli Müslümanların Medine’ye göç etmesine karar verildi. Bunun üzerine Müslümanlar kimi gizlice kimisi de Hz. Ömer (r.a.) gibi açıktan Medine’ye hicret etmeye başladılar. Müslümanların gruplar halinde Mekke’den ayrılıp Medine’ye göç etmeleri müşrikleri telaşlandırmıştı. Çünkü Müslümanların Mekke dışında güçlenmelerinin kendi gelecekleri açısından tehlike ve tehdit oluşturacağını düşünüyorlardı.
Mekke’nin ileri gelen müşrikleri bir toplantı yaparak durum değerlendirmesi yaptılar. Bu toplantıda Hz. Peygamber’i öldürmeye karar verdiler. Allah Teâlâ, Cebrail (a.s.) vasıtasıyla bundan Hz. Peygamber’i haberdar etti, O da Hz. Ebu Bekir’e uğrayıp hicret için hazırlık yapmasını söyledi. Geceleyin Hz. Ebû Bekir (r.a.) ile birlikte Mekke’nin güneyindeki 5 mil mesafede bulunan Sevr dağındaki mağaraya sığındılar.
Peygamber Efendimizi öldürmek için görevlendirilen on kişi evde O’nu bulamayınca şaşırmışlardı. Çünkü Peygamberimiz kendisine bırakılan emanetleri sahiplerine vermek üzere Hz. Ali’ye vermiş ve kendi yatağına onu yatırarak evinden çıkmıştı. Bunun üzerine çılgına dönen Mekke yönetimi Hz. Peygamber ve Ebu Bekir’i ölü veya diri yakalayıp getirene 100 deve ödül vereceklerini duyurdular. Çok sayıda müşrik topluluğu Hz. Peygamber’i aramaya çıktı. Bunlardan bir grup Sevr Mağarası’nın yakınına kadar gelmişlerdi, konuşmaları içeriden duyuluyordu. Eğilip baksalar belki onları göreceklerdi. O esnada Peygamber Efendimiz ayakta namaz kılıyor, EbuBekir (r.a.) de gözcülük yapıyordu.
. Bu durum karşısında korkuya kapılan Hz. Ebu Bekir, “Şu kavmin seni arayıp duruyorlar. Vallahi ben kendim için endişelenmiyorum. Fakat sana zarar vermelerinden korkuyorum Ben öldürülürsem, nihayet bir tek kişiyim, ölür giderim. Fakat sana bir şey olursa, o zaman bir ümmet helâk olur” sözleriyle endişesini dile getiriyordu. Allah Resûlü (s.a.s.) ise ona şöyle cevap veriyordu: “Ey Ebû Bekir, üzülme! Hiç şüphesiz Allah bizimle beraberdir!” (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, III, 223-224)
Kur’an’da bu hadiseden şöyle bahsedilmektedir: “Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, ‘Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber’ diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş, böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe, 9/40)
Allah Teâlâ, Hz. Peygamber (s.a.s.) ile O’nun sadık yol arkadaşı Hz. Ebu Bekir’e yardım etmiş ve onları korumuştu. Neticede mağaranın önüne kadar gelen azılı müşrikler, bir güvercin yuvası ile örümcek ağından başka bir şey görememişlerdir. Bu ayet; Hz. Peygamber’in beşerî tedbirlerin tükendiği yerde Allah’a olan güvenin yitirilmemesi gerektiğini gösteren örnek tutumuna açık bir biçimde yer verip imanlı bir insan için Allah’ın yardımından ümit kesmenin söz konusu olamayacağı ve Allah dilerse umulmadık yollarla başarı ve zaferin gerçekleşeceğini hatırlatmıştır.  (Bkz.Kur’an Yolu, DİB. Yay. Tevbe Suresi 40. Ayet Tefsiri)
Bu duygu ve düşüncelerle; idrak ettiğimiz 1437. Hicrî yılının, Muharrem ayının ve Aşûre gününün ülkemiz ve tüm İslam âleminin barış ve huzuruna vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Bu yazı toplam 253 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37