1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. “Allah taksiratını affetsin!”
“Allah taksiratını affetsin!”

“Allah taksiratını affetsin!”

Yaklaşık bir aydan beridir Eskişehir Eski Emniyet Müdürü Sayın Hanefi Avcı’nın kaleme aldığı kitap ve bu kitapta dile getirdiği görüş ve düşünceler konuşuluyor ve bu konu güncelliğini koruyor...

A+A-

Yaklaşık bir aydan beridir Eskişehir Eski Emniyet Müdürü Sayın Hanefi Avcı’nın kaleme aldığı kitap ve bu kitapta dile getirdiği görüş ve düşünceler konuşuluyor ve bu konu güncelliğini koruyor. Ne yazık ki bu kitapla Hanefi Avcı, Türkiye’de nifak tohumlarının ekilmesine sebebiyet verdi. Girdiği ya da girmeye zorlandığı konular hangi amaca hizmet etmeye matuf olduğu süreç içerisinde kendiliğinden ortaya çıkar. Halbuki, 28 Şubat 1997 sürecinde Hanefi Avcı, şu an bulunduğu noktanın tam tersi bir konumda hayırlı hizmetler ifa etmişti. Şimdi ise, nifaka sebebiyet verecek böyle bir girişimde neden bulundu doğrusu anlamış değilim.

İthamda bulunduğu kişi bizzat Sayın Fethullah Gülen Hacaefendi’nin kendisi olmakla beraber, gönüldaşları ve mütedeyyin hassasiyetleri olan hemen herkes. Durum böyle olunca da doğal olarak itham ettiği kişi olan Hocaefendi, yanlış anlaşılmaları bertaraf etmek ve gerçekleri vuzuha kavuşturmak maksadıyla verdiği mülakatta bazı açıklamalarda bulundu.

Basına yansıyan ifadede Haocaefendi’nin: “Allah taksiratını affetsin” cümlesi, son derece manidardır. Öncelikle bu ifade, İslam literatüründe ‘mevta’ haline gelmiş bir insan için söylenen bir ifadedir. Bana göre Hocaefendi, “Bu zat bizim için manen ölmüştür, yapıp ettikleriyle öncelikle Mevla’sına hesap verecektir. Affetmesi gereken biri varsa o da bizzat Cenab-ı Allah’tır” mealinde şeyler söylüyor. Tabi, bu benim yorumum…

Sohbetlerinin yer aldığı internet sitesi 'herkul.org'da soruları cevaplayan Gülen, iddialarla ilgili olarak 'yalancının mumu yatsıya kadar yanar' atasözüne atıf yaptı. Gülen, "Yalancı demiyorum, terbiyem müsaade etmez; fakat, o mum uzun sürmez, sürse bile yatsıya kadar sürer ve söner." dedi. "Fethullahçı" yakıştırmalarından rahatsız olduğunu, 'kadrolaşma' iddialarını yakışıksız bulduğunu söyleyen Hocaefendi, sözlerine değer verenlerin, emniyette de mülkiyede de olabileceğini vurguladı. "Bana sempati duyanlar, zinhar duymasınlar diye gazeteye ilan mı vermeliyim?" sorusunu yönelten Gülen, bir insanın, kendi millet fertlerini yine kendi memleketindeki müesseselere girmeleri için teşvik etmesine sızma denemeyeceğinin altını çizdi: "Teşvik edilen insanlar da o müesseseler de bu ülkeye ait. Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır, girer oraya."

Değerli okurlar, hiç kimsenin insanların gönüllerini sorgulamaya, niyet okumaya, kalbi sevgi ve muhabbetleri mahkûm etmeye, habip ve muhibbini birbirinden kopartmaya, karşı karşıya getirmeye ya da bunları jurnallemeye hakkı yoktur/olmamalıdır da…

Herkesin olduğu gibi, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan insanların da gönül defterlerine bir takım saygın zatları kaydetmeleri gayet doğaldır ve bu kimseyi rahatsız etmemeli ve sorgulanmamalıdır. Nitekim Hocaefendi’nin de vurgulamaya çalıştığı husus da budur.

Şimdi siz, Bediuzzaman Said Nursi sevgisini, Atatürk sevgisini, Fatih sevgisini, Mevlana sevgisini, Süleyman Hilmi Tunahan sevgisini, Menderes sevgisini, İnönü sevgisini, Turgut Özal sevgisini, Aziz Nesin sevgisini, Mehmet Zahit Koktu sevgisini, (sağlı-sollu örneklerini çoğaltmak mümkün) sevdalılarının kalbinden silip atabilir misiniz? Ya da hangi hakla bu sevgiyi sorgulayabilirsiniz? Katılmayabilirsiniz? Eleştirebilirsiniz. Ama seveni ve sevilenini sevgilerinden dolayı yadırgayamazsınız. Bu sevgiyi koparamazsınız. Bu sevgiyi tehlike olarak addedemezsiniz. Bırakınız herkes sevdiğiyle beraber haşr olsun. Bunun kime ne zararı var veya buna müdahale etmeye kimin ne hakkı var?

Bu haber toplam 924 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.