1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. ALMANYA, İSVİÇRE VE AVUSTURYA İZLENİMLERİM (2)
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

ALMANYA, İSVİÇRE VE AVUSTURYA İZLENİMLERİM (2)

A+A-

Avrupa seyahatime ilişkin görüş ve düşüncelerimin önemli bölümünü geçen hafta köşemde sizlerle paylaşmıştım ve demiştim ki, geriye kalan kısmını da ikinci yazımda sizlerle paylaşacağım. Bu seyahatte, beni en çok etkileyen bölümü, Avusturya’nın Mauthausen kentindeki Yahudi soykırımının yapıldığı “Mauthausen Toplama Kampı” oldu. Adolf Hitler yönetimindeki Alman Nazi’si SS, 1940’lı yıllarda Yahudilere karşı başlattığı soykırım ve bu soykırımı organize bir biçimde yapabilmek için toplum mühendisleri marifetiyle “insan imha” mekânları üretmişler. Bu mekânlar, Polonya, Almanya ve Avusturya olmak üzere birçok yerde mevcut. Biz sadece Avusturya’dakini gördüm Toplu imha maksadıyla gaz odaları, diri diri yakmak için fırınlar, idam sehpaları ve enseden vurma mekânları ile işkence ve imhanın enva-i çeşidinin uygulandığı akıl almaz mekânlar türettiklerine şahit oldum.

Doğrusu, bu yerleri görmeden evvel, şu anki İsrail yönetiminin Müslüman Filistinlilere uyguladığı imha hareketi sebebiyle neredeyse Hitler’e rahmet okuyacakken; burayı gördükten sonra hemen Kerim kitabımız Kur’an-i Kerimin şu ayeti kerimesi aklıma geldi ve bir Müslüman olarak bakış açımızın Kur’an’ın çerçevesinde olması gerektiğini kendi kendime söyledim ve genelleme yapmanın insaf ile iman ile alakasının olmadığını anladım…

Bakınız Mevla’mız:

Maide suresinin 8.ayet-i kerimesinde “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Âdil olun. Bu, (takvaya) Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır”

Evet,

Orada gördüğüm manzara gerçekten ürkütücü, bazı arkadaşlarımız bunun Yahudilerin bir uydurması olduğunu söyleseler de, olayın cereyan ettiği yer Yahudilerin yaşadığı yer değil; tam aksine Yahudilere bu muameleleri reva gören Nazilerin yaşadığı yerler. Dolayısıyla, Yahudilerin uydurması olma ihtimali sıfıra yakındır. Burada Yahudileri diri diri yakmak için fırınlar, toplu banyo yaptırma bahanesiyle dizayn edilen gaz odaları, işkence haneler, enseden vurma mekânları, gayri insanı yaşam alanları ile akla hayale gelmeyen imha araçları üzerinde titizlikle çalışılarak yapılmış ve uygulanmıştır. Bu soykırımın sebepleri üzerinde farklı farklı görüş ve düşünceler varise de, dikkatimi çeken ve aklıma yatanı ise, Filistin topraklarına yerleşmeyi red eden ve oranın bir Filistin toprağı olduğunu söyleyen masum Yahudiler olduğu fikridir. Doğrusu, bu konuda uzman değilim ve herhangi bir araştırma da yapmış değilim. Dolayısıyla, kesin bir hüküm verecek de değilim. Lakin gördüğüm manzara bu.

Türkiye dâhil neredeyse dünyanın birçok ülkesinin burada anıtı mevcut. İmha edilen insanların ad ve soyadlarının teker teker yazıldığı devasa defter ve aynı zamanda platform mevcut… Dolayısıyla, bunca şeyin uydurma olma ihtimali yok gibi.

Evet,

Gerek Almanya’da, gerek Avusturya’da ve gerekse İsviçre’de dikkati çeken şey, adım başı ihtişamlı kiliselerin varlığı ve bu kiliselerde saat başı çanların çalınıyor olmasıdır. Hatta, oğlumun evinin hemen yakınında bir kilise vardı ki, her saat çalan çan sesi rahatsız edici boyuttaydı. Hani, bizim ülkemize gelen bazı turistler ile onların yerli fikirdaşları cami çokluğundan ve okunan ezandan rahatsız oluyorlar ya, inanın 50 metre arayla ihtişamlı kiliseler mevcut ve kendi çanları hem daha sık ve hem de rahatsız edici derecede kulakları çınlatıyor. Oysaki, bizim ezanımızda hem kulağa hoş gelen bir sedâ ve hem de ihtiva ettiği mana itibariyle son derece estetik ve anlam mevcut.

İsviçre’de dikkatimi çeken şey, buranın bir saat merkezi oluşu… Birçok caddesi sağlı-sollu saat mağazalarıyla dolu… Kapılarında badigart gibi muhafızlar ve o ihtişamlı görünümlü saatlerini dünya zenginlerine, meşhur futbolculara, para babalarına, baronlara, sanatçılara ve kısmen de (valahu a’lem) uyuşturucu taciri haramzadelere ve kısmen de, saat meraklısı zengin koleksiyonerlere sunduklarını gördüm. Sadece bir tanesinin 800.000 İsviçre frangına (TL ile yaklaşık 4 milyon, eski para ile 4 trilyona) satılığa sunulan saatleri gördüm, fiyat koymayıp da daha da yüksek meblağa sattıkları muhteşem saatlere de şahit oldum. Doğrusu, bunca saat galerisinin nasıl da bir arada iş yapabildiklerine şaşırdım. Tıpkı bizdeki kuyumcular çarşısı gibi çarşıları var hepsi İsviçre marka saatlerle dolup taşıyor.

Eş ve çocuklarım itiraz etseler de, benim saatlere biraz merakım olduğundan inceleme imkânım oldu. Tabi, İsviçre’deki zenginlik sadece saatlerle sınırlı değil. Cadde ve sokaklarında zenginlik hissediliyor. Zaten kullandıkları arabalar göz kamaştırıyor. Cadde ve sokaklardaki yüksek performanslı araçların motor sesleriyle yankılanıyor. İsviçre, gözlemleyebildiğim kadarıyla diğer iki Avrupa ülkesinden de biraz daha zengin ve pahalı. Aklıma geleni hemen söyleyeyim, sırdaş hesapların ve dünya kara paralarının aklandığı/ bloke edildiği bankaların İsviçre’de oluşu buraya bir zenginlik havası katmış. Bu zenginlik kokusu her tarafa hâkim. Sebebi de buranın sırdaş hesap merkezi oluşu olsa gerek.

Gördüğüm üç ülkede de dikkatimi çeken şey, birkaç yüz yıllık tarihi binaların ihtişamını korumaları. Muhteşem süslemelerle göz kamaştıran dekoratif yapılar dikkat çekiyor. Tarihi mekânlara müthiş önem veriyorlar ve onları el birliğiyle koruyorlar. Bir şey daha dikkatimi çekti. Pazar günleri fırınlar dâhil her taraf kapalı. O gün ekmek dahi alamazsınız. Sebebi de, Pazar günü Hristiyan âlemi için ibadet günü ve o gün kimse çalışmaz. Her taraf kapalı. Adeta şehirde ölü havası hâkim. O gün hâkimiyet kiliselerde... Umarım bizimkiler de, bunu hissedip bizim için kutsal kılınan Cuma gününü tatil günü ilan ederler ve biz de bu güne has ibadetlerimizi daha rahat yapma imkânına kavuşuruz.

Avrupa seyahati izlenimlerimi bu kadarlıkla yetineyim. Bazı resimleri de gazete yönetimine gönderdim. Uygun bulurlarsa kullanırlar ve bu yazı daha anlamlı hale gelir diye düşünüyorum.

 

untitled-1-110.jpg

untitled-2-050.jpg

untitled-3-018.jpg

untitled-4-005.jpg

Bu yazı toplam 931 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.