1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. ALMANYA, İSVİÇRE VE AVUSTURYA İZLENİMLERİM (1)
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

ALMANYA, İSVİÇRE VE AVUSTURYA İZLENİMLERİM (1)

A+A-

18-27 Ocak 2019 tarihleri arasında Almanya’da görev yapan oğlum Dr. Muhammed Safa’ya sıla-i rahim ziyareti yapacağımdan Almanya’da olacağımı bu köşeden siz aziz okurlarıma duyurmuştum. Sağ olsun oğlum bu süre zarfında izin almış ve bizi dolu dolu gezdirdi. Başlıkta da ifade ettiğim ülkelere yaptığım gezi esnasında öncelikle şu iki fiil ve davranış kafama dank etti. Biri, merhum Mehmet Akif Ersoy’un Avrupa seyahati dönüşü kendisine sorulan “nasıldı?” sorusuna verdiği “işleri dinimiz gibi; dinleri işimiz gibi” cevabı, diğeri de,  merhum Başbakan Erbakan’ın D-8 projesi hayali ile “ortak İslam dinarı ve pazarı” projesi oldu. 
Değerli okurlarım, şunu hemen ifade edeyim,
İzmit’ten Sakarya’ya gitmek ne kadar kolay ve sorunsuz ise, Almanya’dan Avusturya’ya ve İsviçre’ye gitmek de o kadar kolay. Ne bir sınır var ne de bir sorgu-sual.
Değerli okurlarım, bu gezime ilişkin görüş ve düşüncelerimi iki bölümde sizlerle paylaşacağım. İlkini bu hafta, diğerini de nasip olursa önümüzdeki hafta köşemde sizlerle paylaşacağım. 

TRAFİK:
1-    Trafik kurallarına uyma had safhada. 600 HP gücünde arabanız da olsa 60 Km hızla gidilecek yola 60 km ile gidilir, 80 km ile gidilecek yola 80 km ile gidilir. Hiç kimse, artistik patinaj hareketi yapmıyor,  drift yaparak züppelik yapmıyor, trafik magandalığı yapmıyor ve hiç kimse haddini hududunu aşmıyor. Otobanda son şeritte de olsa, kimse kimseye selektör yaptığına şahit olmadım. Korna sesi duymadım. Polisin kimseyi durdurup ceza yazdığına şahit olmadım. Herkes kurallara harfiyen uymaya çalışıyor. Bu süre zarfında ne bir kavgaya ve ne de bir trafik kazasına şahit olmadım.  

TEMİZLİK:
2-    Dokuz gün içinde kimi şehir içinde, kimi de şehirler ve ülkeler arası olmak üzere yaklaşık 3000 km yol yaptım, tek bir yerde plastik poşet, pet şişe ya da sigara kağıdının alelade yerlere, otoban kenarlarına ve şehir içi ile köy içlerine atıldığını gözlerim görmedi. İsviçre’nin Zürih kentinin ortasında geçen nehir pırıl pırıl, tek bir çöpün atıldığını, kirletildiğini görmedim. Ördekler huzur içinde nehirde yüzüyorlar. Çöpler tasnif ediliyor, kağıt ve kartonlar bir bölüme, plastik ve benzeri maddeler ayrı bir bölüme ve diğer ev atıkları da ayrı bir bölüme atılıyor ve ayda iki kez çöp arabası evlerin önündeki her haneye ait çöp bidonundan çöpleri her bir seferi için ayrı ayrı 11 Avro para karşılığında topluyor. Kimse kimsenin bidonuna çöpünü atmıyor. Herkes kendi bidonuna çöpünü atmak zorunda… Otoban kenarlarında belirli aralıklarda park alanları ve ücretsiz tuvaletler mevcut. Tuvaletlerde su, tuvalet kâğıdı ve el yıkama sabunu ile ya el kurutma havlu kağıdı ya da hava ile elektrikli el kurutma cihazları var ve bu tuvaletler pırıl pırıl. Belli ki, belli aralıklarla, kontrol ediliyor. Hem temiz kullanılıyor ve hem de temizleniyor. Marketlerde naylon poşet görmedim. Herkes gelirken kendi torbasını beraberinde getiriyor ve aldıklarını o torbalara koyup götürüyor. Bu uygulama, yıllardan beri varmış ve halk da bunu cidden benimsemiş. 

HAYAT ŞARTLARI:
3-    Marketler de, tıpkı bizdeki gibi, alt sınıf- orta sınıf ve üst sınıf gurubu şeklinde tasnif edilmiş. Herkes kendi kesesine uygun olan marketi seçiyor ve alış-verişini oradan yapıyor. Et ve et mamulleri bize göre daha ucuz. Hele ki, oranın şartlarına göre çok ucuz 6-10 Avro gibi. Etler de tasnif edilmiş. Domuz eti ise, üzerinde domuz resmi, Dana eti ise, üzerinde dana resmi ve tavuk eti ise, üzerinde tavuk resmi var ve hepsi de ayrı ayrı ambalajlanmış ve birbirine karıştırılmadığını gördüm. Yani bir insanın, hangi eti istediğini görerek ve bilerek alabiliyor. Gerçi biz, etleri, Türklerin sahip olduğu ve sadece helal et sattıkları kasaplardan alıyorduk. Ama marketlerinde bahsettiğim gibi aynı dolapta farklı farklı etleri görmek mümkün. Lakin sebze bir hayli pahalı… Birçok sebze kilo ile satılmıyor. Tane ya da tek pişirimlik şeklinde streçlenmiş olarak satılıyor. 5 avroya da domates gördük, organik pazarda 22.5 avroya domatesin satıldığını da gördük. Salatalık tek tek streçlenmiş şekilde en ucuz markette 1.49 avroya satıldığına tanık oldum. Lakin, genel olarak gelir seviyesine göre, herkesin asgari refah içerisinde yaşadığını söyleyebilirim. Dolayısıyla, genel memnuniyet hakim. 

YAŞAM :
4-    Çok nadir inşaat alanları görebilirsiniz. Evler alabildiğince eski yapılar olmasına rağmen, çatlak, patlak, sıvası ve boyası dökük yapı göremezsiniz. Köyler buna dahildir.  50 m2’lik daireler neredeyse lüks sayılıyor. Mesela oğlumun evi 450 yıllık ve tarihi bir bina. Avlusuna döşenen kahverengi taşlar ile iç kapılar tamamen orijinal ve koruma altında. Çatılar yüksek ve pencereler gayet küçük. İlginçtir, perde kültürü nadiren var; pek yok. Yap-satçılık yok denecek kadar az ve önüne gelen bina yapamıyor. Arsalar çok kıymetli ve emlakçılar orada lortlardan oluşuyor. Tıpkı banka gibi çalışıyorlar ve işyerleri en işlek caddede zeminde bulunuyor. Belki de, en itibarlı mesleklerden biri de emlakçılık. 
Köşemin elverdiği ölçüde, şimdilik bununla yetineyim. Önümüzdeki hafta da, Avusturya’daki ve kısmen diğer bölgelerdeki izlenimlerimi sizlerle paylaşırım inşallah. 
M. Zeki Canşi

Bu yazı toplam 782 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.