1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Ama ne şike!
Ama ne şike!

Ama ne şike!

Türk Ceza Yasası’nda teşebbüs ( kalkışma ) diye bir kavram vardır. Bunu doğrudan bir örnekle açıklayalım.. Diyelim ki, adamın biri, başka birini öldürmeyi azmetmiş ama devletin güvenlik makamı da

A+A-

Türk Ceza Yasası’nda teşebbüs ( kalkışma ) diye bir kavram vardır. Bunu doğrudan bir örnekle açıklayalım.. Diyelim ki, adamın biri, başka birini öldürmeyi azmetmiş ama devletin güvenlik makamı da bununla ilgili duyum almış, adamın tüm davranışlarını izlemeye alıp gizlice dinlemiş ve görüntülemiş.. Adam ise, bu oluşumlardan habersiz, hazırlıklarını tamamlayıp, namlusuna mermi sürülmüş tabancasını öldürmeyi amaçladığı adama doğrultmuş durumda iken ve tetiği çekmeden, kendisini izleyen güvenlik güçleri tarafından yakalanıp eylemi engellenmiş; işte olayın bu aşamada sonuçlanmasına “ Eksik teşebbüs” ya da kalkışma denir. Bunun bir ileri aşaması daha vardır; tetiğin çekilmiş olmasına karşın istenen sonucun meydana gelmemiş olmasıdır ki, buna da “tam teşebbüs” denir ve her iki aşama da dereceli olarak cezayı gerektirir.

Ve burada yargı birimine ve güvenlik birimine yani devlete düşen asli (öncelikli) görev, ölümü önlemektir  yoksa şan ve şeref (!) uğruna kişiyi cezalandırmak değildir.

Gelelim şike olayına,

Sporda şike, yenen ve yenilenin çıkar karşılığında  anlaşması ve kamuoyunun ağır bir biçimde yanıltılmasıdır ki, eskiden sahice ahlaki bir sorundu, şimdi ise cezayı gerektiren yasal sorun oldu.

Şikeyi düzenleyenler ( tüzel kişiler veya yöneticiler ) ve buna alet olan sporcuların tümü suçun asli sorumlularıdırlar. Takım olayında bir kişiyle şike olmaz. Bir takım, ayrı ayrı altı takımla şike yapmakla suçlanıyor ama yenilen takımların ne klüp ne de sporcuları ile bağlantısı tespit edilememiş, tüm deliller ( basına sığdırılan kadarı ile) telefon dinlemelerinden elde edilen şifreli (!) konuşmalarla zavallı bir kalecinin başına patlayan hatalı gol yemiş olması ki, aynı maçta galip takımı kalecisi de aynı biçimde gol yemiş olmasına karşın…

Şimdi soruyorum,

1-Şike olayı, daha doğrusu olayları başından beri izlemiş olmasına karşın, neden teşebbüs aşamasında olaya el konulmadı da Türk Sporuna Kara Leke sürülmesi beklendi? Devletin veya yargı kurumunun görevi bu aşamada mı başlıyor?

2-Gizli olması yasal zorunluluk olan soruşturmalar medyaya neden ve nasıl sızdırılıyor? Bunların sorumluları kimler? Yargının işlerini adeta medya üstlenmiş durumda…

3-Şike olayı ile, adeta kangrene dönüşmüş olan Deniz Feneri olayı neden eş zamanlı olarak gündeme konuldu?

Ne siyasal iktidar be!..

Ne Türk sporunun başat kulübünün ( ki Başbakanı taraftar ) ne de özel himayeye mashar Deniz Feneri’nin gözünün yaşına bile bakmadı… “ Harcayıp gidiverdi” demez mi insan?

Önümüzde sıradağlar gibi duran kurumlar ( anayasa, güneydoğu ve cumhurbaşkanlığı seçimi ) başka türlü de kolay aşılamazdı yani…

Birileri kan ağlıyor, birileri ise dört kol çengi göbek atıyor. Ne günlere kaldık, yazık…

Bu haber toplam 1070 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.