• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Kocaeli 4 °C

Anadolu Jet, bizi umursamıyor

İsmet ÇİĞİT
Göreceksiniz; 2018’de İstanbul’un 3 ncü havaalanı hizmete açılsa bile, çok uzak olmayan bir gelecekte Cengiz Topel Havaalanı’nın değeri anlaşılacak. Halen İstanbul’daki Atatürk ve Sabiha Gökçen havaalanları yetmiyor. Bu iki havaalanından uçak yolculuğu eziyet. Uçaklar kalkış ve iniş için uzun kuyruklar bekliyor, içinde insanlar sıkıntı çekiyor. 
Aslında kentimizin yetkilileri biraz bastırsa, biraz siyasi güç kullansa, şimdiye kadar Cengiz Topel’den pek çok yere uçuşlar başlardı. Sadece Anadolu Jet, haftanın 5 günü Trabzon-İzmit arasında gidip geliyor. Anadolu Jet bu işi de kerhen yapıyor. Doğru dürüst Cengiz Topel’i sahiplenmedi. 
Devletin şirketi olan Anadolu Jet, Ekim ayı başında kış tarifesine geçmiş. Daha önce İzmit-Trabzon seferleri cumartesi ve pazartesi günleri yapılmıyordu. Kış tarifesinde de haftanın 5 günü Trabzon-İzmit seferleri karşılıklı devam ediyor. Ama tarife değişmiş,  Çarşamba-Cuma günleri uçuş yok. 
Anadolu Jet tarifeyi değiştiriyor, ama bu kent insanına doğru dürüst duyuru yapma gereği bile duymuyor. Bu şehirde yerel medya var. Uçakların tarifesi değişmişse, bunu kente duyurmak gerekmez mi?.. Sadece kendi internet sitelerine bilgi koyuyorlar. Bakan Işık’ın “2016 yılının ilk yarısı içinde İzmit’ten Erzurum, Antalya seferleri de başlayacak” sözü vardı. Bakalım, bu Anadolu Jet’e sözlerini geçirebilecekler mi?

*Önseçim delegeleri de önemli
CHP’de şu sıralar ilçelerde delege seçimleri yapılıyor. Her mahallede kongre delegeleri ile birlikte, “Ön seçim” delegeleri de seçiliyor. Aslında “Önseçim delegeliği” yıllardır CHP’de var. Her dönem her mahalleden kongre delegeleri ile birlikte ön seçim delegeleri seçilir. Buradaki amaç, seçim dönemlerinde önseçim delegeleri ile partinin adaylarını belirlemektir. Ama CHP bugüne kadar ön seçim delegelerini hiç kullanmadı. Yerel seçimlerde ilimizde bütün partili üyelerin katılımıyla abuk sabuk bir ön seçim yaptı. 7 Haziran ve 1 Kasım’da ise adayları parti genel merkezi belirledi. 
CHP’de her mahallede ön seçim delegesi sayısı, kongre delegesi sayısından fazladır. Bugüne kadar bir işe yaramadığı için, artık ön seçim delegeliği önemsenmiyor. Mahallelerde partililer, kongre delegesi olmak için talepte bulunuyor da,  ön seçim delegeliği listesi özensizce hazırlanıyor. 
Oysa, CHP artık değişmek zorunda. Bundan sonraki seçimlerde mutlaka ön seçim yapacaklar. Bu nedenle bu dönem bütün mahallelerde ön seçim delegeliği listelerinin özenle hazırlanması lazım. Bu dönem seçilecek ön seçim delegeleri,  büyük olasılıkla 2019’daki yerel ve genel seçimlerde partinin adaylarını belirleyecek kişiler olacaktır.

*Şehit acıları devam ediyor
Aslında Türkiye’de “Barış süreci” ile birlikte, terör olayları adeta askıya alınmış, aylar süren dönemde hiç şehit haberi gelmemişti. Tam olarak izah edilemeyen bir nedenle, 7 Haziran seçimlerinin ardından birden bire terör hortladı. Terör örgütü barış döneminde istiflediği bombaları patlatmaya, silahları ateşlemeye başladı. Türkiye, bir yandan PKK, bir yandan IŞİD terörünün pençesi altına alındı.
Bu süreçte çok şehit verdik. Canlı bombalar patladı, çok can yandı. 1 Kasım seçimlerine gidilirken,  “Tek parti iktidarı olsun, terör bitecek. Analar ağlamayacak” deniliyordu. Halk, terörden, canlı bombalardan korktu. Sandıktan tek başına AKP iktidarı çıktı.
Ama 1 Kasım’dan bu yana,  terör durmadı.
Her gün yeni şehit haberleri geliyor. Her şehitle birlikte ocaklar sönüyor. Analar, bacılar, eşler ağlıyor. Devlet erkanı, şehit cenazelerinde buluşuyor.
Gazetelerde haberler var: PKK terör örgütünün ağır darbe aldığı, dağlardaki inlerinin yok edildiği, silahlarının ele geçirildiği, PKK’ya çok büyük zayiat verildiği yazılıp çiziliyor. Ama bölgeden şehit haberleri gelmeye devam ediyor. Kim ne kadar “Şehitler ölmez” diye bağırırsa bağırsın, gencecik insanlar, ana kuzuları ölüyor, baba adayları ölüyor, çocuklar yetim doğuyor. 
Nasıl olacaksa olmalı. Ama artık Türkiye, her gün şehit haberleri ile sarsılmaktan, şehit cenazelerindeki acı tablolarla  hıçkırıklara boğulmaktan kurtarılmalı.
*Benzin, mazot neden ucuzlamıyor
Özellikle 1 Kasım seçimlerinden tek parti iktidarının çıkmasıyla birlikte beklendiği gibi TL değer kazanmaya başladı. Seçim öncesi neredeyse 3.10’a yaklaşan Dolar, 2.80’lere geriledi. Euro 3.50’nin üzerindeyken, 3.10’lara düştü.  Bu arada dünyada petrolün varil fiyatı 50 Dolar’ın altında. Bir varil petrol 45-47 Dolar seviyesinde. 
Doğalgaz konusunda Rusya ve İran’la pazarlık sürüyor. Ama Türkiye ihtiyacı olan ham petrolü piyasadan alıyor. Devletin ham petrol maliyeti kasım ayından bu yana çok düştü. Ama benzin ve mazot fiyatlarına yansıtılmıyor. Vatandaş lehine değişen şartlar dikkate alınarak, benzin ve mazot fiyatında önemli indirimler yapılması gerekir. Petrol fiyatı yükselince, TL değer kaybedince hemen zamlar yapılıyor. Büyük olasılıkla şu sıralarda benzin ve mazot üzerindeki vergiler yükseltildi. Bu nedenle de maliyet düşmesine rağmen, fiyat inmiyor. Halbuki benzin, mazot,  oto gaz fiyatlarında, hatta elektrik ve doğalgaz fiyatlarında vatandaş lehine indirim için çok elverişli bir dönemden geçiyoruz. 

*Biz dokunduk ve yandık
G-20 zirvesini yönetmeye hazırlanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu toplantılarda Suriye meselesini,  mülteci sorununu da masaya getirecek. Cumhurbaşkanı geçen gün yaptığı bir açıklamada Suriye meselesi konusunda şunları söyledi:
“-Suriye ateşine odun taşıyan herkes çok yakında kendisini aynı ateşin içinde bulmaktan kurtulamayacaktır. Bu samimiyetle ifade edilmiş,  dostça bir ikazdır.”
Hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı bu sözleri ile, özellikle Esat’ın yanında çok net tavır alan Rusya’yı uyarıyor. Rusya’nın, Putin’in bu uyarıyı gerçekten ciddiye alması lazım. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Suriye’ye dokunan yanar” görüşünün canlı tanığı. Biz Türkiye olarak bu Suriye meselesinin içine,  gereğinden çok fazla burnumuzu soktuk. AKP hükümetleri ve Cumhurbaşkanı, “Üç ay içinde Esat gider” görüşündeydi. Ama olmadı. Biz bulaştığımızla kaldık ve Suriye’ye bulaşmamızın bedelini, artan terörle, canlı bombalarla ödedik. Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan  “Dostça uyarıyorum. Suriye ateşine odun taşıyan yanar” derken, öyle sanıyorum ki yaşadığı bu acı deneyimden de ders alarak konuşuyor. 

*Aslında her sınavın kokusu çıkmıştı
Şöyle 3-4 yıl öncesine dönüp, zihninizi yoklayın. Türkiye’de pek çok büyük sınav yapılıyor. Hepsi, milyonlarca kişinin hayatını, geleceğini etkileyen sınavlar. SBS, LYS, KPSS, sayın sayabildiğiniz kadar.
AKP ile, bugün “paralel yapı” olarak adlandırılan Fethullah Gülen cemaati arasında köprüler atılmadan önce, yapılan bütün bu büyük sınavların ardından “Hile-şaibe” kokusu çıkmıştı. Özgür basın, bağıra bağıra bunları yazdı. ÖSYM Başkanı suçlandı. Ama bütün bu iddialara karşı, AKP hükümeti, o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan göğüs germiş, bu sınavlarda hile hurda yapıldığı iddialarını kesin olarak reddetmişti.
Şimdi AKP ile  “Paralel yapı” denilen Fethullah Gülen cemaati-ya da yapılanması- tam anlamıyla düşman oldu. Geçmişteki sınavlar didiklendikçe, hepsinde sorun olduğu, birilerinin haksız şekilde sınavı kazandığı, en iyi üniversitelere, devlet kurumlarında en itibarlı işlere yerleştiği ortaya çıkıyor. Tabii birileri haksız kazanç sağlarken, hak eden pek çok kişinin kaybettiği de ortaya çıkıyor. 
Askerlere, Türkan Saylan’a yapılan haksızlıklar, şike davası, Balyoz-Ergenekon davalarında ortaya çıkan gerçekler bir tarafa. Bu büyük sınavlardan sonra ortalığa dökülen gerçeklerin, o dönemde ülkeyi yönetenler tarafından görülmemiş ve kabul edilmemiş olması, o dönemde onca iddiaya, belgeye rağmen olayın üzerine gidilmemiş olması, bugün gerçekler ortaya çıkınca çok büyük bir skandal gibi durmuyor mu?
*Bütün yük, işverene Yüklenemez
7 Haziran seçimleri öncesi, CHP, MHP ve HDP vatandaşlara “İktidara gelirsek asgari ücreti arttıracağız” vaadinde bulunurken, AKP kurmayları, “Bu boş vaattir. Asgari ücret 1400-1500 TL olmaz.  Kayıt dışılık artar. Sanayici batar. İşsizlik hortlar” diye karşı çıkıyorlardı.
7 Haziran’da ortaya çıkan tablo, AKP’ye çark ettirdi. 1 Kasım seçimleri öncesi Başbakan Davutoğlu, “Tek başımıza iktidara gelirsek, asgari ücreti 1300 TL yapacağız” diye söz verdi. 
2015 bitiyor. 1 Aralık’ta Asgari Ücret komisyonu toplanacak. 1 Ocak’tan geçerli yeni asgari ücret belirlenecek. Tabii çalışanların gözü bu komisyonun kararında olacak. Bugüne kadar Asgari Ücret Komisyonu’ndan hep, hükümetin istediği karar çıkmıştır. Çünkü komisyonda hükümetin atadığı 5 memur var. Yani, 1 Aralık’ta başlayacak toplantılar sonunda 1 Ocak’tan itibaren “Asgari ücret 1300 TL” kararı çıkmazsa, bu hükümetin sözünü tutmadığı anlamına gelir. 
Elbette AKP sözünü tutacak. Asgari ücret 1300 TL olacak. Ama, 7 Haziran’da CHP “Asgari ücret 1500 TL olacak” derken, işverenin yükünü hafifletmeyi, asgari ücret üzerinden alınan vergi ve sigorta keseneklerini indirmeyi de vaad ediyordu. Şimdi AKP, “Asgari ücret 1300 TL olur, bütün yükü işveren üstlenir” havasında. Tabii işverenler bağırmaya başladılar. Halen 1000 TL olan asgari ücretin 1300 TL’ye yükselmesi, yüzde 30’luk bir artış demek. Asgari ücretin brütü yükselince, bundan kesilen vergi, sigorta kesenekleri de artacak. Olayın bir başka boyutu var. Pekçok şirkette çalışanların bir kısmı asgari ücretli, bir kısmı asgari ücretin üzerinde maaş alıyor.  Asgari ücret yüzde 30 yükselince,  mevcut asgari ücretin üzerinde maaş alan elemanlara da yüzde 30 zam yapmak gerekecek. İşverenler için birden önemli bir maliyet artışı olacak.
AKP’nin “Asgari ücret 1300 TL olacak” vaadinden geri adım atması mümkün değil. Ama bu yüzde 30’luk artışın tamamını işverenin sırtına yüklemek de hem haksızlık olur, hem dengeleri bozar. Aslında asgari ücret üzerindeki vergi, sigorta yükünü de olabildiğince azaltmak gerekiyor. Vergi ve sigorta kesenekleri azaltılırsa, bu diğer çalışanların ücretlerinde de iyileşme anlamına gelir. Türkiye’de çalışma hayatının verimli ve barışçıl ortamda üretim yapabilmesi için, asgari ücret konusunda çok detaylı düşünmek gerekiyor.
Bu yazı toplam 433 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37