1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Anadolu'nun öğretisi
Anadolu'nun öğretisi

Anadolu'nun öğretisi

Samuel Hungtington, ünlü “Medeniyetler Çatışması” kitabının yazarı ve de kendine özgü sosyolojik tezleri olan bir düşünür... “Dünyada Batı'nın sınırları Müslüman ülkelerin sınırlarına ulaşıl

A+A-

Samuel Hungtington, ünlü “Medeniyetler Çatışması” kitabının yazarı ve de kendine özgü sosyolojik tezleri olan bir düşünür... “Dünyada Batı'nın sınırları Müslüman ülkelerin sınırlarına ulaşıldığı coğrafyaya kadar devam eder” görüşünü ısrarla ve inatla sık sık vurgular. Bu teze göre, dünya barışının güvencesi her ne kadar “Batı” ise de, süreç içerisinde “çatışma” kaçınılmaz bir sonuçtur.

Milenyum'la birlikte Balkanlar'da başlayan çatışmalar, kısmen bu tezi doğrulamakta.

Son örneklerden biri de Boşnak – Sırp çatışmasıydı.

Yirmibirinci yüzyılda, Doğu ile Batı'nın ortaklaşa paylaşım mekanı olan “Dünya” gemisi, Titanic gibi kendisini bekleyen buzdağından habersiz, dalgalı denizlerde, kaptansız ve pusulasız, üstelik rotasız bir şekilde ilerlemekte.

Paris'te yaşayan, Ortadoğu coğrafyasını ve sosyolojik yapısını çok iyi tanıyan Lübnanlı yazar Amin Maalouf, Batı'nın çaresiz bir noktada olduğuna vurgu yaptığı “Çivisi Çıkmış Dünya” adlı yapıtında, 21. yüzyıla “pusulasız bir halde girdik” diyor.

Doğu – Batı ikilemi, yeni bir yol ayrımına mı geldi?

Biri pusulanın sahibi, öteki geminin, öyle mi?

Öyleyse, ya el ele, gönül gönüle vererek yeni bir dönemin startını verecekler, ya da birbirlerinin ortak paydalarını ve uzlaşma alanlarını göz ardı ederek “çatışma”yı tercih edecekler! O zaman da tüm dünya küresel bir savaş alanına dönecek.

Daha 60- 70 yıl evvel pusulasız gemiyle dünyaya otoriter ve totaliter Komünizmi, Faşizmi ve Nazizmi armağan eden Batı'nın seküler kültürünün misyonerleri, Doğu'suz Batı olmayacağını maalesef görmüyorlar, göremiyorlar

Doğu ile Batı'nın yüzleşmesinde, “Beşikler vermişim Nuh'a” diyen kadim Anadolu, binlerce yıllık tarihiyle; Doğu'daki Batı, Batı'daki Doğudur.

Sezai Karakoç'un vurgusuyla ve de “Unutuş ve Hatırlayış” yazılarında ifade edildiği üzere; “Anadolu'nun bir kaderi var: Doğu'yla Batı'nın karşılaştığı yer olmak”...

Anadolu, tarihinin her döneminde Doğu ile Batı'nın, iki medeniyetin, iki değerler sisteminin, iki kültürün, iki farklı geleneğin karşı karşıya geldiği, bazen çatıştığı, bazen barıştığı, bazen kaynaştığı, sonuçta uzlaştığı bir coğrafya olmuştur.

Anadolu, Doğu ile Batı arasında gelip geçilen bir köprü değil, iki ayrı dünyanın güvenliğini sağlayan bir deniz feneridir.

Örneğin; yakın süreçte gerçekleştirlen ve artık geleneksel hale gelen Avrasya Maratonu'na sadece bir sportif faaliyet olarak değil, böylesine derin bir sosyoljik analizle bakmamız daha doğru olacaktır.

Tarihin hiçbir döneminde, hiçbir zaman “iyi savaş, kötü barış” olmamıştır.

Doğu ile Batı savaşla değil, barışla ortak paydasını bulabilir.

Barışın güvercini, her zaman savaşın kartalından güçlüdür.

Bu gerçeği, kendi coğrafyamızın, kardeşliğimizin ruh iklimine de taşımamız lazım.

Anadolu olmanın öğretisi, Türk- Kürt – Alevi – Sünni; Dindar – Laik hepimize yeter de artar bile.

Yeter ki, şiddeti reddedelim!

Yeter ki, hayatı doğru okuyalım!...

Bu haber toplam 655 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.