1. YAZARLAR

  2. Elif SARAL

  3. ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU NEDİR?
Elif SARAL

Elif SARAL

Yazarın Tüm Yazıları >

ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUĞU NEDİR?

A+A-

Elif SARAL-Psikolog

Anksiyete bozukluğu, kişinin günlük yaşantısında olumsuz yönde etkilenecek derecede kaygı duyuyor olmasıdır. Öncelikle kaygıyla korkuyu birbirinden ayırmak gerekir. Korku, kişinin o anda yaşadığı durumla ilgilidir, sebebi bellidir ve nesneldir. Kaygı ise gelecek yönelimlidir. Normal yaşamda kaygı, kişiyi tehlikeli algıladığı durumlara karşı hazırlar ve tedbirli davranmasını sağlar. Fakat anksiyete bozukluğu olarak adlandırılan durumda kaygı, tehlike durumuyla uyuşmayan sürede ve yoğunlukta hissedilir. Aşırı derecede kaygı duyulduğunda ise ruhsal ve fizyolojik belirtiler ortaya çıkabilmektedir.

Ruhsal Belirtiler

Kişi günün büyük bir bölümünde aşırı sinirli veya endişeli olabilir, sürekli kötü bir şeyler olacakmış, kontrolünü kaybedecekmiş, aklını kaçıracakmış gibi hissedebilir, dış dünyaya ya da kendine yabancılık duyumsayabilir, ölüm korkusu veya konsantrasyon problemleri yaşayabilir. 

Fizyolojik Belirtiler

Anksiyete bozukluğu kişide, çarpıntı, göğüste sıkıntı hissi, nefes darlığı, titreme, üşüme veya ateş basması, uyuşma veya karıncalanma, bulantı veya kusma, iştahsızlık, bayılacakmış gibi hissetme,  aşırı gerginlik, yerinde duramama, huzursuzluk, ağız kuruluğu, uyku bozukluğu olarak ortaya çıkabilmektedir.

Tüm bu yaşanılanlardan sonra kişi bu belirtileri tekrar yaşamamak adına, kaygı duyabileceği tüm durumlardan kaçınma isteği gösterebilir, işlerini erteleyebilir ve bu durumda davranışsal olarak hayatı kısıtlanabilir. Davranışsal olarak hayatı kısıtlanan kişinin kaygısı, iş ve aile yaşamını, okul ve eğitim hayatını, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini kısaca işlevselliğini olumsuz yönde etkileyebilir.

Anksiyete Bozukluğuna Sebep Olabilecek Durumlar

Anksiyete bozukluğu riski, ailesel geçiş (genetik) nedeniyle artabilir. Bunun yanı sıra, yoğun stresten, baskıdan,  kişinin kendisini ifade etmesine olanak sağlanmamasından, sürekli eleştirilmekten, takdir edilmemekten, yalnızlıktan, sevdiği birinin kaybından, hastalık veya kazadan, zorlaşan hayat şartlarından ve düşük sosyoekonomik düzeyden kaynaklanabilir.

Tedavi Yöntemleri

Kişilerin davranışlarını, düşünceleri şekillendirir. Bir olay karşısında verdiğimiz tepkiler, yaşadığımız olaya verdiğimiz anlamla ilgilidir. Farklı kişilerin aynı durum karşısında birbirinden farklı tepkiler vermesinin asıl sebebi budur. Örneğin; Çok yorucu ve stresli bir günün ardından çarpıntınız tuttu, çarpıntınızın sebebini yorgunluğunuza bağladığınızda hissedeceğiniz kaygı ile çarpıntınızın sebebini kalp krizi geçiriyor olmanıza bağladığınızda hissedeceğiniz kaygı arasında çok büyük bir fark olacaktır. Bu sebeple, hissedilen kaygıları azaltmak için alternatif (Yaşanan duruma getirilebilecek ve kaygıyı azaltacak farklı yorumlar) düşünceler bulmak gerekmektedir. Bu durumda, kişinin kaygısı işlevselliğini yoğun bir şekilde etkilemiyorsa ve düşüncelerinde değişikliğe gitmeyi hedefliyorsa bilişsel davranışçı psikoterapi, nefes ve gevşeme egzersizleri etkili olmaktadır. Eğer kişi çok yoğun bir şekilde kaygı duyuyorsa ve işlevselliğiyle ilgili problemler yaşıyorsa ilaç tedavisi ve psikoterapi birlikte yürütülmelidir.

Elif Saral kimdir?

7 Ocak 1993 doğumlu. Hızırreis İlköğretim Okulu, Yahya Kaptan Lisesi’nin ardından Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü bitirdi. Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisansı sonrası Kocaeli Üniversitesi’nde Pedagojik Formasyon aldı. Çeşitli seminerlere katılan Elif Saral, Balıklı Rum Hastanesi’nde Prof. Dr. M. Özkan Pektaş gözetiminde stajyer psikolog olarak görev yaptı.

Bu yazı toplam 2231 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum