• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Kocaeli 13 °C

Areda ile ilk çalışma: Tramvay anketi

İsmet ÇİĞİT

Bizim şehrimiz,  bilimsel manada kamuoyu araştırmaları yapan bu konularda uzmanlaşmış kişi ve şirketler açısından son derece zayıftır. Hatırlayın 2009 yeril seçim dönemini. CHP ilçelerdeki adaylarını, bizim şehrimizde kamuoyu araştırmaları yapan bir şirketin yapacağı anketle belirleyecekti. Sözde günler süren anket çalışmaları yapıldı. Ortaya sonuçlar çıktı. O dönem, CHP’nin ilimizdeki patronu Sefa Sirmen’di. “Bu anketler yanlış” dedim. “Bu adaylarla hiçbir ilçede seçim kazanamazsınız” dedim. İzmit’te Fikret Toker, Gebze’de Halil Çalık anketlerden çıkmıştı. Aday gösterildiler. CHP seçimde nal topladı.

O dönemde bu anketleri yapan kişiyi ve ekibi çok iyi tanıyordum. İyi niyetliydiler. Yaptıkları anketin sonuçlarından emindiler. Ama CHP kurnaz dolu.  Anketörleri adayların adamları takip etti. Yönlendirdiler.

Bir anket, bir kamuoyu araştırması yanlış sonuç veriyorsa, bu çok tehlikelidir. Yanlış sonuçlar veren anketler, hiç anket yapılmamasından, hiç rapor hazırlanmamasından, eski usul paldır küldür olayların üzerine gidilmesinden çok daha sağlıksız ve zararlı sonuçlar verir.

Ama doğru anket, bilimsel kuralları uyularak işin uzmanları tarafından yapılmış anket. Çok doğru, kesine yakın sonuçlar verir. Onları iyi okuyup, değerlendirerek çok isabetli kararlar almak, çok doğru işler yapmak mümkündür.

………..

Yusuf Akın’ı birkaç yıl önce tanıdım. İzmit’e KOÜ’ye eğitim için gelmişti. Okulu bitirdi. İzmit’e yerleşti. AK Parti’de teşkilat görevlerinde bulundu. Çok zeki,  kendinden emin, yaptığı işte iddialı bir genç adam. Bir süre önce AREDA (Araştırma Eğitim Danışmanlık) isimli bir şirket kurdu. Şirketin merkezi İzmit’te Körfez Mahallesi Şehit Rafet Karacan Bulvarı üzerinde. İstanbul Şişli, Ankara Ulus’ta da ofisleri var. 

AREDA henüz emekleme aşamasında bir araştırma,  eğitim ve danışmanlık firması. Ama kısa sürede yükselmeyi, kendini kanıtlamayı hedefliyor. Birkaç hafa önce Yusuf Akın geldi, “Abi gazete ile çalışmak istiyoruz” dedi. Piyasa araştırmalarıyla ilgili referanslarını gösterdi. Gazete için neler yapabileceklerini, hangi anketleri hazırlayabilecekleri konusunda bir rapor verdi. Üç kez uzun uzun konuştuk. Ben, bu işi yaparken araştırma çalışmalarına, anketlere çok değer veririm. Ama güvenmem lazım. Yapanlara inanmam lazım.

Yusuf Akın’a bunları anlattım. Birlikte çalışabileceğimizi söyledim, “Ama getireceğin raporların herhangi birinde bir küçük hata, bir manipülasyon, yönlendirme görürsem, birlikte hiçbir iş yapmam” diye de uyardım. İlk konu olarak, İzmit’in en güncel sıkıntısı olan “Tramvay yolu inşaatı” konusunu araştırmasını istedim. İzmit halkının nabzının tutulması için istediğim soruları yazdım.

Öyle sanıyorum ki, Yusuf’la birbirimizi anladık. 10 gün içinde bana, çok profesyonelce hazırlanmış,  grafiklerle güçlendirilmiş bir rapor sundu. Bugün AREDA ile yaptığımız ilk ortak çalışmanın raporunu siz okurlarla paylaşıyoruz. Yerel gazetelerin böyle işler yapması, yayınlandıkları kentlerde işini doğru yapan araştırma şirketlerini desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. İleride AREDA ile daha sıkı bir ortak çalışma içinde olacağımızı umuyorum. Bu tanışıklık daha erken gerçekleşmiş olsa, ya da önümüzde zaman olsa; misal KEV için KYÖD; Muhasebeciler Odası kongreleri için kent kamuoyunun nabzını bile ölçebilirdik. Seçim dönemleri yaklaştığında bu tür çalışmaları daha sık yapabiliriz.

Bugün yayınladığımız  “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Tramvay Projesine Bakış” konulu çalışmanın sonuçlarını tam olarak ölçme imkanımız yok. Ama işin çok ciddi yapıldığını biliyorum. Yusuf Akın ve ekibi bu çalışmayı 5-10 Mayıs tarihleri arasında gerçek manada arazide yaptılar. İzmit’in seçmen profiline uygun yaş, sosyal çevre, eğitim seviyesi oranlamaları yapılarak seçilen 1062 denekle(ki bu rakam böyle bir anket için bilimsel uygunluğu sahiptir)  yüz yüze görüşüldü. Hata bu çalışma yapılırken, deneklerin bir kısmının şu sıralar 

devam eden tramvay yolu inşaat çalışmalarından etkilenen kesimden olmasına, bir kısmının şimdilik bu sıkıntıları hıç yaşamayan bölgeden olmasına özen gösterildi.

Ben çalışmanın ortaya çıkarttığı sonuçlara güveniyorum. Bunlar kent adına önemli verilerdir diye düşünüyorum. AREDA’nın yöneticisi Yusuf Akın bizzat çalışmanın içinde yer aldığı için konuya çok hakim. Bana şunları anlattı:

“-Tramvay yolu çalışması nedeniyle her gün evine ya da işine giderken sıkıntı çeken insanların bulunduğu bölgelerde memnuniyetsizlik çok yüksek. İnsanlar, biz bu kadar sıkıntıyı çekiyoruz da iş bitince değecek mi diye düşünüyorlar. Arazide açıkça gördük ki, İzmit halkının önemli bir bölümünün Tramvay projesi hakkında detaylı bilgisi yok. Bir kısmının hiç bilgisi yok. Kenti bilgilendirmek konusunda da bir eksiklik var.”

Anketle ilgili raporu dikkatle inceledim. Beni şahsen en çok sevindiren  sonuç ne oldu biliyor musunuz?. Bu ankete katılanların yüzde 90’ından fazlası, “İyi ki tramvay yolu Yürüyüş yolu zerinde yapılmadı. İyi ki Yürüyüş yolu bozulmadı, çınarlar zarar görmedi” demişler.

Bu konuda proje başlamadan önce çok çaba harcamıştım. Başkan Karaosmanoğlu da her zamanki sağduyusu ile kentin bu hassasiyetini sezmiş, çevresindeki bazı kişilerin ısrarına rağmen tramvay yolunu Yürüyüş Yolundan geçirmekten son anda vazgeçmişti.

Evet, ilimiz merkezli, kendi alanında iddialı Areda firması ile ilk ortak çalışmamızın sonuçlarını bugün yayınlıyoruz. Elimin altında Yusuf Akın gibi konunun uzmanı, işini çok ciddiye alan ve firmasını büyütmek için doğru, düzgün işler yapması gerektiğini çok iyi bilen bir genç uzman var. Kentle ilgili pek çok konuda, Areda’nın uzmanlığına başvurup,  kamuoyuna öylesi ciddi araştırmaları sunmanın gayreti içinde olacağız.

İlimizde faaliyet gösteren, kendi durumunu, pazardaki değerini ölçmek isteyen ciddi firmalara da AREDA’yı tavsiye ederim. Firmanın İzmit Ofisi adresi: Körfez Mah.Şehit Rafet Karacan Bulvarı, Eren Ap. A Blok Kat:2. Ofis telefonu ( 331 10 20).

Dün sabah açılmış olmalıydı

Büyükşehir Belediyesi, D-100 İzmit geçişinde büyük işler yapıyor. Büyük da para harcıyor. Ama hiçbir iş,  kent halkına verilen vade içinde tamamlanmıyor. Ben, her gün, D-100 İzmit geçişinde çalışmanın yapıldığı bölgeden en az iki kez geçiyorum. Bir süre önce Sayın Başkan Karaosmanoğlu ile bir araya gelmiştik. Açık açık, “Başkanım, bu firma gevşek çalışıyor. Az adamla çalışıyor. İşi uzatıyor” demiştim. Aynı masada Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, Başkan Başdanışmanı vardı. Bana itiraz ettiler, “Bizim en iyi müteahhitimiz. Hiçbir iş yavaş gitmiyor” dediler. Başkan Karaosmanoğlu, onların sözünü kesmiş, “İsmet’i dinleyin. Adam gözlem yaptığını söylüyor” demişti.

Bir kez daha haklı çıktım. Aslında Symbol önünde yapılan köprülü kavşak ve yol düzenleme inşaatı çok yavaş gitti. Kavanlar köprüyü zamanında bitirdi, ama Büyükşehir müteahhiti aylarca geciktirdi.

1 Mayıs günü, bu yolun İstanbul’a gidiş yönünde yaklaşık 5-6 yüz metrelik alanda yeni bir çalışma başlatıldı. Büyükşehir Belediyesi’nin bu çalışma ile ilgili yayınladığı resmi bir duyuru var. Sakladım. 30 Nisan günü Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı yazılı açıklamada şöyle deniliyordu:

“- D-100’ün bir bölümü 1 Mayıs günü itibariyle kapatılacak. Trafik yan yoldan verilecek. Kapatılan yol 22 Mayıs günü açılacak.”

Koskoca Büyükşehir Belediyesi mühendisleri var. Uzmanları var. O işi yapan müteahhite oluk gibi para veriyor. Yolun bu kesiminde çalışmanın başlamasından bu yana afet olmadı, tufan olmadı.

Dün günlerden 22 Mayıs’tı. Büyükşehir Belediyesi, kendisini bağlamış, söz vermiş. Dün sabah o yolun açılmış olması gerekirdi. Bir vade daha tutmadı. Aslında dün yine baktım. İş büyük oranda bitmiş. Biraz müteahhit elini sıkı tutsa, biraz Büyükşehir yetkilileri “Arkadaşlar biz halka söz verdik. Bu yol bugün açılacak” diyebilse, dün sabah o yol açılmış olurdu. Beki dün gece çalışıp, bu sabaha yetiştirmiş olabilirler.

Ama benim gözümde bir vade daha tutmamış oldu. Büyükşehir “1 Mayıs’ta çalışma başlayacak, 22 Mayıs’ta bitecek” demişse, bu sözünün tam zamanında yerine geldiğini görmeliydik. Olmadı, yapamadılar. Ben yine haklı çıktım. Ama emin olun üzülüyorum.

YAPIN ŞU YAYA GEÇİTİNİ

D-100 İzmit geçişinde,  Yahya Kaptan Kavşağı ile Köseköy kavşağı arasındaki 3.5 kilometrelik bölümde ne yaparsanız yapın. Yahya Kaptan kavşağında bir yaya köprüsü yapmaz, bu kavşaktaki yayalar için kullanılan trafik ışıklarını kaldırmazsanız, hiçbir iş fayda sağlamaz.

D-100 Yahya Kaptan kavşağından araçlar giriş-çıkış yapamıyor. Ama mecbur, yayalar için ışıklar var. Bir Suriyeli mendilci çocuk geliyor, bu ışıkların düğmesine oyun olsun diye basıyor. Koskoca D-100’ün Ankara gidişi, İstanbul gidişi, bu Suriyeli çocuk oyun oynasın dile duruyor. Büyükşehir Belediyesi yolun bu kesimine 80 milyon TL’den fazla para harcadı. Ama hala Yahya Kaptan kavşağına ışıkların kalkmasını sağlayacak bir yaya köprüsü yapamadılar.

Her fı4rsatta karşılaştığım yetkiliye soruyorum: ”Yapacağız, proje hazır” diyorlar. E başlayın; yapın da şu yol bir rahatlasın artık.

Sedaş’ın dikkat etmesi gereken konu

İlimizin elektrik dağıtımını yapan Sedaş, bundan 2-3 yıl önceki Sedaş değil. Bu şehir, elektrik konusunda da çok sıkıntılar yaşadı. Sedaş, umursamazdı. Sedaş, daha çok kazanmak için bakım-onarım ekiplerini zayıf tutuyordu. Hem çok sık arıza yaşanıyor, hem elektrik kesildiği zaman, yeniden kolay kolay geri gelmiyordu. Çok bağırdık. Çok isyan ettik. Sedaş, kendisini toparladı. Şebeke yenileme çalışmaları yapıldı. Bakım-onarım ekipleri güçlendirildi. Artık eskisi kadar büyük sıkıntılar yaşanmıyor.

Ancak, bir konu var. Sedaş hala kent halkına karşı saygısız ve özensiz davranıyor. Şimdi bu aylarda elektrik hatlarında bakım-yenileme çalışmaları yapılıyor. Girin Sedaş’ın internet sitesine, bakım-onarım çalışmaları nedeniyle nerede ne zaman elektrik kesintisi yapılacağına dair program görürsünüz. Şu gün, şu saatler arası, şu bölgede elektrik kesilecek diye duyuru yapılıyor. Ama o gün o saatte, o bölgede elektrik kesilmiyor.

Sedaş bu sorumsuzluğu geçmişte de yaptı. Oysa, elektrik dağıtan şirket bir bölge için kesinti duyurusu yaptığında, insanlar kendilerini buna göre ayarlıyor. Elbette en iyisi elektriklerin hiç kesilmemesi. Ama bir onarım yapılacaksa, bu nedenle bir bölgede elektrik kesilecekse, bu konuda açıklanan programa uyulması lazım. İnsanlar işlerini Sedaş’ın elektrik kesintisi programına göre ayarlıyor. Buna göre personelinin mesai saatlerinde o gün için değişiklik yapıyor. Ev hanımları varsa çamaşırını, bulaşığını bu duyuruya göre yıkıyor. 

Sonra bakıyorsunuz elektrik kesintisi falan yok. Sedaş, açıkladığı programa uymuyor, daha sonra kafasına göre bir gün elektriği kesip o bakım-onarımı yapıyor.

Bir elektrik idaresi veya su idaresi bazen, sistem daha iyi işlesin diye kesinti yapabilir. Bunu halka duyurmuşsa, o belirttiği saatler içinde kesintiyi yapması, işini bitirmesi gerekir. Sedaş bu konuda son derece duyarsız. Umarım bu önümüzdeki yaz sezonunda bu konuya özen gösterirler.

Hayırlı olsun; artık Başkanlık Sistemi fiilen başlamıştır

Dün televizyonlardan AK Parti büyük kongresini izledim. Son derece coşkulu, düzenli bir kongre yaptılar. Ben şahsen, Davutoğlu’nun 20 aylık Başbakanlık dönemini başarılı buluyorum. Ama Binali Yıldırım’ın Başbakanlık döneminin daha başarılı, daha hareketli geçeceğini tahmin ediyorum.

Belki, Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda geriye gideriz. Ama yatırımların hızlanması, terörle mücadele konularında Binali Yıldırım dönemi daha başarılı olabilir. 

Öteden beri “Başkanlık sistemi” konusundaki tartışmalarda, bu sisteme karşı çıkanlardan biriyim. Bir ülkede yönetimde devrim yapacak bir sisteme, sadece “Bir adam Başkan oldu. Biz olamayız” mantığıyla karşı çıkılmasını da çok yanlış buluyorum. Aslında Recep Tayyip Erdoğan halkın oyuyla, üstelik birinci turda Cumhurbaşkanı seçildiği anda Başkanlık sistemine geçilmişti. O seçimlerde CHP ve MHP ortak aday çıkarttılar. Halbuki CHP ve MHP kendi adaylarını çıkartmış olsa, büyük olasılıkla Erdoğan birinci turda seçilemeyecekti. İkinci turda yine seçilirdi, ama bu tablo bile fark yaratırdı.

Erdoğan, Türkiye’deilk kez halkın seçtiği Cumhurbaşkanı oldu. Şimdi, mevcut Anayasa ile, bu fiili durum birbiriyle örtüşmüyor. Yıldırım’ın Başbakanlığı ile birlikte zaten fiilen Başkanlık sistemine geçilmiş oldu. Bu tabloyu Anayasa’ya uygun hale getirmek, Türkiye’de siyaset yapan herkesin sorumluluğudur. Sırf halk tarafından yanlış anlaşılmaktan korkarak HDP’lilerin dokunulmazlığını kaldıran değişikliğe destek veren CHP’nin, gündemde bulunan “Partili cumhurbaşkanlığı” modeline de,  üzerinde hayati düzenlemeler yapmak koşuluyla Meclis’te onay vermesinin doğru olacağını düşünüyorum.

Uğraşmayalım yeni referandumlarla. Daha fazla bölünmeyelim. Daha fazla siyasi kavga ile zaman kaybetmeyelim. Zaten CHP’nin bir şeyleri değiştirecek, engelleyecek gücü yok. Bahçeli liderliğindeki MHP de, AK Parti’nin ipine sarılmış durumda. Şu Partili Cumhurbaşkanlığı konusu da Meclis’te çözülsün, Türkiye artık önüne baksın diye düşünüyorum. 

Bu yazı toplam 2115 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37