1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Arı gibi çalışmak, insanlara değil sadece arılara mahsustur
Arı gibi çalışmak, insanlara değil sadece arılara mahsustur

Arı gibi çalışmak, insanlara değil sadece arılara mahsustur

İnsanoğlunun ne kadar bencil, aslında ne kadar asosyal olduğunu çok basit bir yaratık olarak gördüğümüz arılara bakarak anlamak mümkündür. Çalışıp üretmek de aslında insanlara değil, arılara özgü

A+A-

İnsanoğlunun ne kadar bencil, aslında ne kadar asosyal olduğunu çok basit bir yaratık olarak gördüğümüz arılara bakarak anlamak mümkündür. Çalışıp üretmek de aslında insanlara değil, arılara özgü bir kavramdır. Arı gibi çalışmak sözü, arıların çalışkanlıklarına atıfta bulunur, ama insanların çalışkanlığını ifade etmez.

Peki arı denilen bu yaratığın ne gibi özellikleri var?

Ne gibi özellikleri yok ki!

500 gram bal için arılar, 3 milyon 750 bin defa çiçeğe konup kalkıyor. Bir kg bal için ise 40 bin tane arı, 6 milyon çiçeği dolaşıyor. Bal arıları bir peteği doldurabilmek için 100 milyon çiçeğin nektarını emiyor ve 100. 000 km kanat çırpıyor.

Bu deli çalışmanın arasında, dönüp “öbür arı benim kadar dolaşıyor mu?” diye kontrol gereği de duymuyor.

Birbirlerine tam bir güven içinde sadece hedeflerine odaklanmışlar!.. Neredeyse kölesi olduğumuz bilgisayar saniyede 16 milyar aritmetik işlem yaparken, bilgisayarın doğadaki rakibi bal arıları bu sürede daha az enerji harcayarak 10 trilyonluk işlem yapmakta.

Bir koloninin pazarlanacak 1 kg bal üretmesi ve yaşamını sürdürebilmesi için, 8 kg bal tüketmesi gerekiyor.

Bu da koloninin 6 kez dünya çevresini dönmesi demek...

Onlar bu işi canla başla yapıyor ve genetik olarak nesilden nesile aktarılmış bir tembellik asla söz konusu olmamış!

Bu arı cumhuriyetinde cinlik yapmak için “birkaç gram bal da kendime saklayayım” diye peteği hortumlayana da şimdiye dek rastlanmamış.

Hepsi güneşin “kalk” ziliyle çalışmaya başlayıp, güneşin “paydos” ziliyle dinlenmeye çekiliyorlar.

Hiçbir arı, “kraliçe hanım işin kaymağını yiyecek diye ben geberene kadar çalışmam abi...” de dememiş, kovandan çıkınını alıp başka yollara düşüp başka bir kovanda cumhuriyet kurmayı da düşünmemiş!

Karşı kovandakileri kıskanıp o peteğe dadanmamış!

Her bir petek gözünün altıgen prizma şeklinde inşa edilmesi esas peteğin direncini sağlıyormuş. Bu nedenle kilolarca balı rahatlıkla taşıyabiliyor.

“Gerçekten de en az balmumu harcayarak, maksimum ölçüde bal depolamak için en uygun şekil, arıların inşa ettiği altıgen prizmadır” diye onaylıyor fizikçiler.

Hadi bakalım arılardan özür dileyelim, onlara “hayvan” dediğimiz için. Elin hayvanı düzen tutturmuş, milyon yıldır hayatına fesat sokmadan sürdürüyor yaşamını.

Arıların “ayıkla pirincin taşını” diye bir sözleri de yok. Başka arıların yaptıklarını, onlar hayatlarını kısıtlayarak temizlemek zorunda değiller!..

Siz hiç arıyı sokan bir arı biliyor musunuz?

Bu haber toplam 1610 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.