• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli 8 °C

ARKADAŞ İLK DEFA UÇAN KEÇİ GÖRÜYORUM

İbrahim ELGİN

             Bir babanın kötü huylu bir oğlu varmış. Babası bir gün ona bir tahta ile içi çivilerle dolu bir torba vermiş. Demiş ki oğlum “arkadaşlarınla kavga edip, tartıştığın zaman her seferinde  bu tahta üzerine bir çivi çak” ve tahtaya hiç çivi çakmadığın gün bana gel demiş. Genç daha birinci günde tahtaya tam otuz beş tane çivi çakmış. Sonraki günlerde kendi kendini kontrol etmeye çalışmış ve her geçen gün tahtaya daha az çivi çakmaya başlamış.  Ve nihayet bir gün gelmiş ki tahtaya hiç çivi çakmamış. 
                  Babasına gidip “babacığım artık tahtaya hiç çivi çakmıyorum” demiş. Babası da ona “ bugünden itibaren tartışmayıp, kavga etmediğin her gün için tahtadan bir çivi sök” demiş. Günler geçmiş ve öyle bir gün gelmiş ki tahtadaki bütün çiviler sökülmüş. Babası oğluna “aferin oğlum iyi davrandın ama bu tahtaya dikkatlice bir bak artık tahta üzerinde çok delik var. Geçmişteki gibi güzel görünmüyor” demiş. “Arkadaşlarınla tartışıp, kavga ettiğin zaman ağzından kötü ve kırıcı kelimeler çıkar.
                  Her kötü kelime karşındakinde bir yara yani delik bırakır. Arkadaşın sana bin defa seni affettiğini söyleyebilir ama bu delik aynen kalıp kapanmayacaktır” der. Bir baba oğluna ancak bu kadar güzel nasihat edebilir. Birbirlerimizle olan ilişkilerimizde karşımızdakileri kırmamak ve gücendirmemek adına ağzımızdan çıkan sözlere acaba ne kadar dikkat ediyoruz.
          Aslında çoğu tartışmalarımız karşılıklı inatlaşmalarımızdan çıkıyor çoğu zaman. Bazen de karşılıklı öyle komik durumlara düşüyoruz ki anlatamam. Hani anlatılır iki arkadaş dağda yürürken bir kayanın tepesinde bir karartı görürler biri derki bu kartal, öbür arkadaşı da hayır bu dağ keçisi diyerek tartışmaya başlarlar. Onlar tartışırken o karaltı birden havalanır kartal diyen arkadaşı bak gördün mü? Benim dediğim doğruymuş kartalmış deyince, inandın da ısrar eden öbür arkadaşı hemen cevabı yapıştırarak. Valla arkadaş ilk defa uçan keçi görüyorum diyerek kartal olduğunu gördüğü halde inadında ısrar eder. Hadi buyur buradan yak diyesi geliyor insanın bazen.       
          Tabi ki bazı zamanlar birbirimizle tartışmalarımız da olacak ama lütfen bu tartışmalar esnasında birbirimizin bir daha yüzüne bakamayacak sözleri sarf etmeyelim. Çünkü söz ağızdan çıkmadan siz sözünüze hakim olabilirsiniz. Ama bir kez de o söz ağızdan çıktı mı o söz sizin hakiminiz olacaktır bunu hiçbir zaman unutmayın. Söyleyeceğimiz sözlerinde nereye gideceğine de dikkat etmek lazım. Çünkü düşünmeden söylenen bir söz nişan almadan ateş etmeye benzer başınızı çok ağartabilir ona göre. Yaşadığımız bu hayatı o kadar uzun zannetmeyin hayat dediğiniz bir bardak çay, insan ise çayın içinde bir şeker, karıştırdıkça hayattan tat aldığını sanırsın oysa ki hayatın seni erittiğini ancak çayın bitince anlarsın. Belki de daha çayımız bitmeden tak tak diye kapımız çalınabilir. “Kim o?” Diye sorarsın. 
                “Hadi hazırlan gidiyoruz” denir. “Sen kimsin nereye gidiyoruz” dediğinde. “sıran geldi artık gerçek evine gidiyoruz” denir. “Gerçek ev nedir? Sen kimsin?” diye sorduğunda “ben Azrailim hadi gidelim fazla oyalanmayalım” der. “Dur bir dakika bir sürü yarım kalmış işim var” dersin. “Oda işler yarım kalmaz onları birileri tamamlar der”. “Çocuklarım var onlar ne olacak daha çok küçükler” dersin. Oda “sen olmadan da büyür onlar, hadi bekliyorlar gidelim” der. “Bekliyorlar mı, onlarda kim? Gidince görürsün” denir.
                “Tamam gidelim ama bir sürü kalbini kırıp gönlünü alamadıklarım var, çok iyiliğini görüp karşılığını veremediklerim var, anlayacağın borçlu da gitmek istemiyorum”. “Bunu zamanında düşünseydin.” “Zamanında mı? İyi de ben daha zamanım var sanıyordum.” Ya işte hayat böyle bu bir gün bitecek. Aslında hepimiz aynıyız. Zaman dediğimiz şey içinde bulunduğumuz andır. Bunun ötesi yok. Bugünü yaşarken, hep yarın var gibi davranıyoruz.                
                   Üniversite de ders esnasında hoca talebelerine çocuklar aranızda ölümcül bir hastalığı olan var mı diye sorar. Talebeler birden şaşırarak hep bir ağızdan yok hocam aramızda hiç birimizin Allaha şükür ölümcül bir hastalığı yok derler. Hoca devam eder. Peki aranızda bir dakika sonra ölmeyeceğini garanti eden biri var mı der. Talebeler yine hep bir ağızdan yapmayın hocam kim bir dakika sonrasını garanti edebilir ki derler. Hoca devamında bir dakika sonramızı garanti edemiyorsak öyleyse hepimizin bir ölümcül hastalığı var demek ki der. Bir hocanın talebelerine ölümü hatırlatma adına ne kadar güzel bir izah şekli değil mi.
               

Hayatlarımız çoğu zaman hay huyla geçiyor. Belki birçoğumuzun hayatta çok önemli işleri olabilir ama bunun yanında bir sürü de önemsiz hayaller kuruyoruz. Deniz kenarında kumdan yaptığımız şatolar bir gün denizden gelen kuvvetli bir dalgayla eninde sonunda denize karışacak başka yolu yok. Aslında her gün cenazesine katıldığımız birileri bize uyarı. O mezarlıkta yatanların hepsinin bir gün sonra çok önemli işleri vardı belki ama olmadı maalesef yetiştiremediler. Şimdi belki gitmiyoruz ama her an gidebiliriz. Azrail bir gün bize  şöyle diyebilir mi acaba  ne dersiniz“ Bir daha geldiğimde önünde fazla umut, arkanda pişmanlıkların olmasın olmaz mı” Herkese iyi pazarlar…

Bu yazı toplam 1059 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Her şey kuralına uygun yürütülüyor
  • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37