DİĞER HABERLER
- Dereler bitti, göletler gidiyor
- AKP’de son hafta heyecanı
- Selvi ve Güneş birlikte dolaştı
- Pazar ve pazartesi sağanak yağış var
- Seka Devlet’te Koroner Yoğun Bakım Ünitesi
- “Bayanları camiye bekliyoruz”
- Fiyat artışı durdu
- Cem Bialetti’de anlaşma sağlandı
- Konservatuarda başvuru süresi 24 Eylül’e uzatıldı
- İSU’nun İzmit Şubesi yeni binada faaliyette
- Gebze Center açılıyor
PERDE ARKASI HABERLERİ
- Davayı kazandı ama parasını alamadı
- İftar kuyruğunda yankesiciler var
- Muhtar Vekili: “Hafta sonunda açık olmak zorunda değiliz”
- Mandıra Muhtarı: “İddialar yalan”
- Çarşı Yapı’da 30 bayrak
SPOR HABERLERİ
- Alp düşünceli
- Hamza Mutlu 86, Gökhan 14 giyecek
- Önce kupaya kalması için uğraştı sonra eledi
- Gebze’de işler karışık
- İrlanda Baltürk Otel’de
EN ÇOK OKUNANLAR
- Tokat’taki kazanın acısı Alikahya’ya düştü
- İnanılmaz soygun
- 500 TL’sini geri almak için bütün gün uğraştı
- Önce İstavrit ile Sardalya geldi
- İzmit’te bağbozumu
EN ÇOK YORUMLANANLAR
Masal devam ediyor...
Cumhuriyet’ten Hatice Tuncer’in Kıraç’la yaptığı röportajı okurken, çeşitli duygulara kapıldım, çocukların dünyasına gidip geldim, bir kenti sevmenin güzelliğini yaşadım. Halk ezgilerine ayırdığı Garbiyeli albümünde türküleri tek gitarla okuyan Kıraç’ın bir sözü, röportaja başlık olmuş: “Türkü söylüyoruz, demek ki hâlâ masal var...”
Kıraç, halk müziği sevgisinin köklerini anlatırken, çocukluğuna gidivermiş:
“Çocukluğum, Kahramanmaraş’ta geçti. Annem bir ev kadını. Babam öğretmen okulu mezunlarından. Eski öğretmenlerden. Sınıf öğretmeni ama müzikle çok iç içe bir köy çocuğu sonuçta. Bağlama çalabilen, halk müziğine ve halk kültürüne gerçekten gönül vermiş, çok değerli bir insan. Evde sürekli ailece, tek tek türküler söylenir. Babam Türkiye’nin tüm türkülerini bir duyuşta hangi yöreden olduğunu söyleyecek kadar bilir. Hikayelerini çok önemser. Böyle bir ortamda, Maraş’ın yerel güzelliği içerisinde büyüdüm. Masalsı bir çocukluğum oldu diye düşünüyorum. Ya da ben masala çevirdim. Şimdi belki de öyle geliyor bilemiyorum. Şimdiki Maraşlı çocuklar orayı bir masal ülkesi olarak düşünüyorlar mı? Hiç bilmiyorum. Daracık sokakları, eski tip evleri, cumbalı evleri çok meşhurdur. Ben Kahramanmaraş’ı bir masal ülkesi olarak düşünürdüm...”
Kıraç, albüme adını veren Garbiyeli rüzgâarına söylenen Maraş türküsünü anlatırken, yine o masalsı çocukluk dünyasına sefer eyliyor:
“Batı rüzgârı anlamına geliyor. Çok soğuk değil fakat o kadar hafif meltem de değil. Birdenbire sertleşiyor lodos gibi ama o kadar da sert değil. Bu rüzgârın getirdikleri çok önemliydi çocukluğumda. Maraş Ahır Dağları’nın eteklerine kurulmuş. Ceylan Nehri’ne giderdik. İster çimin, ister balık avlayın. Herkes birbirine biraz daha eşitti sanki. Yokluksa herkeste yokluk, varlıksa herkeste varlık. Yalınayak tüm Maraş’ı dolaşırdık. Ayağımıza çivi batsa acıdan değil annemizden yiyeceğimiz azardan dolayı ağlardık. Bir kız çocuğumuz olacak ama şimdi çocuklar o kadar kırılgan ki sokağa bırakamam. Maraş’a giderse bırakırım herhalde...”
“Türkü” diyoruz. Peki, türkü nedir? Kıraç, bu soruyu şöyle yanıtlıyor:
“Türküleri bir müzikçi olarak gördüğümüzde anlayamayız. Türküler müzik olsun diye yapılmış şeyler değildir. Çıldırma, başkaldırıştır. Ölümü göze alarak yakılmıştır...”
* * *
Ömrümüz de bir masal. Yaşarken olduğu gibi, ölümden sonra da masal devam ediyor... Hafta içinde iki değerli arkadaşımızı, dünya iyisi iki insanı yitirdik... Remzi Çakar’ın ölümüyle kapıldığımız üzüntü tazeyken, bu kez Ömer Türkçakal’ın ölüm haberiyle sarsıldık...
İki dostumuzu bütün iyi dileklerimizle uğurladık. Şimdi onlar için de masal devam ediyor. Onları hiç unutmayacağız, çünkü masal unutulmaz. Masal onlarla birlikte hep dilden dile dolaşıp duracak...
Diğer Yazarlar
Yazarın Diğer Makaleleri
Yayınlanma tarihi öğrenmek için kursörünüzü makale başlığı üzerine götürerek bekletiniz.- Gerçek Müslüman olabilmek...
- Düzenin düzenli tutumu...
- Domatesi ekmek arası yer misiniz?
- “Anayasa oylamasında “Evet”derseniz her şe...
- KASK’ı kov, sonra da “İzmit’te sanat var” ...
- Bir şair ve bir kitap
- Bu bozuk düzene EVET mi, HAYIR mı?
- Bir masal: ÇED ve Cevat Çetin
- BDP liderinden Bakan Çiçek’e ‘hükümet sünn...
- Bir “Bozguncu” (!) Hoca...




Yazar Hakkında
Yazıcı için
Yazara e-posta gönder


